Sensiz suncacıktan damlayım işte aşk
Attığı adımları kendi uğrunda büyüyen koskocaman bir elveda
Büsbütün seyirliğim sensiz ah..
Toprağı toza katarcasına kamçılanmış paytonların
Azgın atlarını hükümsüze çıldırtan
İzine rastlanmayan hayallerin tuttuğu taraflarda sessiz
Millet iradesi der dururdu ya hani bop…
Kilitli koridor mülakatindan mümkünati kesige
Avrupa birligine girmemiz katiyyen bop mütessebatina göre sart
Öylece diyarbakiri esbaskanligimin yildizi yapip cözüm sürecine süslendirecegim
Acilacagim
Acildikca acilacagim
Sen konuş dedim
Yorgunluğumun ziyanı yok sen konuşmalar sırasında
Eğer anlatttıkların benden,
Dinlediklerim senden,
Paylaştıklarımız hali vakti kullanım tarihine kilitlenmemiş zamandan
Sen konuş dedim...
Kirikolu torpidoda abuk subuk kartpostal tebrik
Postalari kesilmis pasakli kornislerin pancuruna kancada
Tüm ömür varini küresel soygun sömürtügüne sürtüklesmis karakucagin
Kerpeten kerpete karalanmis müsveddeler yazboza münasip
Körüklü kalayli ehil ve ezik kuluckalardan kumrulasaraktan
Pörcük bölüsük bozuk ve ezik
Yeri
Yaman sofralarla kuzey yellerine süpüren
Toplanmışlar saz saza hürmetinde ney
Kimi dertli
Kimi
Dertliden de dertli derin...
Kırık kanatlı hangi kuşun
İlla illa kırlangıçlardan göçmen olduğu
Bir dahasına dönüşünde belki yıkık duvarlara iklim
Viran konduracağı meçhulünü bilmeden
Varsa yoksa bir tutam sağ çıkacağına kalbini
Vadesiz nöbetlerde tutan yetim bir umutsun işte
Tek başına ve bir sürü
Ayrılırken yüze dökülüp düşen damlalar kadar uzak ve soğuk
Herkes kendi dışında bir yabancı gölgeyi izler kovalaşır gibi yorgunluğu yolculuğuna galu bela iken
Kendi gözünden bile düşmüş kantinlerce dünya bir salonda ortalıktaki dönen dolaşanların vebali garson rüzgara
Bir yol sevkiyatıymış, bütün çevirmelerini çukur tümseklerden mart nisan civarında sürükleyio dolaştırmaktayken
Gökyüzü süslenmişsin, güneş giyinmişsin, su gibi çıralarca yanmış tütmüşsün, hasretin yüksek katından
Uçkur kopuk
Don düşük
Paçada bağırda yağmur çamur
Dalına kuşlar konmaya yakın gün doğdukça ve güneş sardıkça çağladan kayısılara engir bağları
Bir ıslık tutar götürür pür nefesten çala çığıra ırmak kenarı bahçelerini nohut tarlaları
Kol başında su suvarırken günün ağır gölgeleri akşama eğilir uzar, tozlu yollar boyu sararmış otlar arasında sürüyle bıldırcın
Kerem perdesinden mahsusuna biçare
Çoktelliler çalar sazı günertesinin
Sus kundaklarında habersiz
Uyanınca ıslığım
Ağızdan çıktı bir kere dile gelen gönül
Şimdi o söylenmiş sözden
Gönlü doymayınca bakar mı bakar üçe beşe şaşıkırık
Aç gözlerle kendini göremeyen kişi haramdan harama
Tutacak dalı yoksa ne anlar kabzası elinde kalan kin..?
Gelse bile bahardan
Gelmekte olsa bile yazdan
Gezse ağsa kırdan ve bayırdan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!