Aşka
Sevgiye
Sevişmeye
İçim kıpır kıpır
Beynim uslu, suskun
Ama hazin dört yanım
Denizin gel-git’leri
Yılın bir geri bir ileri saydırdığı gibi günleri
On iki ay ritimlidir bu hali, ayrıcalıklı biri…
Toplanır bu dalgada dünya pisliği
Aşarak 367 dayatması bariyerini
İktidarlık güder ileri geri çıkar ilişkilerini…
Doğanlardır ön yargılar, hep o varlıklar
Somutları görülüyorsa ön kaygılardan soyutlanmaya alçalmam
Bir kişiye olsaydı eğer bu yargılar
Kaygıya vakti harcamaya rahat kıyamam diye belki düşünülen
Bir emek varlığıdır
Eğer bir millet ise ve vatan bütünlüğü kurcalanan
Ordu ruhumdur, millet bedenim. Ruhumun cemiyetidir bedenim. Orduyu milletten, ruhu bedenden ayrıştırmaya soyunan savaş zorbalarına karşı kaybeden hep sadece hava, su, toprak olacaktır…
Ruhumuzu bedenimize misafir eden güzelliğin sanatçısı Yüce Allah, bu misafirliği için bir demet sevgi çiçeği vermiştir ilahi hukuk rayihasıyla. Ruhumuzun geri dönüşüne bir demet mutluluk çiçeği olacak; hukuk üstünlüğü korunan eşitlik ve insanlığın eşsiz güzelliği. Hukuk, şeytanı şeytanlığından koruyan, şerre uğrayan insanı zor anında sömürgeden kurtaran insanlık emeğidir. Hep bu mutluluğu yaralamak Yahudilik icadı, şeytana iblis coşturan ve coşan dahil, şeytanlığının marifeti ile sadece kendi ruhuna tasma takındığıdır ancak. İnsanlığı tökezletmek başarılır mı yoksa ve acaba… Dünya çökertilir mi diye düşünmek acizliktir denilir belki.
Ey Allah’a şirk koşanlar! Ne de büyükmüşsünüz edepsizlikte! Yeryüzünde ırk olarak bir insan bir de şeytan var, elbette. Dünya, ekseninde ve yörüngesinde ulus varlığını hiç şaşmayan bir disiplinde havayı, suyu, toprağı yaşatıyor bir naz, bir eda, bir huzur ve refah güveni ile. Ulus millettir insan, işgal zulmetidir şeytan. Ruh bedenin şahitidir. İhtiyaç, yüz yüze gelinen andır. Ulus, lehçeleriyle bütünlüktür. Lehçelerle vatan işgali güdülmez. Fitne fişeklenmez bu edepsizlikte.
Önce terörlerin terörlerini yargıla
Terörü türeten düşüncelerde uyan
O savaşında ben varım ey sevgili mimarım
Terör ilan edilecek gün anısı yakınlardaydı
Teröre mücadele varlığına
Anlatanlardı korkuyu ayrıntıda yaşatılmaya kaçırılan
Kaçışların uzağına kadar tuzak kurulan
Ruh gücünde sessizliğine boğulup yaşam doğulan
Ekonomi borsası varlığı
Otopya avcıları
Öcalan canisinin vahşet şiddeti
Otuz bin bebeğimin masumluğunu katletti
Otuz bin parçada istiyorum bedenini…
Şehitlerim af eder beni, af eder beni analar
Babalar af eder, af eder öğretmen, hemşireler
Baskının kalktığı diyerek kamufle teraneliğini kol gezinenlere
Korkulu ahlak soygunculuğunu yola devam seyri sevinenlere
Yolsuzluğu önüne katmış suçlarla ilerleyenlere
Üstüne üstlük haller diye öylece, iktidar edenin de edilenin de….
Allah’tan dilenir, bu hep edepsizler ve birlikte birikisinin
Tarlalarda sessizce uzanmak o sıcak rüzgarında
Bir defa mutlu olmak istiyorum o öbürleri gibi
Şimdi dağlar, kırlar, denizlerde o oldukları yerde
Daha ne çok caddelerden geçmek...yol üzeri gibi
Yeni bir dünya yaratan hevesiyle bir bebek
Hiç siyasetçiler işe gidememeyi, meclise girememeyi tattı mı? Meclistekiler toplumu yargılamanın bir hiç hissi doğurduğuna mı emindi? Toplumu hiçe sayan, bilgilendirmeye tenezzül etmeyen, yeteneğin laf ebeliğinde ya 'bulutlu bir hava der unutur' tesellisi ile arsızlık, ya taraf yaratan şirk ve şerri gıda beslenen halleriyle, halkı yetkisiz güç değerine damgalarken neye damgalandıklarını hiçlikleri kadar da düşündüler mi? Siyaset edepsizliğini ordu ve Anayasa kirletmeye vardırmayı cüret üstlenmenin marifeti uğruna hiçbir şeyden çekinmeyişi ile, zaman ve düşünce sağlığı isteyen bir ulus varlığını vatan bütünlüğü korunan Anayasa ve Orduyu yaraladılar sayalım, milleti ne ile ciddiye alacaklar? Düşünmeyecek mi halk?
Düşünürse eğer ne ile karşılaşılacak diye acaba, siyasetçiler hiç korku hissediyor mu? Umrunda mı onların? Kendi vicdanlarında utanç yuva kurmamış olduğu için siyasetçiler diye, her sokak oluklarına kan yol buldukça söylendi. ABD’de, Avrupa’da, İngiltere ise hep paçayı yırtabilendi. Papaz yüzüğünü öpme terbiyesinde uysallık krallığı sevilmez mi hiç? Bu yüzükler sahi kaç para?
Millet bu korkuyu aşacak oysa, öyle veya böyle, hukuku üstünlük kuracak yine, uygulamaya ama gelince siyasetçi gelip sinekliğini konacak öyle mi? Çağın ihtiyacına ayak uyutan masalının uykusunda gafil avlanan tarihini kusmaya heyecan dolmuş, ulus tarihinin destanına intikam olup, insanlığı şeytanlığıyla pazarlayacak öyle mi? Köleliğe insanı alıştırabildik mi sahiden? İnsan mı uşak olacak, ama kime? Bu uğurda üç bin yıl savaş püsküren haçlılar Yahuda esirleri miydi acaba? Esirler miydi o savaş vahşetini salyasında köpürenler? Bunlar masal mıydı? Bize hiç uğramayacak kahpelikler miydi, yoksa kahpeliğe kucağımız mı açıktı? Aç mıydık, açıkta mıydık tarihin sayfalarında, bir durakta bekleyen göz alıcılığı mı?




-
Yükselen Yildiz
-
Mustafa Aslan
-
Haşim Koç
Tüm YorumlarSEVGILI ANTOLOJI DOSTLARI!
SAIIR ARKADASIMIZ SEVINC KAVUK U KAYBETTIK
BENIM 39 YILLIK COCUKLUK ARKADASIMDI SIZLERINDE BURDAN TANIDIGINIZ BELKIDE BIR COGUNUZLA YAZSTI REAL TANISTI
BU SEVGI DOLU GÜZEL ARKADASIMIZIN ANISINA
BURAYA DÜSÜNCELERINIZI YAZARSANIZ
O OKUYAMAZ AMA ...
Allah mekanini cennet eylesin ablam.
-saygı deger hemşerim kalem tutan ellerinize sağlık şiir olup yazılar temiz duygularınıza sağlık...her zaman yazınız lütfen size duygularınızı damla damla biriktirip duygu denizleri oluşturmak..yakışır..duygu denizleriniz olsun..yazınız yazınız yazınız lütfen...ARAPGİRLİ HAŞİM KOÇ..