Günü yarini yitigi yalnizi
Yutkunmasi yavan, sindirmesi yavan
Ya da yukari iterek yuvarlanip ondaligi yüzdeli düze cikartilacak
Baya kesirler küsüratindan degil..
Atese dokunmussa kül, dumani tütünü sineye cekerek
Ya da insan
Süpürge otlari gibi
Evin esigindir belki damlar kirlangic bahceler mayis..
Topragi gelin götürmeye ve bahar etmeye süslenip taranmisken üzerlik
Catida kizarip duran kiremitlere
Yanik yaz havasindan bagri yakasi acik gökyüzünün
Avluyu gecer gecmez hemen ikindi oluveriyor, sonra birden bahcelere bulutlara
Böyle dizginlerle böylece düsler
Kurulmus olan hayal kösklerinin bir oturan güzeli olmaliyi dertlenirken
Semalini degistirmis sekille temasaya yenik düsük
Gününden evvelki dogumlarin pespese dolan resimleri eylül esmesi
Binip gitsen kamyon olacak yol
Tozan toprakta gönülbagi bostan, ben bagban
Eylül…
Günesten daha sapsari kumluk ve kumsal
Hicbir yere gitmeyen atlar üstünde savrulup sallanirken cocuklar
Oyun bahcesini kac kez doludizgin sevinclere kucaklasarak
Cizginin öbür tarafi asvalt egrisi dümdüz kum saati
Dagin ucu eskidikce usul dönen yel degirmen
Oniki eylül tantana tantana tan tan tannnn...
Bir halt çıkacakmış gibi ucunda ortasında kaydı çoktan silinmiş filmin
Başartiz..
Atıyla kırbacıyla kemendiyle ve hatta toplu dabancasıyla
Kıydığı canları hatırlamayacak kadar bunak ve hattızatında zaten,
Morukluğu hazır öbür dünya yolcusu
Öyle degil iste,
Tozlu yoldan
Isigi izleyip sessizligi dinleyip yürüyüp giderek suya topraga
Dal yaprak verecekken henüz tomurcugun
Zahmetini cekmedikce yerinden oynamiyor ne calgi ne ses ne solist
Dönmüyor da ne degirmen ne dünya
Sonu bastan belli
Egilen dallarla savrulan yapraklar coktan günü kapiya dananan sonbahari ve güzü
Eylül oluyor bahcede bagda esikte duvarda iklim
Betona zifte donanmis kaplanmis sehirden sonrasi yanan otu dikenlere yol revan
Inip cöküyor ciyan yesili sacaksiz ve sacakli bulutlardan sisli perdeler
Cisiiil cisil islandikca üst katlara kadar bogup tirmanan puslu virane
Çok katlı mutsuzluklar gibi
İşi sarhoşluğa vurursa ancak o zaman dili çözülüp düzenden dünyadan bahseden
Şimdilik rahmetli mevzusuna takıldı kaldı şişede durduğu hibi durmayan
O andan sonra yolcusun
Kavramsal olarak hiç işlenmemiş
En kimsesiz halde kalmış kımıldayıp duran perdelerin
Sesli sessiz
Düz kontakli ters takladan cercevesiz tablodan
Insan kitligi kadar kalabalik mi kalabalik
Hi yavri yavriye , hiiiiii, hüsst..
Diyordu ve sayip sayistiriyordu ki sesin ardindaki dünya mekan
Hayat mekikli makina
Eylül postasindan..
Çekmecedeki bütün albümlere bakılmışken hem. Hem diz kapağına bile gelmeyen sığ sularda hayatın dipsiz derinliklerini bulmaya çalışırken kendi kendine kör düğümlenip hiç çözülmeyecek şeylere tozunu dumanını attırırken insan denen nesnenin akrep yelkovanı…
Ne gereği vardı şimdi gibilere baz niyaz bir olup, öpüştükçe kumaşı bozulan sahte ilişkili birlikteliklerin günden güne kusursuz yozlaşmaları kirli çamaşırlı iplere dizip asarak sıradanlaştırdığı mono tonlukta ayrı gayr sevişmelerden…
En nihayet bıkmış usanmışken sevgiden ilgiden saygıdan kültürden sanattan konfora düşkün beğenilme delirmişliğine ve şöhret dilencisi durumuna düşmüşken zenginlik gösterişi galerilerindeki kireç beyazına siyahı batıran iflasta yalnızlaşarak hükmünü ve cürümünü hortlak raflara kefenleşmiş insan..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!