Sonsuz bucaksız kabul edilen evrende her kişi kendincelerinden iradesi imkanı azmi gücü kararlılığı inancı gayreti hüneri sorumluluğu aklı fikri vicdanı cesareti özgürlüğü nispetinde yaşadığı ve yaşatabildiği dünya ortam genişliği huzuru güvenliği ve mutluluğu kadardır .
Şöyle ki..
Tıka basa yaşadığın odalar çevreler alanlar ve ortamlar dar baskın boğucu ufak bölük pörçük ve küçükse, kendi hayat genişliğin, düşünce ufkun, rahatlık güvencen, mutluluk kaynağın ve hayal dünyan da o kadar donuk tutuk bozuk köhne yıkık yorgun bulanık karışık ve berbattır ‘ … diyor veya demeye getiriyor Ezilenler’in daha ilk satırlarında Dostoyevski.
Bence de , okuduğunuz kitap, dinlediğiniz müzik, dinleyerek içselleştirip konuştuğunuz söz yazı sohbet muhabbet eğer akıcı ve çekici dille örülü kuruluysa sizi istediği gibi dilediği yere yola ilişkiye ortama yere götürür gösterir veya göstermek istemediğini sizden saklar ve yönetir.
Satrançta tutuklandığı nazi sorgulamaları sırasında sorguculardan birinin cebinden çaldığı satranç kılavuz kitap sayesinde kafeste boğulduğu hiçliği tutunabilecek kadar hayata kazandırmak için çarşaftan satranç tahtası ve ekmek kırıntılarından oyun figürleri yaparak bütün yazılı oyunları ve hamleleri ezberler. Bu da zamanla can sıkıcı hal alınca kendi kendini ikiye veya siyah beyaza bölerek aklını yitirecek çılgınlıkta , uyku aralarında dahi kan ter içinde kalacak, bardağı uzanıp kavrama yeteneğini odaklandığı travma kabusunda yitirecek ve yıkılıp devrilene kadar zarar vermenin cinnet derecesinde kendini bozguna uğratmaya azıp manyaklaşacaktır..
Aslında bu gizli intihar döngüsünü Zweig, kitap yazma veya illa bir şeyler yazma baskısına her sanat dalında kendini en iyisini yapıp üretmek kıskaç kelepçesine mahkum edenlerin çokça yaşandığı korkunçluğu kendinden bilip tanıdığı şablondan özetle,Satranç oyuncularının hikaye dramına aktarıp uyarlamıştır bir gemi yolculuğu öyküsüyle yazdığı SATRANÇ adlı romanda yine kendisini Amok Koşucusu’n daki gibi anlatıcı olarak başrole alan Stefan Zweig.
Vahşi, kendinden geçmiş, kendi kendini imha etmek için satranç komasına girerek ölmedikçe ordan çıkamayan; dünyadan izole, eşyasız, mobilyasız, kirli, kapalı, karanlık sadece baktığı zaman yangın merdivenini gören tek pencereli bir hücrede yaptığı muhasebecilik döneminde Hitler Gestapo’ sunun farkında okudukları fakat nereye aktarıldığını bilmedikleri para kaynağına ulaşmak için toplama kamplarına değil , özel mahkumiyet hücresine kapatarak aylarca sorguladıkları zindan bir yerde tam da yaşama son anda sayesinde tutunduğu ve artık bilindik oyunların tatmin etmediği kendi kendini yenmeyi keşfe çıkan satranç derinlerine daldığı yerden çıkamayıp ölüme gidecekken, sorgucuların farkına varıp yatırdıkları bakımlı klinikte aylar sonra sanki ölmüş de yeniden dirilmiş gibi yeneden içmeden kesilen bayılma travması sonrasında başucunda duyduklarına inanamayarak yavaş yavaş usulca ve temkinle gözlerini açarak karşısında duran hemşireye sevindiği, ilk defa kadın görmüştür Dr.B.
Aslinda niye nasil nerde kimlerle ve hangi maksatla gibi soru zamirlernini ve tümcelerinin karsiligini bilmemis ve bulamamis olanlar, OT GiBI bile yasamamis olmaktan dünya hayatinda kayda deger varlik gösteremedikleri sebebiyle dogduklari günden itibaren kendi prangalarinin corak boslukta sürünerek kendilerini ölüm siparisli mahrumluga mahkum ederek hic bir yasamsal farkindaligi gelismemisligin müebbet gardiyanligini tarih ve takvimlestirirler.
Sifirla baslayip sifirla biten hiclik ve sonsuz karalik hücresidir böylesinin burasi ve bir sekilde her sabika dosyasini müeyide karsilii olan anlamlandirilabilen bütün cezai ilslemlerin yaptirimini en sapkin yahut acimasiz infazini türlü gerekceler kabuguyla üstü örtülüp kapatilabilinirken, kendi sahsi itibarinda ve hayatinda anlam degeri, kisilik öznesi, yasama sevinci, gereklilik sebebi, iliski cevresi, aidiyet bagi ve farkindalik bilinci olmayip, kendi kendinin idam kararini her gün ve bütün hayati boyunca ölüp ölüp dirilerek azgin kötülüklerin sürükledigi cöplüge kayitsiz ilgisizlikle var mi yokmusu belirsiz kokusmus cürümüslük birikintileri yigarak, bataklik akintisina cesetlesmis cürümünü terketmis olanlar icin hic bir gerekceli ve aciklayici sicil ve künye kaydi yoktur. Cünkü her yasam döngüsünde en kötüsünün kötüsü, kendi varligina katlanamayacak ve tahammül edemeyecek derecede hic bir seye ilgi merak samimiyet sicaklik sevgi saygi cosku sorumluluk yakinlik istek arzu haz tutku ve heyecan duymayacak derecede kendini intihar günlügüne esir eden degersizlige mutsuzluga yenilmislige farkindasizliga hüküm giymis olmasidir insanin.
VIKTOR HUGO….
Edebiyatta klasikcilerin monoton sig yüzeysel soyut mahremli -yasakli örtülerle etraftan dolanarak hayati ve insanlari birbiriyle iliskilendiren; beklenileni yazmanin ötesinde her seyi yasak günah haram gecersiz degersiz ve kusurlu görenlere karsi tabir yerindeyse insani hayati toplumu ve sonsuz evreni bir ve beraber görebilen ucsuz bucaksiz DUYGUDASLIK hissiyle sorgulayan ve yolunda gitmeyen her türlü sapmalara akil fikir mantigiyla cevaplar arayan ROMANTIZM, akiminin kale isimlerinden biridir.
Fransiz dDevrimi`ile sloganlasmis olan Özgürlük, Esitlik ve Kardeslik söylemlerini sembolik soyutluktan cikararak bütün ONDOKUZUNCU YÜZYIL arastiran kesfedenleri gibi gercek deger karsiligindaki sosyal siyasal ve kültürel hayatin yaygin yerlesik ve somut dolasim degeri haline gelmesinde en büyük katkiyi sunmustur. Öyle ki siirle basladigi Edebiyattan önce, Napolyo`nun en seckin generallerinden biri olan babasinin görev yerleri sayesinde Fransiz Kralligi`nin -bugünkü Fransa`nin sinirlarini asan -hükmündeki bir cok yeri gezdigi sirada insanlari, yasamlari, kültürleri, olaylari ve iliskileri yerinde gözlemleyip hayat ve bilgi birikimi sahibi olmus, Oradan biriktirdikleriyse yazdiklarina alt yapi kaynakligi etmis. Yasadigi OnuncuCharles, Ücüncü Napolyon dönemlerinin agir baskici zorba ve keyfine buyruk acimasizligini, sorunlarini ve celiskilerini isleyen Tiyatro Oyunlarinin cogu klasikcilerin de aleyhte dalkavukluguyla sahneye konmadan yasaklanmis. Bir Idam Mahkumunun Son Günü, Notr Damin Kamburu ve Sefiller`i yazmasi ülkede büyük sosyal calkantilara ve ilgiye sebep olmus. Bu ilgiden dolayi gördügü yogun takip ve baski yüzünen bir ara Ingiltere`de yasam sürdürmüs. Ücüncü Cumhuriyet`in ilaninda törenlerle karsilanarak geri dönmüs fakat Karl Mark`sin Sosyalist Devrim provasi olrak arihin sahnesine koydugu PARIS KOMiNi´ni yendikleri Fransiz Krali`yla isbirligi yaparak bastiran BiSMARK`in Prusya Birligi`ne karsi cikarak Ingiltere dönüsü secildigi milletvekilliginden istifa ederek Viktor Hogo, yeniden Fransa`yi terk etmis.
Özetle…: Barınması yer yurt tutması ve yol alması güç Emanet güzergahlarda ödünç yollarda idarelik odalarda ve evlerde hayata tutunabilmenin güç belalarıyla zahmetten tasadan endişeden ve bilhassa sonsuz sınırsız ve sonu gelmeyen kontrolsüz istek heves arzu hayal dilek merak bağlamında kendi kendine üstün baskın gelme dürtülerini kışkırtıp kamçılayarak hırs gayret ve çabalarla zar zor…
İnsanlar genelde bulmak istediklerini merak edip arar sorarlar ve çoğu zaman arayıp sorarlarken hiç ummadıkları yaşamın sihirli hikmetinde olan sırlı gizli saklı bilinmezleri keşfederler.
Barınması yer yurt tutması ve yol alması güç kimi emanet güzergahlarda kimi sarpa yollarda kimi ödünç akıl fikir teselli tembih ve öğünlerde idarelik odalarda, geçici mevsimlerde, akıp giden aylar yıllar senelercesinde ve dünyasını oyalanıp avunulan meşakkatlerde sokaklarda eşyalarda evlerde yoksulda varsılda yoğun kalabalıkta ıssızda yalnızda hayal meyal ömür sürüncemeninde zar zor….ama bugüne kadar olup bitenler ve doğup ölenler, hep sayesinde beslenip barınarak daim devamlılığını akılla fikirle ilgiyle emekle bilgiyle sevgiyle bilinçle kararlılıkla liyakatle ve sorumlulukla yükünü taşıdıkları yaşamı sevk ve idare etmeye topraktan aldığını bozup berbat etmeden yeniden toprağa ekip biçerek, sevincin huzurun muttun duygunun düşüncenin kanaatin ilkenin kuralın aidiyetin dirayetin iradesi ve kıvancıyla süregelen onur itibar ve kıvancın ürünüydü insan ve hayat.
Fakat bugün toprağın damarına karışmadık hiç bir zehir zıkkımı zerrece zarar ziyan etmeyerek toprağın kimyasında topraktan başka her türlü ölüm zulüm kimyasallarının kök salıp canına okuduğu gibi, topraktan olup biten ve ölüsünü toprağa teslim eden insanın da içinde yüzünde dışında sayesinde ruhunda hayalinde ve hayat sürüncemeninde ve bütün yaşam dolaşımında ( benim işim görülsün de başkası sürünsün ölsün düz mantıklı mahluklaşmalarla menfaat ayrıcalık ve çıkar önceliğini kutsayarak sırf mülkten maldan paradan gösterişten servetten konuşan, sanata edebiyata vicdana saygınlığa ve ortak yaşam değerlerine hiç bir merakı ve meramı kalmamış olanlarıyla) toprağa ödeşmişliğin gereği insandan başka her şekil kimyasal, mutsuzluk, cinnet, cinayet, hastalık, hormon, alışkanlık, kibir, fitne, bağımlılık, sapkınlık, doyumsuzluk, şiddet, yetersizlik, hukuksuzluk, bencillik, algılama, hırlama, küçümseme, dışlama, zorbalık, saldırganlık, tahammülsüzlük, zalimlik vardır ve mevcuttur.
OKUMAK…tembih edilmislerle sorgulamasini ve muhasebesini yapmak arasinda gecen bütün hayati devinimlerin organik ve altyapisal bagintisi olan elestiri, tenkit, katilim, gözlemleme, irdeleme, tanima, kesfetme, arastirma, bilgilenme, kavrama, inceleme, duyumsama, algilama, tanimlama tarihin özüne, dünyanin sirrina, sosyallesmenin temel ilkesine, kisilik gelisiminin her türlü insani zenginligine, cagdas uygarlasmanin yol gösterici kodlarina, özgür ve özgüvenli yasama sanatininin bilinmeyenlerine iliskin insani dogdugu kundaktan itibaren hayatini terkettigi son güne kadar kendisini eslik edip katki sunarak sonsuzlugun hafizasinda kayitli veya kayitsiz bellege ve bilince eristiren sihirli serüvenin ta kendisidir.
Okumak, özneyi nesnellestirmekten veya bir baska deyisle her türlü edilgenlige dekorlanmis ESYA ile farkliligini ortaya koyan özgür , nitelikli, birikimli, deneyimli, aktif, etkin, yetkin, tayin edici ve özgün kisilikli karakter sahibi olmayi gelistirip donatarak kisiyi her güdümlü dürtp bagimliliginin her buyruga amade kolayca yönetilen HAYVANLIKTAN CIKARAN sezgi, bilgi, duyum, anlam, kavram, icerik, bilinc, lke, ilgi, algi, tavir, durus, ve bellegi hic bir temsil vekaletine ismarlamaksizin kendi emek ve cabasiyla yasadigi cagin, olup bitenlerin ve evrenin FARKINDALIGINI ve AYIRDIMINA VARMA yetenegini besleyip büyüten sonsuzluk cevheridir . Alfabesi insanlikla esit ve yasit KiTAPTAN okumasini bilmiyorsa, zir cahil korku ve karanliklarin güdümledigi ele güne muhtacligiyla buyrulan her seyin kulu kölesi olmaya bütün hayatini rehin vermis ve hic bir seyi -baskasina danisip sormaksizin acizlik ve yozlasmislik kabugnu asla kiramayarak- kendi gercek özgün degerinde algilayip kavramasi mümkün degildir insanin. Eger ki hic kimsenin kulu kölesi olmaksizin sezen taniyan kesfeden arastiran bilen gören anlayan duyan soran ve sorgulayan özgür iradeli farkindaliklar sahibiyse insan, kendini de beraberinde yasattigi doga, toplum, tarih ve evrenle iliskilendirip saglamasini yapan tanimlamayi ve okumasini yapabildigi her sey kitabin tam ortasindandir. Hic bir muhtaclik kölesi ve kuyrukcisu olmayayarak taniklik ettigi hayattan kendini ve iliskilendigi cevreyi kesfeden cesaret atilganlik ilgi ve merakla bütün bilinmeyenleri OKUYABiLME becerisi, kisiligi donanimli özgürlüge yetistirip gelistiren en dinamik ve zinde zenginliktir. Olmayan ve gelisemeyense her türlü ilkelligin korkunun karanligin hurafe gericilik köktencilik muhtaclikla fanatiklik ve militanlik zincirlerine bagimli; ve hic bir seye akli fikri iradesi kisiligi davranisi durusu ve kararliligi olmayan yozlasmis güdümlülügün sürü bagimlisidir.
Dedikten sonra, son bir dalya yaprakla KITAPTAN KITABA basligina ekten ilaveden degip dokunacak ve konuyu baglayacak olursam..
Sefaletinin kefaletini harcını hakkını onurunu itibarını huzurunu gereğini zorunluluklarını ihtiyaçlarını cesaretini emeğini ve bedelini yaşam kavgasıyla ödeşemeyenlerin çağdaş koşullara ve güncellere özgürleşmesi asla mümkün değildir.
Belki bilirsin belki, anlamazdan bilir bilmeze gelirsin fakat yine de ben yaşam kıskacında mevcutlu hatırlamak istemediklerini söylersem eğer…
Herkesin sanaldan soyuttan ve sahtelerden bulaşık artıklarını yıkayıp parlatarak , hiç eşi emsali kimsede bulunmaz marifetmişcesine kendine siyah beyazı bol, sanatsız sahnesiz bozuk bir saat, buzlu cam manzaralı dünya ve fayans tipi insan çerçevelemeli herkesin bir benzerinden ayrıcalık poz mozaik maskara ve profil ayrıcalıklığı fossurup tozutmakla korku kaygı umutsuzluk çaresizlik gibi endişelerinin ruhsuzluğuna parıltılı nayloncuktan cila çekip, hayata çıkışı olmayan kaçışlarına bariyer kurup, gömüldükleri ölüm mirasına beton döken yeryüzü korkulukları, gerçekliğine özdeş insanlaşmıyor ve hiç kimse kendisi olmuyor maalesef.
Çünkü aklı fikri idrakı algısı iradesi özgürlüğü duygusu düşüncesi karakteri alışkanlığı belleği bilinci cesareti özgürlüğü öz güveni yeteneği liyakati ilgisi merakı ve duyarlılık refleksi her türlü davranış ve kişilik bozukluğuyla her kullanıcısının sömürü soygun ihtiyacına göre gasp edilerek klonlanıp virüslendiğinden beri, yoksunluğunun bütün eziklik değersizlik yitiklik zayıflık hiçlik düşkünlük beceriksizlik ve aşağılık duygularını kendini olduğu gerçekliğin tam tersine sanki kusursuz hatasız güçlü güzel sıradaşı muhteşem heybetli birikimli eğitimli kültürlü alımlı varsıl çekici donanımlı insanüstü yetenekli girişken mükemmellik ve her hüner sahibi başarılıymış gibiliğin dekor maskesine saklayarak söylediği yalana kendi de inanan yapaylık ve sahtelik kozasında yaşarlar. Bu ayarda tüketim ihtiyacına göre formatlanmış Sanalda dönen dolaşanların tümü birbirinin aynısıdır.
Ekim sürüm biçim harmanlama iyilik sağlık mutluluk ambarına konulması istenilen yüklü değerler adına bütün kural kanun kaide araç gereç ve incelikleri gözetilmesine rağmen eğer toprağın verimliliği niyetlenilen emeğe karşılık dermanı gücü diriliği doğallığı canlılığı enerjisi direnci bağışıklığı uygunluğu ve yoksa, elde edilecek sonuç; bütün emekleri haraba giden soyut bir arayışın yer katını ve doruk zirvesini tüm iyimserm çabalarına rağmen bulamayan hazin hüsranlarla kaplı, kendine yenilmişlik ve karamsarlık hasadıdır. Kaderi hiç değişmeze sabit kalan toplumsal ilişkilerde de, hurafelere korkulara gericiliklere cahilliklere sefilliklere acılara bağnazlıklara çürümüşlüklere kendisini adamış alışmış ve kanıksamış her türlü kurak çöl çorak ve verimsizliğe şartlanmış insan kalabalığıyla örülü ve kapalı sosyal toprağa iyimserlik ekme ve kendi katkı payı olmaksızın özgürlüğü huzuru refahı kalkınmayı güveni istikrarı aydınlanmayı çağdaşlaşmayı getirme isteği de, aynı sonuçla bu şekilde ve böyledir.
‘ Her şey haksız kanunsuzluk hükmünde olup bitince, yani yasa kural kaide ahlak onur itibar saygınlık ortadan sökülüp kaldırılınca, hiç bir şey yasa dışı değildir. Yani her yasa dışı olan ve sayılan şey yerleşik hayata sıradanlaşarak çökmüş çullanmış alışkanlığın rutin ve doğal vazgeçilmezi olmuşsa, kaçak zorba haram ve insanlık dışı sayılan her şiddet saldırı dayatma baskı korku taciz ve tecavüz, sosyal hayatın normallerinden olmuştur ‘ diyor Georg Orwell , küresel Globalizm’ in kozmik karargah merkez metropol örgütlenme hücrelerinden biri olan ve giderek denetimli metal kapanmışlığa hayatını kaybeden insanlık cinayetinin ‘ 1984 Londra ‘ sı ‘ üzerine odaklı fakat asıl gizli öznesi Troçkist yanlılığını ortaya koyan Sovyetler’in muhatap alındığı ancak toplam gerçeklikteyse Orwell’ in bile farkında olmayarak günümüz tek kutuplu vahşi kapitalizminin esaret çarkını ve çarmıhını işleyen bilim kurgu ( onca kayıplarla geçmişini hatırlamayan, geleceği olmayan ve bugünün yeri ve tarihi bilinmez her dokunuşu kımıldayışı sesi düşüncesi hareketi peşin proğramlanmış ve bütün insancalarını yaşama yetenekleriyle birlikte yitirmişlerin irade hükmünün değer kıymeti dikkate alınmayarak konulmuş yasak sınırlar dışına çıkma şansının olmadığı ve orası artık Savaş Barıştır, Özgürlük Esarettir, Cehalet Güçtür ahmaklık emrine uymayanların dünya dolaşımında barınamadığı dijital diktatorya eseretindeki amansız takip altında insanlıktan çıkmışlığı anlattığı ) türünde yazdığı 1984’ te.
Burayı şimdilik daha ilerdeki Kitaptan Kitaba’ başlığı altında sıradaki rakam sayısıyla daha detaylı bakmaya bırakarak….bu uzun soluklu yazının yoğunlaştığı konu ekseniyse, Tolstoy’ un başyapıtlarından biri olan Efendi ile Uşağı seyrindedir.
Herkesin kendinden sakladığı düşüncesinin dahi izleyip gözetleyen cihazlarla farkedilerek baskılayan hapis altında tutulan Büyük Birader sisteminin acıklı zavallısıdır bu zehirli kirli zifiri zindan .(Orwell’ in ütopyasından esinlenerek provası reklamını yapan Biri Bizi Gözetliyor türü ve buradan çoğaltılmış dizi furyası medyatiklik mamülleriyle maksada özel verimliliğin hususi stüdyolarından ölümü gerçekleşen yapay zeka çağı robot insanına nasıl tasarlandıysa öylece türedi üredi kundaklandı ve evrildi dünkü döküntülerden molozlaşan yarın)
‘ Her şey haksız kanunsuzluk hükmünde olup bitince, yani yasa kural kaide ahlak onur itibar saygınlık ortadan sökülüp kaldırılınca, hiç bir şey yasa dışı değildir. Yani her yasa dışı olan ve sayılan şey yerleşik hayata sıradanlaşarak çökmüş çullanmış alışkanlığın rutin ve doğal vazgeçilmezi olmuşsa, kaçak zorba haram ve insanlık dışı sayılan her şiddet saldırı dayatma baskı korku taciz ve tecavüz, sosyal hayatın normallerinden olmuştur ‘ diyor Georg Orwell , küresel Globalizm’ in kozmik karargah merkez metropol örgütlenme hücrelerinden biri olan ve giderek denetimli metal kapanmışlığa hayatını kaybeden insanlık cinayetinin ‘ 1984 Londra ‘ sı ‘ üzerine odaklı fakat asıl gizli öznesi Troçkist yanlılığını ortaya koyan Sovyetler’in muhatap alındığı ancak toplam gerçeklikteyse Orwell’ in bile farkında olmayarak günümüz tek kutuplu vahşi kapitalizminin esaret çarkını ve çarmıhını işleyen bilim kurgu ( onca kayıplarla geçmişini hatırlamayan, geleceği olmayan ve bugünün yeri ve tarihi bilinmez her dokunuşu kımıldayışı sesi düşüncesi hareketi peşin proğramlanmış ve bütün insancalarını yaşama yetenekleriyle birlikte yitirmişlerin irade hükmünün değer kıymeti dikkate alınmayarak konulmuş yasak sınırlar dışına çıkma şansının olmadığı ve orası artık Savaş Barıştır, Özgürlük Esarettir, Cehalet Güçtür ahmaklık emrine uymayanların dünya dolaşımında barınamadığı dijital diktatorya eseretindeki amansız takip altında insanlıktan çıkmışlığı anlattığı ) türünde yazdığı 1984’ te.
Burayı şimdilik daha ilerdeki Kitaptan Kitaba’ başlığı altında sıradaki rakam sayısıyla daha detaylı bakmaya bırakarak…dediğimiz yerden devamla..
Düzenli olarak bir kaç başlıkta toplanan parti devleti idaresinde görevlendirilmiş memurlar hem talıyıcı hem yükkenici hem de kullanıcı kukla köleleri olarak düşmanlaştırılmış olana karşı sorgulamasız ve itirazsız sıkı bir nefret aşılama programları vardır. Amaçta ilkede üstünlük hizmetine asla kusur işlenmeyecek olan öncelikli parti ve yönetenlerin çıkarı vardır, onun dışında herkes bu kutsalın araç gerecidir.
Eyleme dönüşmemiş bile olsa düşünmesi bile suç sayılarak zaman aşımının dahi söz konusu olmadığı ; Düşünce Suçu gibi bir kavramın kulu köleliğine sinmiş susmuşluğun herkesin birbirini azap kuşkuları ve korkularıyla tedirgin olduğu mesafelerden izleyip hiç bir yakınlaşma ilgisine ve cesaretine bulaşmadığı karanlığı derin bir kıyamet kuyusudur 1984 ‘ de bahsi geçenlerin Orwell imzalı romanı.
İnsanların hep gece karanlığında derin dalmış uyku sersemliğine tutulan baskın ışıklarıyla yatağından sürüklenip götürüldükten sonra bir daha kendinden haber alınmamaya yargısız sorgusuz ortadan kaldırılarak imha edilmeye buharlaştığını anlatır parti devlet yöntem ve sistemlerini anlatan 1984.
Bu bir rüzgardır
Eser badı saba ile kostümlerde kafeslerde durmaz eylenmez
Dağlar ardında bırakılmış bir efkarlı mektup gibidir, ismi yazılı defterdeki göçebeliğin mirası
Dünya yürür
Yol gider
Dertlisi dersizi uçan halılar masalına aldanıp avunan bir hasır bir bir pencere kısmetiyle
Hızla...
İnsan kendi aklını kullanamayacak ölçüsüzlüklerle
Tahmin edemeyeceği kadar hızla
Keskin kıvrımlı ahiretötesi ahıvahların
Virajlarına ustura menzili uçurum...
Morg derecelerden morfinsel iştahlarla göğüs kabartan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!