Sevinç Kavuk Şiirleri - Şair Sevinç Kavuk

0

TAKİPÇİ

Sevinç Kavuk

Ve bundan çirkin bir yaşam ise, maymunu bağlıyorlarmış masaya ve canlı canlı beynini akıtıp yiyorlarmış zenginler… maymun ölmüyor, bir boş çuval gibi yığılıyor, bakınıyor öylece… İnsan beyni de burnundan akıyordur herhalde…Görmenizi istemem bu kameralı belgeseli. Ne yazık ki ben gördüm…

Atomu Yahudi bulmadı, Nagasaki’ye atomu atmayı buldu. Elektriği Yahudi bulmadı, elektrikli sandalyede işkenceyi buldu, makamlarda görev alabilme uğruna ve adına. Ve bir kadının kol çantasını hırsızlamış bir genci o sandalyede gösterdiler tv ekranında, beyni akmaya direndi… Birkaç kez öldürdüler öylece…

Dünyayı para yaratmadı, ama para alış veriş malzemesi oldu dünyada. Vatan varlığı ve bütünlüğüne Türk tek yürektir, tek bilek, tek inanç. Beden de bütündür. Bedeni oluşturan organlar, hücrelerin her biri birer birey ve birlikte bütünlüğü yaşatıyor yaşayarak. Önce vatan, sonra vatan bireyi olmayı bilmeli! Önce beden olmalı, sonra bireylerini (organlarını) tanır, bireylikleriyle de (organ ödevleriyle) tanışırız. Cebimi doldur sümüklüğüne irin akmaya dolanlardan farkıdır bu!

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Yahudi her fokurdadıkça ne yapmalı? Üç bin yıldır tarihinde kovulan ve tarihin de kovduğu Yahudi hakkında, çok okuyan mı bilir, çok gezen mi sözünün hatırı olarak şöyle düşündüm: Türkün doğuşudur düşünmek! İlkem ve ülkümdür laik Cumhuriyet. Hiçbir yöre, hiçbir padişahlık, krallık olmamış ki, onlara kapı açmamış olsun. Yer vermişler, barın işte artık şurada deyişlerine karşı yedi yıl sürmeden fuhuş inletiyor virüs gibi yöreyi… kovuluyorlar… Kadın örterek terbiyeli mi oldular yani? Yoksa terbiye mi seviyor oldular?

Bir erkek çocuğu övgüsünü örnek alıyorum burada ve düşünüyorum: Ana hazırlar, ordu tamamlar deriz biz, kınalarla uğurlarız asker düğünümüzde. Biz, elimizi açarız ilaha, an vatan anı olursa dökeriz önümüze, ilahi güç, avuç içi yani, beni gösteriyor değil mi? Elimin tersi kimi gösteriyor oluyor? Atatürk'üm dedi ki, geldikleri gibi giderler. Dikkat et geliş sebebine demektir bu. Allah bir el vermedi ki, iki elim var. Bir terbiyesizliğe iki okkalı terbiye sun demektir bu. Ana hazırlar, ordu tamamlar demiştim. Bir anne kız çocuğuna verdiği terbiyeyi erkek çocuğuna da veriyor. Kızı, anne evinden anne evine gidecek. Oğlu ise, yüreğini ayakları altına serdiği ordusuna gidecek. Utanmak istemez o anne bu yüceliği. Laf ebeliği ile ne yaptılar bu güzelliği? Beş yaşındaki oğlan çocuk on yaşındaki, hatta otuz da dediler, abartı iştahlarıdır, sınır bilmez Yahudilikler, kız evladına emrediyor oluyormuş bu velet, ağalık taslanıyormuş gibilikler laf diye sevilmiş yani…. Bir anneye, babaya, kardeşe bu hakarete kim sevinir acaba? Veya kim yapar, kim yaptırır bunu?

Türkün Türk’ten başka dostu yoktur diyorsunuz, ne demektir bu diye ibibik takınmış horozluklar da var. Evet, Türkün Türk’ten başka dostu yoktur ve büyük bir deyimdir, beş bin yıllık bir tarih ile. Türk, insanlığı uygarlığa taşıyan yücelik emeğidir. Emeğinde seviyorum insanı! Her ülkeyi, ülkenin şerefli insanları yönetir. Her ülkede, insanlığa hizmetiyle hür ve özgür insanlar Türk’türler! İnsan özgürdür, şeytan örgüttür. İnsan-şeytan- melek birer ırktır. İnsanın tek ırkıdır insanlık. Şeytanın her tür ırkıdır şeytanlık. Allah’ın en yüce kulu insandır. Meleklere, secde etsinler insana diye emretmiş. Her üçü de, Allah katından ruh ile insan, şeytan ve insan değerlerinde böylece: Ruhun vatanı Allah katıdır. Bedenimizin vatanı da yeryüzünde toprağı. Allah, eğer şeytana ruhu gibi bir beden verseydi, toprakta çürüyecekti, kıymadı öyleyse insan bedeninin cennetine, toprağına. Şeytan bedeni kirletmesin toprağı diye, insan bedenine eşit beden ile yarattı. Bu kadar ödevi, sunulan bu kadar zengin dünya ve ahret güzelliği ile, üstesinden gelmek zor olmamalıydı insana. Şeytanı, sadece çocuğumuzu eğitmek için ‘sevgisiz bir eylem ile, hatta düşünme bile sevgisiz, yoksa şu şeytana benzersin’ diyecektik. Şeytanı kontrol etmek çok mu zor geldi ve kime?

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

‘Vatan ve Türk koydum kitabımın adını’ diye bir heves heyecan büyüyor giderek içimde. Bir özetleme içinde düşünceleri derlemekte amacım, genel bir bilgilenme için temel oluşturan ne olabilir diye kendimi bir yokladım sadece. Minik bir hikaye tarzında düşüncemi derledim.

‘Vatan ve Türk’ dedim, öyleyse düşünmeliyim ve düşündüm bir temeli kurgulamaya: Puta tapıcılık devriyle ve sürecinde bilinenler nelerdi? Puta tapıcılık devri bir vahşetin büyüdüğü döneme ulaşmış, şöyle ki; o çağda köy kent yok, avcı grupları ve insanlar varmış. Vahşetin hakimiyet büyüdüğü hali, insanları veya avcı grupları birbirine düşürerek kavgaya sebep oluyor, onlar bu amaçlı sürtüştürmeden habersiz kavgaya girişiyor, bu anda vahşet her şeylerini çalıp götürüyor, kendilerine gelince hiçbir şeysiz kaldıklarıyla şaşkın iken, vahşet hırsızladığı ile geliyor, onlara ölmeyecek kadarını vermeye başlıyor, kendine köle edinceye kadar… Kölelik almış başını gidiyor, yani çaresizliğe o vahşet, o çaresizlik ‘tam teslimiyet emrini’ hükmediyor…

İşte bu dönemde Göktürkler şahadet parmağı ile göğü işaret ederek ‘Tek Tanrıcılığı’ ilan ediyor; Allah’a ve ruha ulaşılmaz duyarlığına, gökbilim ve aritmetik araştırması ile önderlik ediyor ve düşünce gelişiminde erişilecek bilgiler ise: İnsanın yeryüzünde tek ırkı insanlıktır ve insanlığı uygarlığa taşımaktır yücelik. Bu önderlikte hür milli ruhlu ilk halk birliği giderek büyüyor, vahşet ise etkinliğini kaybediyor. Güzelliğin büyük sanatçısı yüce Allah bu insanlık aşkını yücelikle onurlandırıyor ve bu yüceliği güçlendirmeye ilk kitabı ‘Zebur’u indiriyor, peygamberleri elçi ediyor. Zebur’da, insana secde etmeyi emrettim meleklere diyor ve şeytan adını zina ile anlatıyor, okuma ile yazının kalıcılığını hissettiriyor ve vahşetin adı şeytan olarak belirtisini böylece: şeytanın ‘Göbek altı vur, göbek üstü kirlet’ mahlukatı olduğu, insan anlayışının bilgisidir diye sunuyor. Göbek üstü akıl ve yürek var. Aklı kirlet, yüreğe şer bulaştırarak kirde yorduğun oranda da soy, neyini veya neresini istersen tabirine görsel, rüyasal, tecrübesel anlatılar da yer alıyor Zebur da. Yaşamda kutsal ne varsa ırzına girmek, her cazibeye bürünerek insanı insanlıktan çıkarmak şeytanın tek yeteneği olduğunu tanımlıyor ve gerçekten dinciyim demekten çekinmiyor vahşetten sonra şeytan olarak adı tanımlanan bu mahlukat, Tevrat’a katılım niyeti belirerek, ama dincilik yürütmeyi fırsat kollamak için, insanların arasında bir sözdelik yerini alıyor, ama insani ödev ve görevlerde. Tevrat ile fitne-fesat anlatılıyor şeytan tanımı devamına ve bu inançlı inançsızlar olarak Yahudi adında bir birlik örgütlenerek ‘Roma imparatorluğuna’ kadar geliyor ve….

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Gövdesi ülkede, beyni para pazarında uşak
Millete karşı aritmetik çizmesi kuşanarak
Uşak arama bu vatanda kendin gibi asalak

Vazgeç! Vazgeç etnik kılıcını çekmeye!
Vazgeç! İç kamuoyunu örgütlenmeye!

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Çok az yazdım, dondum, göz yaşımda boğulamadım
Çok az yazdım, dondum, şehitliğine yas tutamadım
Çok az yazdım, dondum, istifa et Paşa sesimi kısıp sızladım
Çok az yazdım, dondum, millet adımı and çağladım
Küçüklerimi sevmek, büyüklerimi saymak diye hatırladım
Ne anlamalıydım, neyi anladım? Ve ağlayamadım…

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Sayısal çoğunluğu siyasal edepsizlik kullanan
İki yüzlü yargı yaratıklanan
Hak ve hukukun yüreğine kurşun sıkan
Ağzında sakız döndürürce adaleti çiğneyen
Şerefin kaç paraya ç.işletilir Adalet Kalkınma denilmez mi?
Gün görmeyin inşallah…

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Göktürk-Oğuztürk-Atatürk liderliği ile insanlığı uygarlığa taşımaya emek yüceliğidir Türk tarihi. Tarih ‘yüce’ onuruyla onaylıyor bu emeği ve Yüce Türk Milleti insanlığa bu hizmetiyle sorumluluk güvenidir doğanın yaşamına. Atatürk’üm bu yüceliğe imtihandaydı, köprü durdu yine insanlığa ve dedi ki: ‘Evet, Yüce Türk Milletiyiz. Yüce Türk Milletinin efendisidir köylü’. Yücelikte yücedir Çiftçi anlayışı. Türk kadınının yüreği ordusunun ayakları altına serilidir, yüreğime bas incinme ve ilerle der, andına. Er meydanında, Er başını çevirmez geri, yoktur şüphesi ve ilerler. Ar meydanında kadını korur çoluk çocuğu, yaşlıyı, hastayı, özürlüyü, evi, ahırı, sığırı, sıpayı, davarı, bağı-bostanı, toprağı-suyu-havayı... Türk varlığı ordudur, ana korur. Bu yüzden vatana Anavatan, yasasına Anayasa, toprağına Anadolu deriz biz. Anayasa köprüdür, değişmez, değiştirilmez, güçlendirilir sadece ve ancak. Peygamber ocağımdır Ordum. Peygamberimin kılıcını taşıyor yüreğim, elim çok yakındır, hiç uzak değil yüreğime.

Yahudilik yemidir Tarikat. Hep ar meydanına dalar, er meydanına akar zehirini. Hep kadını araç eder, şimdilerde de çocuğun, erkek kız demeden ırzını araç kullanıyor. Bir ordumu, bir Anayasamı, bir hukuku parmaklayan bu AKP hükümetinin Yahudiliği nasıl anlatılır? Onu terimlerde, onun diliyle eylemiyle birlikte resmini çizmeli, Anayasa ve Ordu, Millet ve Vatan, hukuk ve hak diye söyleyiş haliyle de: Anasını almış kucağına bir pozisyonda ve geziniyor… Anası demez mi hiç, yeter evlat indir beni? Yahudiliğin sözlüklere terim bağışı toplamı beş parmakta sayılıyor, ama o hizmeti o adıyla söylenirse suç oluyor da derler, soylular ya… Öyleyse terimler resmi çizilir tuvalde, eylemlerin terimlerde resmi, projelerin terimlerle resmi, sönen mumun karanlığında şekillenen yalan teriminin resmi vs. gibi ve soylulukla… Her insanın bir ilgi alanı vardır ve ilgisine fantezisi hareketlidir. Parmaklamak terimi nasıl bir fanteziye hareket ettirir, bunu kişilerin kendileri bilir. Her insan bu konuda normal olarak şöyle düşünür denilemeyecek kadar abartılmış yönetim, artık düşünceyi dondurmuş bir konu olduğuyla, söz gümüşse sükut altındır sınırına dayanmış oluyor. Artık bu yönetim millete bir buzdağı umarsızlığı ile dosdoğru nefretini ve vahşetini kusacağını kendine özgü haklandığını da eyleme geçirecektir.

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Sevgiyle başlayan bağımsızlık, sevgiyle donanan yüreğinin yükselişidir karakterinde. Türkün doğuşudur düşünmek! Sevgi-aşk-sevda yükselen ifadelerle terimlerdir. Aşk köprüdür, medeniyetimiz aşk medeniyeti, aşk ile eyle ne eylersen, Allah aşkına söyle, Allah aşkına buyur deriz hep ve yürekten. Disiplinli bir terbiyedir sevgi.Terbiye köprüdür, disiplin ile sevgi arası yükselen karakter.

Sevgi-aşk-sevda = Bağımsızlık
Disiplin-terbiye-sevgi = Karakter

Disiplin, terbiye, sevgi ile dünya bu örnektir, 3 mm. kaysa yörüngesinden, kapaklanır ay, güneş, yıldızlar üst üste… Azınlık, çoğunluk diye laf curcunalığına fırsatı açıklayan örnektir yine dünya. Dünya tek, bağrında zengin yeryüzünü hem ekseninde, hem ekvatorda bir beşik nazı, edasıyla yaşatıyor. İşte o naz, o eda TBMM kuruluşunda çocuk bayramı kutlanıyor. Otuz bin bebeği katleden caniye ‘sayın’ Şehit’ime ‘kelle’ diyerek tepiniyor çocuk ruhu üzerinde. Hızını alamıyor, Ergenekon topluyor, meclisi hapishaneye hapishaneyi meclise taşıyor, tepinsinler çocuk ruhunda diye…

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Sinek mide bulandırır, Yahudi göz, gönül, yürek. Sineği yok etmek için bataklık kurutulmaz, doğanın dengesidir bataklık. Kontrol yetiyor sadece. İnsan, doğa varlığının yaşamıyla yaşar ancak. Şeytanla yaşayacağız birlikte, onu kontrol ederek!

Bebek sevgiyi doğuyor, saygıyı büyüyor çocukluğu, gençliği mutluluk görecek, budur onun özgürlüğü ve özgürlüğün varlığı. Sevgiyi disiplinli bir terbiyede tutmak için doğuyor bebek. Bebek, henüz vatan koklamış haliyle emekleme çağını ve sevildiği Allah katını coşuyor aşk ile, tutamazsınız onu, seyretmeye doyamaz, seviniriz hem, o davranış diliyle: Bu vatan benim, bu toprak benim der ve hatırlatır bizi bize. Bedeli ise sadece; karnını doyurup büyütürken büyümek, onu ona, bizi bize anlatmayı anlamak ve hürce….

Hitler Avusturyalıdır demiştim. Yahudi felsefeci Freud Avusturya’da alkışlandı. Çocuk seksüelliğini inceledi seçkin başarısı olarak ve bugün çocuk pornosu terimini sözlüğe taşıyan emekti işte. Yüz yıl sonrayı görendi Hitler. Roma’yı yakan Yahudi’nin ateşini Yahudi’ye yaktı fırınlarda, bir ihtar olarak ‘ancak ve sadece’ olay yarattı, intihar etti… Atatürk ise uygarlık yarattı. 1938 yılları ortak yanlarıdır; bir uygarlığın ebediliği ve bir acı ölüm sonu ile… Cana, mala, ırza girilmez çalışması J.J. Roussuo’nundur. Anayasa maddesidir. Yahudiliğin Vatikan kurgusundaki papazı bu düşünürü zindanlarda çürüttü, Atatürk’üm Anayasa maddesi ile ebediyete yaşattı… Hegel, Voltaire bu örneklerdir yine…

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Yeryüzünde bedenimizin yaşadığına, Allah katında ruhumuzun yaşadığı ile bir yaşam aynasıdır diyorum hep. Nedir Allah katı diye soruyorum, nerededir Allah katı soramam diyor ve şimdi de böyle düşünüyorum kendimce, hemen de ekliyorum: İnsanlığı aşk olmuş insan biliyor Allah katını ve yeryüzünün de bir cennet olduğunu, bir cennet yaşamının yeryüzüne bağışlandığını ve kirletmeden, ebedi yaşamı sevdiğini, sevgiyi üstlenmekte biliyor…

Şeytan da biliyor bunu. Şeytan, cehenneminde sürekli kontrol altında olacağını, insan da sürekli cenette huzur ve refahı yaşayacağını biliyor. Ancak, şeytanın arka bacağı gibi sürüyen İblisler bilmiyor, işte onlar gafletini ağlayanlar olacaklar ve bilmeyenler olarak yaşamları cehennem eden mahlukatlardır, insan mahlukatları bu iblisler, cehennemde mağdurlar misafiri olacak olanlardır ve ebedi…

Vatandaşı iki arada bir derede bırakmamalı! Güzel bir deyimdir. Aktütün ile bu güzel deyimi bir örnek diye düşününce şu geliyor insan aklına: Şeytanlardan bir çok besili, şeytanları besleyici ve iblislerin girdiği sınırlara çit çekelim, duvar örelim, ki biraz da olsa zahmet yaratılmış olsun ve hem de, bak yasak iş yapıyorsun, yasayı çiğniyorsun, haddini taşırıp öldürüyorsun ve bu önlem bir ihtardır, ama ihtar sonrası artık bir çare kalmıyor, yakandan tutup ceza verilecek ve bu ceza, uygulandığı gibi kötü olabilir, ‘ölüm cezası’ olabilir denilecek hakkın hem güzelliğine emek, hem de düşünceyi tğkettiklerini anlamaları için delillerdir üstelik… Ve yaşam koruma emeğine, şöyle ki;

Devamını Oku