Hic degilse…
Percem basak cahil cagindayken sirrini sözünü aska tutan gaile
Kimbilir kacbir defa bukutlara yanar yagmur ve buza kartaneleri sogur
Yine de yoklugunun göcmen kafeslerine hic degilse
Issiz duvarlardan iz sürüp kuru dallara asma güllere
Kimsiz kimsesizligin cigarmis kirpiklerini avutan calarsaatlerinde
Öksüz perdesinden sisli sesli
Esikteki yola yakin olan evin dünya hanesi buralarda bir yerse
Kitap…
Yekbasina satirlarin harfini harfine hecelemektedir
Hava bir soguk bir katran bir kizgin bir sizi bir belli belirsiz
Bulutlara kucak acmakta zorlanan yagmursa
Ne oluuur....
Ne olmaz ihtiyatından
Kendini yönetirsen dünyayı yönetme gücünü de bulursun çepeçevreli
Ekilmemiş bir toprağın hozan sessizliği sana umutsuzluksa
Kendine ve hayata çıkan keşiflerle kesinlikle yanılmaktalıgındandır
Yağmurun hıçkırığı sandığın köhneleri aç, belki susuz..
Ocaksiz odasiz örtmesiz barksiz
Bir ev,
Hicrandan camsiz cercevesize can caliyor
Behri fani daminda duvarinda ziyaretsiz sebeplere suskunluk verici
Mercimekler yanmis kavrulmus …
iyimser sonbaharda sararmis nohutlarla yorgun yokus igdeler terkeín
Dokunma kendi bildigi hancerede gezsin dolansin
Bu seferligine dem vurmasin yaz yanigi ayan ayaz kardan kircidan
Dokunma bu seferligine
Cirasi fenersizin yolculugunu yalniz yürüsün kuytuda körebede pus sis
Susarken bile cok seyler yankilanir tüter akibeti hicrangillerde
Kur sobeyi
Asli yok astari gösteris sergisi
Sökülüp kavladiginda yapistigi yerde tutunamayan yamali tutkal süsünün
Ne derler hani asli yok
Astari yalan dolan dubara ve fena..
Alameti farikadaki durmadan kölesinine pazar
Kuklasina uygun bagimlilik piyasasi kundaklayip kamcilayan
Aylık günlük yıllık
Her koşulda üste çıkıp, her şartta haklılık payı aramaksızın dolu dolu ve büsbütün ve kılçıksız
Hicran mutfağında ne pişer düşerse artık teşbihte hatasız diyarı müşkül orasıdır
Kargayı takip edeceksin cevizliğin yerini arayıp soruyorsan
Sonbahar zulasından koparıp aşırdığını havalanmış yükselmiş toprak yola
Olmadı yol kenarındaki su kanalının demir kapaklarına
Anna Karanina nasil olsa
Tirenin altina kendini atmasa da eni sonu azap kiyametiydi Antoloji..
Herkesin artik bu dünyadan tanidik gelmedigi yollar binalar caddeler
Donmus kalmis buz gibi bir istasyonun ural sibirya steplerine kömür yakip
Heryeri moskovaya baglayan demir celik yiginlari arasinda bir perisan
Bin pisman…
Korku nöbetleriyle baslar
Karanligina girildiginde zindanindan cikilamayan dehliz
Dehset icinde
Endiseler kabuslar kuskular kaygisinda
Kasip kavuran bir yogun bakim mesaisidir, bir kiyamet komasi
Kabuldür insan,
Dünkü hikmetinden bugünkü akibeti sual
Veranin sütyeninde rus parfümü koklayarak
Sosyalist meyhanede dulkadin rüsvetine ve baldirbacanak tanga hayallere kapilip
Cartayi cekip gitmeden evveli Hikmet Nazim Ran…
Arabalariniz cekleriniz yatlariniz siseleriniz saraülarini vatansa
Ben vatan hainligine devam ediyorum filan gibi seyler devirip döküyordu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!