Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Kafa gidip geliyorsa
Sallanıp oynuyorsa zemin oynuyor kapı eşik ve çarşı bazar
Sallantısı dinmeyen zikzak yollarda üstten aşağı akan sim gibi
Dünya muhtaç devran zelzele insan bozuk çarka merak saran muhbir
Köprünün ardında tünel öncesi son çıkışmış bilsek de kim neyin nesiydi
Kabuğunu kıran düzlem üstünden gergin fay kırığı

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ne evi var
Ne istikrari ne yurdu
Bir yuhtan bir yuha hucum hucuma
Ortam karisik gösterge kivrak gösteris oynak kafa göz fitil fitil
Piyasadan baska hicbirseyi gözü görmeyen akli yitikligin
Ölctügü bictigi tarttigi bir düz bir yatay bir yapay bir sapik

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yine birgüne birgün Bop esbaskanlik vardiyesinde söyeböyle selo..
ille imrali tutanaklarini aciklamayan namerttir diye barim barim bögürdügünün
Güya toplum üstü Bop beklentilerini karsilamakta kim kime daha hin yahut hain
Olup olmadigina dair gizp gizli
Ingiliz kilitli oslo iskandinav kapilar ardindan beri
Simsiyah nobel kurdelesine elpence kuldivan selo…

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yurttan sesler radyosundan ne duyduysa hemen duydugunu ikinci bilemedin ücüncüsünde perdesi perdesine cagirip cigirmasi vardi Hamdi ´nin. Ayaklari buza kesen merdivende uzun dalgadan söyler gibi henüz ilk duydugu su ver leylam söyleyip tutturmaya calisiyordu ahirin önündeki ay isiginda ayaz esip kar tozan sopsoguk sokaklarda ….
Celik comak oyunlarinin Harman yerleri iki bahar günleriydi genelde. Ya ilk bahar veya sonbahar, kor yelesine rüzgardan baska hic iliseni olmayan körpe taylar gibi tepeler bayirlar agaclar kuslar dereler oyunla acilip oyunla kapanan koskocaman bir dünyanin heryeri sevincine sinir koymayan köse bucak cocukluga kendini kapip koyverdigi hayat dolu bir alan olup herseyi yasadigi kalbin sarilip kucaklayan büyüklügüne sigdiran yakinliktaydi……
Adil….
Bazan oynatirdi kendine göre sectigi kurulmus oyunun horantasina bazan estirigi tutar yok mu yok, cinatina binmis illallah mi illallah, dokundrtmazdi benekli cizmelerine, dört türlü kalemine, trampet ccalan kurbagasina, zilli girgirina, silgisine, püsküllü pervanesine…..Adil mi adil bu…!
Oynatmazdi öl üzül yere cal toprakta sürün isersen `oynatmiyom` deyip gözerini kücültüp kivilcim cakan dereceye indirdiyse adil… git masldaki ejderle bilek güresi tut daha iyiydi….bazan da hic ama hic ummadigin kadar beklemedigin tükenmislikte deeeeee filanekeden seslenip cagirirdi ` düldüllü celik oynuyoh diynaa gap da gel `…diye…Onun aksi tersliginden miydi neydi niyeyse onun kurdugu oyunlar bütün harmanlarda oynananlardan daha doyurucu gecerdi…
Disari cikanin elini yüzünü buza kesen kis günü ayazlikti. Sokaklar kar kürsügü, damlar hizenler kapilar dizboyu beyazliga gömülü ar gecitler mahaliydi. Gecen gelenler davara suya camiye gidip gelenlerin yapip yürüdügü dondurucu cigirdan yol bulup iz sürmeye calisiyordu. Efil bir günes sicakliginidan bana da yok mu gibisine duvarlardan dulda sorup ocaklara örtmelere kacacasina bakip göcüyordu. Pekmez pilit pezzik pürcüklü patatis igde erik üzüm gavurga, tursudan közlemeye kimi yas kimisi kuru minder üstü sofralara serilip hasir oluyordu pencereleri buzla boyanmis evlerde odalarda….

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Türlü cevrücefalara malamat
Kücücük
Kücccücük kücücük
Cüüceleri bile yok nalinilerine sehrini giydirenden
Ayna tarak cimbiz cizbiz
Var mi bana yan bakanin helebilmem nesinecik kovgun kavgan

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Artik yolu -yordaminda gitmeyen hersey, büyük bir infial patlamasiyla kendi özünü sözünü iibarini aidiyetini anlamini degerini ve onca hayati GERCEKLIGINI bozulmus yitirmis depderin karanlik bir kuyu salaca SARNICINDA dolup bosalan bir yere oluk oluk; yikim ve infial enkazi silsilesi olarak dolup bosalirken; tüm basibozuklugun kiskirtip kamciladigi önü sonu belirsiz kir, kahir, lanet, korku ve mutsuzluk yigini toplayip süpürüyordu…

AGUSTOS ikibin yirmibir idi. Katran kaynatan sicakligi günün onbirinci saatinden itibaren bati yönüne dönen sehri tüm yalanlariyla birlikte yasamaya alismis ve kapildigi sürüklenislere esir, her durum halin ve herkesin en üstünü kiyassiz erisilmezi gösterisine insanligini kaybetmis tiklim tiklim kalabaliklari yutan caddeler, yüksek apartimanar dibinde, modanin amansiz katolog birincisi olmayi aklina fikrine inancina iletisimine ve itibarina cinsi belirsiz karakterle yazmis nufuslamis türbanli- türbansizlarin gün boyu defile gösterisine inip ciktiginin disinda, hic bir pencerede ne bir insan disariyi merak eden, ne de ciekci-manavcidan baska gireni cikani vardi…hastalikli herseyiyle didisip bogusan gün sicagi yanik metropol sehrinin.

Saat onbirden sonra odadaki sicaklik iki katina cikiyor, olmayan nefes alma imkanini öncekilerin yutkunup les gibi kustugu izmarit artikli balkona cikmayi asla mümkün kilmiyordu.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Gecenin dip bucaginda bütün yitikleri toplayip sonsuz sinirsir biinmezlere tasiyan sehir, asvalt, butik, camekan, sosyete ve ölü bina toplu mezarliklarini korkunc bir enkaz sessizligi ve cöplügünde hemen sabah olacak ayarli ayarsiz basibozuklugun uyanisina kadar, zifiri karanligin son kureleri, parali parasiz hovadaliklar narasi ve ara sira mavi isildakli polis arabalari sürüp savusup eksik kalan boslugun kirpik kesik dolgularini tamamliyordu

Hem katran karasi alaz yakan kavrucu yaz sicakliginda uyanir uyanmaz sabah, gecenin en zindan tarafindan girip ,hücre duvarlar ve odalar arasinda üstüste enazi binili gökyüzüne dogru sürüklenmis savrulmus asma katlarin asansör boslugundan inip tirmanmanin oyuk ve kovuklarindaki hergünün aynisini kaldigi yerden tekrar eden mesaisi, tünedigi deliklerden bosalan tiklim tiklim kafeslenmis gönüllü tutsakligin yalan yanlislariyla püskürüp etrafina yayilmaya sürüngenlesmis sefil ve hortlak kalabaliklari gibiydi. Ve bu durum kizgin kavuran yaz sicakliginda daha beirgin hic kimse hic kimsenin ne umuru, ne de itibarinda zerre kadar ilgiye deger anlam yahut iliski toplumu aidiyeti tasimiyordu..

Nerde baslayip nasil sonlanacagi belirsiz güne üskürüp patlayan kütle kalabaliklarinin arasinda hele de en basta hemde ilk ön ayak söküp sürükleyen fors ve cakada, elinde telefonu basinda türbani kicinda cevresinde `bakin ben herkesten üstün ve hic kimsenin erisilmez fiyakasinda nasil acayip DIN-IMAN sunup satiyorum ` havali forslu ve tüm sekil icabi kendine müstakil öbek öbek veya tek basina en pahali giymis bürünmüs donanmis IKS YE ZE veya bütün diger alfabe kusaklarini toplamlayan nesil bozuklugunun sekilden sekile ve bicimden bicime kendini tüm hayatin en merkezine koyan ve kendinden baska hic kimseyi umursamayan podyum havailiginde caddeler evler duraklar ve sokaklar dolusu sunum sergisi akiyor ve kodlandigi kimliksizlige dolup tasmayi giyinip soyunuyordu…

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Küresel tutsaklik dengesinden
Kazanan kazanana, dolar kazaniyor …
Sterlin kazaniyor
Yuro kazaniyor
Yen kazaniyor
Imefe kazaniyor

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kaz daglarina kurulup oturan
Kirik leblebiler dügümleniyorsa ice sinmeyen sofraya
Oynarmis gibi etraf dönen bilardo masasinda mahsur kalmistir insan
Bir avuc altinla zehir zikkim ölüm tercihli siyanürü daga ve ormana
Cevreleyip kusatan havasiz susuz her yer talan
Her vaziyet abuk subuk haydut hain mütahit..

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Halsiz gamsiz
Bu gece kizil duvakli cam kenari bir yerden bakiyor gibi
Dondurucu aksam üstünden cizgileri usul usul kaybolan ufkun pesisirasi
Sonra sureti silinen bütün kuslarin hepbirden susup
Bütün agaclarin bulvarlar boyu suskun sokaklarinda kimsesizligi gezdirdigi
Yoklugun kapilarinda üzgün misafirmis misali ayin rengi keder koyusu

Devamını Oku