Bir hükümet diliyorum, sözde Soykırım ödevine yoğunlaşmış saygınlığı örnek varsayalım, bu ödev özel dikkat kadar paylaşma hakkını istiyor üstelik de, işçi partisine bir bakanlık görevi veriyorum, diyebilmeli... Tarım işini üstlenmeye MHP ile bu bakanlığı paylaşıyorum, diyebilmeli...
Parti ile partiler arası değerlerde belirir seçkin hizmet
Kişilik imajı dayatmayla mı yürür hükümet?
Federasyon olmazsanız, gelir olurlar başkaları... partiler bunu beceremiyor, kaçınılmaz bir önlem gücüne hazırlayacak sizleri bu tecrübeler halbuki, sendikalar bari becermeli... Vatan varlığı ve bütünlüğüne öncelliktir emek, kişilikler ne oluyormuş acaba bu ödev bilincinde?
zamana karışan yiğitler değil
geride kalan analar amelsiz değil
sadece duygular zayıfladıkça
kaybolan oluveriyor nedense
değilmişlik nemene şeyse
hissiyat bilmem küsmüş mü de
Benim üzülmeme biliyorum
Dayanamazsın...
Gücünü yoklamaya kıyamam bile
Sevgini seviyorum...
Sevdiğim seni bensiz yaşatmaya
Bir ağaç gibi hür sivil, bir orman gibi asker kardeşliğim
Hep disiplin, hep terbiye ödevi bu sevgi, aşk ile iman bilincim
Ülkede sivil hakkı severim, öyleyse ülke olmayı bilmeliyim
Askerdir sağlık varlığım, öyleyse ben hür askerim!
Sağlık korumaya bu imanımı bilirim evim
Fransa´dan bir hanım, kızım, degişik yaşamların olduğunu iki büyükanneden, iki dünya onlar, diyor ve onlardan nasıl öğrendiğini anlatıyor:
Bizim kızımız Jil´in, birbirinden gün ve gece kadar zıt yaratılışta, iki büyükannesi var. Büyükannesinden biri, yüz ifadesinden sır vermeden onyedi ve dört kart oyununda nasıl blöf edildiğini öğretti.
Diğeri ise masayı donatırken kaşık, bıçak, çatal gibi erzakların nerelerde olabileceğini.
Biri, daha Jil üç yaşındayken kendisinden istenmediği sürece hiç bir şeyi karıştırmaması aşısını injekte ediyorken, diğeri fırın tepsisiyle
merdivenlerden nasıl kayılacağı sanatını yoğunlaştırıyordu.
Arkadaşlık ilişkilerinin ölçümü etkinliğinde
Örüntüleri incelenirse ‘belli bir iletişim ağında’
Yer aldıklarını ve çeşitli ağlar boyunca
Hem yayılmış hem o konumda bir statüye
Sahip olunduğu belirlenebilir…
Bir tecrübe edinmiştim. İlk çıraklık yılıydı, doğalgaz döşemesi için boruları ateşte tutarak belirli bir derecede bükülmesi sağlanıyor ve soğutmaya da suya daldırılıyor, kızgın rengi kayboluyor suya batırır batırmaz. Ben bu işi beceriyorum diye işi dalgınlığa saptırdığım bir an, ustam şu ölçüde boruyu uzat deyince, o kızgın boruyu kaptım, kaptım ya… ustam gür bir sesle bütün ekibi topladığı gibi, beni uygun bir tutuş halinde mengeneye sıkışmış gibi sarıp sarmalamaya ve ateşin aleviyle başladılar avucumu haşlamaya… Bilgiliyim ya ben de, can havliyle bağırıyorum; Hitler mi uyandı yine diye… Dakika dolmadan daha, yanık acısını hissetmez oldum, hem avucum su toplamamış, hem yanan o değildi gibi keyfi yerindeydi. Ütü ile kazara oluşan bir YTL büyüklüğünde kolumdaki yanığı, cesaret ederek, çakmak ile haşladım, neticesi aynı başarıyı gösterdi. Deneyebilirsiniz, bu benim tecrübem ve güveni sağlıklı. Orman yangınlarında da öyle yapıldığı anlatılıyor, yangına karşıt bir yangın oluşturarak hızını kesiyorlarmış. Allah kolaylık versin böylesi felaketlerde her yardım metanetine… Bu güzel tecrübem, kokuşmuş vahşeti dengelemek için veya kimi mahcubiyet öğretisi olarak, her kötülüğü iyiye yönlendirmeyi bilmeye özen değeridir demek içindi belki… Sızlanma yerine mücadele etmeye yüreklenmeli, bu kötülüğe uğrayan vatan ise, özellikle. Çünkü bebekler var, yaşam hakkını istiyor.
Bir insana kırk gün eşek denilse, eşek olur nihayetinde. Bir iyi haberin vahşetle paralelliğinin sürmenajı ise bunalım yaratır. Bir acıyı unutturmaya başka acıya uğratmak da arsızlaştırır mı? Kötülük yalnız gelmez derler gerçi… Bir film seyretmiştim, savaşta öldüremeyen birine deniyor ki; ilki zor gelir, rutinleşir sonra… bebek katliamına AB duyarlığını düşündüm de....
Bir ürüne karar veriliyor, para ayrılıyor bu amaca, ülkeler başlıyor halkı meşgul etmeye. Hangi ülke halkını davarlaştırmakta başarı gösterirse, büyük lokmayı hak ediyor sanki…
Başabakan gemiciği, cumhur sıfatlanma ile alınan hediyeden söz etmiyorum. Çimento örneğin, çağımızın yarışta beslenen iş alanı. (k.o. damlası da bunun cazibesi gibi… k.o.: bir iki saatlik beyin ölümü yaratan ve çocukları okulda, gençleri çevrede damgalamaya kullanılıyor yaygınca… 1996’dan beri bulunmayan bu meretin adı k.o. imiş. Avrupalıya uygulansa, hemen bulunuyor her nedense… Gazetede okudum bunu bu hafta. O yavrularıma yaşam gücü dilemiştim, sadece sevgimi tazeledim onlara) . Çimento, çağın sömürü aracı olarak kullanılan oyalamanın ilk sırasında. Ülke modernleştiriliyor diye ağız tadına bir parmak bal sürülen bir mimari sanat yaratıklığı ile başlanıyor bir iki yatırım havası esmeye. Yapılan ama mağaza, dev satış merkezleri. Bunu da yutturmaya yine, bir iki yol, bir iki yerleşim amaçlı site borçlandırma ile kenetli bir silsile…
Diyorsa ‘Savaş, zaruret olmadıkça bir cinayettir’
Ruhun emanet durduğu yaşamı, korumak asilliktir
Bu sözün Dahi sesi Atatürk ile emanet sevilmektir
Türk varlığı insanlığı yaşatan bu tek duruş adilliğidir…
Domuzdan post, kafirlikten dost olmaz’a çoğalan
Vatan ruhuyla yüreğindedir selamet
Düşünmeyi bilgisinde sevgi seyret
Dürüst bilgilerle milletten rica et
Doğal bu harekette kolay olur siyaset…
Eğitim, sağlık, gıdada büyüyen güvendir servet
Meleği secde ettirdi insana, yüceliğe yükselir insanlığıyla
Diyen Allah’ın öğretisinde aşk oldum, yol oldum uğruna
Yuvamda çiçeğin açışıdır bir komşu
Kan bağı benzerliğidir bu yaşam tutunuşu
Sesidir yüreğimin, çırpındığıdır duruşu




-
Yükselen Yildiz
-
Mustafa Aslan
-
Haşim Koç
Tüm YorumlarSEVGILI ANTOLOJI DOSTLARI!
SAIIR ARKADASIMIZ SEVINC KAVUK U KAYBETTIK
BENIM 39 YILLIK COCUKLUK ARKADASIMDI SIZLERINDE BURDAN TANIDIGINIZ BELKIDE BIR COGUNUZLA YAZSTI REAL TANISTI
BU SEVGI DOLU GÜZEL ARKADASIMIZIN ANISINA
BURAYA DÜSÜNCELERINIZI YAZARSANIZ
O OKUYAMAZ AMA ...
Allah mekanini cennet eylesin ablam.
-saygı deger hemşerim kalem tutan ellerinize sağlık şiir olup yazılar temiz duygularınıza sağlık...her zaman yazınız lütfen size duygularınızı damla damla biriktirip duygu denizleri oluşturmak..yakışır..duygu denizleriniz olsun..yazınız yazınız yazınız lütfen...ARAPGİRLİ HAŞİM KOÇ..