Dünü bugüne izlenimsiz takipsiz, bir dedigi bir dedigini tutmayanlarin bin yillarin emekleriyle insanliginin bütün birikim cesaret inanc sevgi güven akil yön yol yordam fedakarligini cani pahasina ortaya koyarak kazandiklari yeri Türkiye yurdu adiyla ilgiye sorumluluga hukuka özgürlüge paylasima onura itibara topraga caliya ormana kurda kusa vatan yaptiklarinin yüce ve yüksek degerini kendi kisiliklerinde zerrece bulup bilmediklerinden, kazanmakta hicbir emegi zahmeti sorumlulugu ve duyarliligi olmadigi böylesi essiz ve kutsal emaneti her türlü hile dolap dümen yollu yolsuz izsiz hukuksuzluklarla sanki ortaliklara düsmüs kumar düsesi gibiden sayip harcayip tüketmenin kendilerine zaptedilmis haciz teminati saymakta.
Ayrica bu yiyip icicici ve süren savuran basinabuyruk haydut harami halvaziyet, ayni karakter bozuklugu tasiyan güdümlülükle hirsizliga haydutluga vurguna hukuksuzluga bozguna ihanete soyguna dayatmaya zora siddete sömürüye hic bosluk birakmadan dolup tasarak her gidenin biraktigi huydan hünerden iz ve marifet sürüp katlayarak bugüne geldigi talanci tarumarci namiyla tarihte sayisiz örnegini kayda düsürmüstü…
Yani dakkasi dakkasini tutmayan karar hüküm fikir zikir zikzakligiyla, cok ama pek cok yanilmisligini kendi kendini vazgecilmezlige dayatip kutsayan sanal ve BOP siyasisi,binyillarin bütün insan degerleri üzerine özenle ve titizlikle bina ettigi Türkiye Cumhuriyeti varligina dakkabasi degisip yanilan kaypakliligiyla hüküm bildirip son vermeye kalkisarak, gelecegin tümünü var gücüyle ettigi isbirliginin ipotegine alacagi Bop buyruguna bagli ve bagimli, Osman Bey`le zerre kadar ilgisi bagi olmayan Yeni Osmanlicilik tesisatini ülkeye devlete millete imar mimar etme gayreti gütmekte.
Hirsina yenik
Hevesine kapilmis
Saplantisina sabit
Onun yüzünden diyorum işte
Rahmetli
Perde deyince
Sahneye girip acaip değişik Rol kapmak için kenardan köşeden fena gösterişli
Taksi çalmış
Durumdan haberi olmayan dünyayı başına çağırmış toplamış
Sisesi yunarken kirilmissa
Acisi dinmeyen ustura kesiginde sanciyan
Gaz lambasinin islimli alevleri altinda gecen zaman olsun
Ölmüs gecmis gitmis olsun, bir dal bir yaprak bir salkim bir hevenk
Bitmis sayilmayan dünyaya yol kenarindan ücra kamyon kasasi gibi
Muavinsiz
Kepekli patates
Hürgezen tavuk yumurtaları
Hormonsuz erik, az ilaçlanmış elma..
Düşüncelerimin ayaklarına merdiven kursan
İmkansız ucu bucağına yetişilmeyen
Neresini nerden bilirdim olacak ya işte..
Bilir tanir misin
Iycelerini giymis
Nasil da güzelsin sarkilarini söylemeye yaza
Güzel dursun görünsün diye tozlu yollara kirac bayirlar serin dereler
Bir tüy de benden olsun
Koparsa kopsun dünya yükünü tasidigim kanatlarindan sigircik ve serceler
Deli caglayanlardan süzülüp inen karli daglar
Yarali ceylanlarin sudan dönüsü gibi ölesiye yanginlarin bahtinda car nacar
Sögütler sararmissa
Gölgeler hozan pinarlar corak ilginlar pitirak …
Nesesiz bir hicran sazinda hazin yövmiyecisi aksama dönen irgat daldalandir
Alip basini oylum büklüm köprülerle azaptan haraba kirgin küskün yolculugun
Dolayli ve törensel bir hiclik olmakktansa
Kozasindan engellenmemis bahar gibi aska cirpinip misali gelincik
Dogmus isiklarda gününü aciga vuran yerden topraktan
Duvarlar boyunu asarak hayatin ortasina zamaanin ufkuna
Söylesem hayran kalir nasil biraraya gelip biriktigini bunca ses
Koyup bir sevincli hikayenin yolculugunu ötesine berisine farzi mahal
Temmuz olunca tevekte karikta sürgün vererek yesermis bostanlarla beraber asmalari yaz yükünü almis olgunlasan alacalardan salkimlanmis üzümlere bag bahce donatirken, cakisi cebinde, heybede sofrasi topraga serilecek olan irgatligin türlü tevatürü, boracta serin pinar suyu, bir omzunda tirpan bir kolunda pilli radyo…
Oraklarla galiclarla tarla yoluna ve EKIN YOLUMUNA giden gelenlerin gide gele kimi ar lastik kimi sahtiyen potin kimi naylon TIGGIR kimi yayan kimi yapildak, topragi un ufak ettigi ve ciplak ayaklarla basildiginda esen poyrazlarin insan izlerini silip süpürdügü gece yarilarina kadar yazida yabanda gecen vakitten sonra radyolarda calan „ aksam olur karanliga kalirsin, derin derin…..oy gelin, sevdali gelin, öldürdün beni “ sesi yankisi ve cigligi sanki her gün her an bir daha geri dönüsü olmayana yitirilen dünya hayatinin liste sirasi uzun ve KAYIT DISI GURBETiNE DÜSMÜS gibi aliiiir götürürdü tarlasindan sap ceken harmanlari, sigir - davar sürüm ve sagimlarini, yorgun argin tezekle tutusturulacak olan ocagin atesine kurulan yavan yasiklarin aksam ögününü, kollari dirseklerine kadar sivali okunmus ellerinden su sizarak ezana yetisme telasesini ve donsuz göyneksiz yüzü kaysak cocuklari…
Sonra gün geceye dönerdi, sap saman yiginllarini kosulmus at arabalari ve kagnilari üstünde iyce saglamlassin berkisin diye cignatmaya götürülen cocuklukla beraberce, gökyüzünü usul yavas süsleyen yildizlar koyulastikca siyah elbisesini giyen gecede piril piril parlayarak hic bir alfabenin ve konusma dilinin kolay kolay tarif edemeyecegi unutulmazligin dünya seyir defterini tutarak, otlar calilar dikenlerle beraber bütün kavrucu sicakligiyla yolunu eylüllere gide döne kendinden savusup gectikce yaz, simdilerde höyük tarafinda görünüp saklandigi Hilal haliyle sararmis solmus güzlere yaprak gazel dökünceye kadar TEMMUZ `un gayret kapisini yilip güdüyordur.
Her dağına göre karlar verense
Her ırmağına göre suya inen bulutlar misali
Şöylece yaralarda aşk koynunda yatıya kalmaktan bahtiyar edip
Ömrüme yarimiş...Beni hangi su damlasından uzaklaştığım
Hangi su damlasından uzaklaşsam çoğalı çoğalı bir olup
Aklım gönlümle bir...
Hatırlarsın ki
Günün kıbleye
Kıblenin akşama döndüğü ufuk çizgilerinde ayrılıklar salkım saçaklanır
Varlıkta darlıkta her vadeli vadesiz müddet sonrasından bayramlık ağzını açarak
Her yerde
Damların oluklarından




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!