Karanlığın içinde oturanlar, kenara çekildikleri hayatın her yerini içine sindirdikleri ve sindikleri sinsi, soğuk, bozuk, berbat, muğlak, köhne, gizli kapalılığın ardında çöreklendikleri gerilimli kovuklar ve hatlar üstünden hiç bir sağlam ve güvenilir irade göstermeksizin sürekli değişen maskeleriyle ahkam kesip hamaset kovalayıp güderler.
Kişiliksizlerinin gereği olan çıkar icabına göre şekillenen İSTİSMAR fırıldaklığı onların en temel tutar dalı, geçim kaynağı ve bitmez tükenmez servet kaynağıdır. Kendi keyfiyetlerini doyurup kandırmanın dışında hiç bir kural kaide ahlak vicdan usül değer çekince utanma arlanma ihtiyat günah ayıp bilmez gözetmedikleri gbi; gözetenleri düşmanlaştırır, kendi yalan dolan dalavere vurgun saldırı yıkım yağma ve her çıkar ilişkisine göre kaypaklık ve değişkenlik gösteren iki yüzlülük gibi eğri büğrüleriniyse doğru dürüstlüğün ilahi ayrıcalığına mahsus özel korunaklı şahsi mülkiyet alanı saydırıp, işledikleri her istismar cürümünü ve sabıkasını dokunulmazlıkla kutsar yüceltirler.
Doğruların yanlışlarla yer değiştirdiği bağnaz ve bencillik gerilimlerine akıp yönelen sosyal erozyonda oluşan çatlaklara herkesin terkettiği değerlere kendi saplantılarının kulu kölesi olup kayıtsız ilgisiz kalarak dolmuş birikmiş her türlü yıkıcı enerji birikiminin insanlığın öldürüldüğü bozguna boşaldığı sarsıntılarla mayınlanmış olan toplumsal doku, kollektif yabancılaşmanın elbirliği ve iştirakiyle topyekün darmaduman olur.
Yalan yanlış rutin ve saplantılı Alışkanlıklarını yaşam biçimi, toplumsal ilişkisi, ortak değeri ve gösteriş kampanyası olarak kamçılayıp kendi sürüklenişini özenti artırıcı piyasa inancı haline getiren infial inzivası ve imha halidir bu sapkınlıktaki dünyadan ve insanlıktan kollektif yalnızlaşma ve yabancılaşma darmadumanı.
“ Ak buğdayım buğdayım
Sereyim de gurudayım
Yaşmaklı gelin
Kostaklı gelin
Gurbetteki yarim “
Öyle böyle değil, yeşil bahçe beyaz bulut mavi gök sarı tarla dut yemiş bülbül gibi sarpalara saran düşlerden
Söylemiştim
Adını ezber bildiğimiz akşamları
Mızrak gölgeleriyle ilerleyen
Meçhul sabahları söylemiştim
Bu hayatın ıssızlığı peşine düşen dekoristleridir diye
Söylemiştim
Burda kalsin bu davul
Hic biryere gitmiyorum elden gel hüzün dörbiryanindayken dünya
Sancilar icinde sabit bir aksam kanaryasi gibi
Ve bülbülün sesini taklite ustalik taslarken guguk kusu
Albatrosss
Albatros..
Canıyın yarısını bende unutmuşsun
Sonra nedir diye en sevdiğin rengi bağışlayıp hazana
Sonra güngörmeyip bazı yarına kalsın diye yarın
Görmediğin hayali bende unutmuşsun uykusuza kalan
Derdiyin yarısını ben diye giydirip kuşandırarak,
... ağlaştığın yağmurlardan gökkuşağını
Sonra gelincikler dökülürken
Başını sarıya bağlar buğdaylar
Benim başım susuzca bir değirmen, dönen dünya hasrete
Kavruk kavruk tüten kokusuna
Yan yana bir samimiliğin
Arsızla kadifesi tenimde hiç eskimeyen
Ecel gününe ekip solmus ölmüs süsüne hayran kalacak degiliz ya
Ask senle ben…
Geziyor tozuyor savuruyor sürüyor
Tadini keyfini devranini demini senle ben…
Elim kolum halim yolum asma kavak hepsi bir
Eskitip kullaniyoruz tavindayken gelisinegüzel
Ay karanlığında gece çöküşüyle siyah rengin evine
Aklında yıldız mahkumluğu varsa kendi gününü göremezsin
Eğer vaktinde çarpmıyorsa kalbin
ki...bütün gölgelerin kimliği biraz gecedir
Kimdir
Neredir
Gündogumu pancurlarina yüklenip zorlayan
Icerisi dolu cam yüzünde donup kalan günün aydinligi ve sabahin seheri
Ambarda bir avuc zahire,
Nohut odalarda bir tutam karanfil kokusuydu belki
Sazliklarin dere boyu sulariyla gölde gölette kendine sarhos pinar
Kuslarin gölgeleri daglarin karaltilari gögün yaz sicakligi karma karisik..
Tuzu ekmegi sogani zeytini marulu ve tursili unutma haaaaaa
Diyeceksin …
Madem duvarin gölge dibindesin
Madem gelene gecene naaber ,
Nedir nereyesin böyle dalga dümenleyeceksin
Hic degilse agir oturdugun avaranin…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!