Biraz o’yum, biraz bu’yum diye bir o yana bir bu yana kıvırtan, kıvırttıran veya kıvırtmalar, çifte besililik yoluna uzmanlık olmuş uşaklıklarla, bugün Yahudi’yim, yarın insan olurum der yine bu hal varlığı ile… Allah, yüreği organ olarak verdi, yürekliliği de kazanan sen ol! Anadan ‘insan şekliyle’ doğduğu için, herkes insanım der elbette. İnsan olarak insanlığa emeğin kadar insansın diyeceğim ben! Herkes değil, Türküm ben!
Canlı, cansız ne varsa, insan dilinde adı var. İnsan yaşamında düzenlilik içindir bu. Çalan birine hekim, hakim, kadı denilmez, hırsız denilir değil mi? Olayın, eylemin, davranışın da adı koyulacak: ya alın çatının sokak ortasında yürek rengini, ya yüreğinde şeref taşırsın, seçiminde hürdür insan nihayetinde…
Ruh bedenin şahit’idir. Doktor narkoz verince beden uyur, ruh uyumaz! Hep fotoğraflar sesi, rengi, çevresiyle, düşünüleni dahi… Budur, Allah gören, işiten, bilen denilen. İlle de Allah benim diye para gösterip bağırıyor Şeytan! Türkiye Cumhuriyet’inde yaşayanlardan yüzde 47’si kuyruk sallamışlar şeytana, para şeytanın şehveti, keyfi o kuyruk sallayanlar… Bu acıda kıvranıyor Avrupalı da, boş gönüllerle. Sayısı belli işte, sadece. Benimle dolaşamazlar onlar! Emeğinde seviyorum insanı diyorum seve seve! Sömürgenin düşmanıyım, söylüyor, ilan ediyorum her an, her soluğumda ve gürül gürül sesimle. İlahi hukuku ruhum taşıyor, insani hukuku yürekliliğimle taşıyacağım!
Ve bundan çirkin bir yaşam ise, maymunu bağlıyorlarmış masaya ve canlı canlı beynini akıtıp yiyorlarmış zenginler… maymun ölmüyor, bir boş çuval gibi yığılıyor, bakınıyor öylece… İnsan beyni de burnundan akıyordur herhalde…Görmenizi istemem bu kameralı belgeseli. Ne yazık ki ben gördüm…
Atomu Yahudi bulmadı, Nagasaki’ye atomu atmayı buldu. Elektriği Yahudi bulmadı, elektrikli sandalyede işkenceyi buldu, makamlarda görev alabilme uğruna ve adına. Ve bir kadının kol çantasını hırsızlamış bir genci o sandalyede gösterdiler tv ekranında, beyni akmaya direndi… Birkaç kez öldürdüler öylece…
Dünyayı para yaratmadı, ama para alış veriş malzemesi oldu dünyada. Vatan varlığı ve bütünlüğüne Türk tek yürektir, tek bilek, tek inanç. Beden de bütündür. Bedeni oluşturan organlar, hücrelerin her biri birer birey ve birlikte bütünlüğü yaşatıyor yaşayarak. Önce vatan, sonra vatan bireyi olmayı bilmeli! Önce beden olmalı, sonra bireylerini (organlarını) tanır, bireylikleriyle de (organ ödevleriyle) tanışırız. Cebimi doldur sümüklüğüne irin akmaya dolanlardan farkıdır bu!
İbranice haham diyorlar, hikmettir anlamı
Haham Yahudi din adamı, Kardinal Vatikanlı
Kuruluşu gibi manidar savaşı köklü kuşanılı...
Oysa insanlık bağımsızlığı,
Sömürge ayrışıklığı kışkırtma kutsadı….
Vatanı satın alıp, mecliste servet büyüyor
Hükümet-ler Yahudistan denetliyor
Allah, hukuk derken dediğine inanıyor mu?
Ahlaki çöküntüye bu histeri niye?
1. Referandum adap dışı unsurlar taşıyan bir harekettir, Cumhuriyet savcılığından dilenir: Seçime gitmeyenlerin cezası, hükümet ve hükümetin milletvekillerine verilmeli. Halk, hükümeti dava edebilmeli. Halkı, görevi dışında ve gücünün üstünde bir sorumluluğa zorlandırmak suçtur! Halkı, bir alim, bilgin sorumluluğuna zorlandırmak suçtur! Bu suç varlığı mahkemelerce incelenmediği sürece, bu seçimin hükümsüzlüğe yargılanması, halka olan vicdani sorumluluktur! Halkın vergisini bu boyutta bir sorumsuzlukla kötüye kullanan hükümet suç işlemektedir! Hükümet süresince masraflarını devlet adına geri talep etme haklarını kullanmalarına millet bireyi olarak saygı duyarım.
2. DTP’liler de İktidar olan hükümeti, hükümet oldukları ilk günden başlamak üzere, mahkemeye verebilmeliler. Türk şehitlerine Kelle, Terörlere sayın hitabıyla, DTP’yi seçebilecek halkın oylarını kendine toplama adına amaçlarına, dosdoğru halkı kötüye kullanmıştır. Hükümet süresince masraflarını devlet adına geri talep etme haklarını kullanmalarına millet bireyi olarak saygı duyarım.
3. Din işleri bakanlığı iktidar olan hükümeti mahkemeye verebilir, dini suistimar ederek, oy toplama amacına halkın dini inançlarını kötüye kullanmıştır. Ilımlı İslam diyerek dünya ülkelerine bir kışkırtıcılık tabanı sunmuş olarak ve dini duyguları yanlış olarak galeyana uğrattığı halkı, şuur bulanıklığı ile sarsmaya dosdoğru cüret edişi suçtur. Tazminat açarak, hükümet süresince masraflarını devlet adına geri talep etme haklarını kullanmalarına millet bireyi olarak saygı duyarım.
Ve bu Yahudiler Roma İmparatorluğunu, -AKP hükümetinin adalet bakanlığından hakim tayini gidişatı aynı amaçtır-, hukuk ve okullarında hakimiyet sağlayarak işgal ediyor. Önce vahşet ile bilinen, şeytan adıyla o yapısı anlatılan ve Yahudi adını da kendileri örgütlenmiş olarak: Vahşet-Şeytan-Yahudi bu şekillenmelerdir. İncil müjdeleniyor, -AKP hükümeti gibi-, okulda her türlü edepsizliği fokurduyor, kendileri de hakim olduklarıyla Hz. İsa’yı çarmıha germe kararını veriyor. Bununla, Allah ve ruha ulaşılmaz bilgisini kirleterek Avrupa’nın dilinin ırzına giriyor; ‘elimde para işe yarıyor’ gösterisini, ‘paraya kulluk kula kölelik’ fışkırıyor yine puta tapıcılık devri gibi. Yani, Allah terimini saptırarak, Allah’ın oğlu, anası, danası, babası gibi bir anlamda haç getirtiyor. Böylece dili saptırarak laf curcunalığını da başlatmış oluyor. Roma imparatorluğunda arenaya köleler getirilir, gladyatörlerin eline kılıç verilir, Yahudi de baş parmağını ileriye uzatarak halkı coştururmuş (parmağını aşağıya çevirmesi ölüm işareti oluyormuş): Keselim mi? Halk da birlikte aynı parmak tanımıyla, keselimmm diye bağrışarak coşuyormuş. Yahudi keyif kasılıyormuş soysuzluğun soyluluğu olarak. Türkiye’de bu baş parmak gösterisini dolanır ERBAKAN efendi, dinciyim demekten çekinmeden üstelik. Bu yüzden hep bu şeytanlardan partiler kapatılmıştır Türkiye’de.
Ve Yahudiler, Roma İmparatorluğunu işgalinden sonra İncil’i yırtıyor, Vatikan’ı kuruyor, ilk çarşaf, peçe, çul çaput ile kapatmayı ilerliyor ve ilk papazlara kara çarşafı giydiriyor, din adamları karılarının da saçını tıraş ederek alttan sıkma baş bir örtüyle ve üstüne de bir örtü örterek kapatılıyor. Bu çarşaflı papazlar Avrupa’yı kontrol etmeye kullanılıyor, Avrupa bu yüzden uşaklıktan kurtulamıyor ve bu yüzden Atatürk’üm ‘Yüzünüzü Avrupa’ya dönün’ dedi. ‘Kapatırsa orospuluk yapar’ hizmeti için ilginç bir ön hazırlıktır bu çarşaflar ve de başarılı. Çarşafı başka yörelerde kadınlara giydirilmesi uygun bulunuyor, ihtiyaçlara en kısa yoldan ulaşmanın kuralı kadın, erkek, çocuk, ister çul, çaput, çarşaf, peçe, çuval vs…
Milleti Katolik, Evangelik, Protestan, istan, fistan diye diye bölüyor. Kardeşi kardeşe vurdurmak için bölüp, düşmanlık fitneleyerek de başarısına yardımcı unsur sağladı ve bu başarısıyla da topladı serveti, kirletip aklı girdi yine, her keresinde ama biraz daha dosdoğru ve biraz daha rahatlık alıştırmalarıyla insanlığın koynuna, canına, malına, ırzına...
Biz ordumuzu askerlerimizle, disiplinli terbiye olan sevginin kına gecesinden bir sevgili sevdik, sevgiliyi aşk yüreklendik. Ordumun ekibi neymiş de biz bilmiyormuşuz sezisi tüylenen iblislere soralım mı, asker bedelini para ile ölçmek miydi ödevin diye?
3-5 bina dikeceğim diyor ve 2-3 karakol seçiyor kurban bedeli diye. ‘Ordu, yan gelip yatma yeri değildir’dedikten önce mi, sonra mı acaba Anayasa paraladınız ve vatanı pazarladınız mı? Anlaşılması için de millete yılışmak mı kaldı elinizde bir saltanat? Partiye af gücüm yok, buna hak tanımadı bana vatan varlığı ve ruhumda güzelliğin sanatçısı Yüce Allah, ne de Orduma defol demeye!
Ama millet imparatorluğum var, sevdiğiniz modernlik terimi diye seçtim imparatorluğu, hani hatırdaki dikenleriniz anlaşılsın diye, benim Türkiye Cumhuriyetimin tüzüğü diyor ki buna; ‘Egemenlik Milletindir’. Bu hak ile işte: O zıklandığınız, millet sinesine çöktüğünüz her şey adına, verin emeğinizi ve cephede kendi canınızı ve koltukta, amaçlandığınız serveti, dokunulmazlık hakkınızı şer sürttüğünüz alt bölgenizi hadi kaldırın ve kurun bu vatanın İÇ ve DIŞ refahını, huzurunu! O refah ve huzurun varlığı ve bütünlüğüne ödenen kurtuluş bedeli bir istiklal’di! İblisler hükümet edilir şerri, şaibeliği değildi!
TASIDIĞINIZ ARASINDA EN ÖNEMLİ OLANI:
YÜZÜNÜZÜN İFADESİDİR. Voltaire
....................I...................
Kendimi hakimiyetle yaşamaya olağanüstü çabadayım…
Yahudi her fokurdadıkça ne yapmalı? Üç bin yıldır tarihinde kovulan ve tarihin de kovduğu Yahudi hakkında, çok okuyan mı bilir, çok gezen mi sözünün hatırı olarak şöyle düşündüm: Türkün doğuşudur düşünmek! İlkem ve ülkümdür laik Cumhuriyet. Hiçbir yöre, hiçbir padişahlık, krallık olmamış ki, onlara kapı açmamış olsun. Yer vermişler, barın işte artık şurada deyişlerine karşı yedi yıl sürmeden fuhuş inletiyor virüs gibi yöreyi… kovuluyorlar… Kadın örterek terbiyeli mi oldular yani? Yoksa terbiye mi seviyor oldular?
Bir erkek çocuğu övgüsünü örnek alıyorum burada ve düşünüyorum: Ana hazırlar, ordu tamamlar deriz biz, kınalarla uğurlarız asker düğünümüzde. Biz, elimizi açarız ilaha, an vatan anı olursa dökeriz önümüze, ilahi güç, avuç içi yani, beni gösteriyor değil mi? Elimin tersi kimi gösteriyor oluyor? Atatürk'üm dedi ki, geldikleri gibi giderler. Dikkat et geliş sebebine demektir bu. Allah bir el vermedi ki, iki elim var. Bir terbiyesizliğe iki okkalı terbiye sun demektir bu. Ana hazırlar, ordu tamamlar demiştim. Bir anne kız çocuğuna verdiği terbiyeyi erkek çocuğuna da veriyor. Kızı, anne evinden anne evine gidecek. Oğlu ise, yüreğini ayakları altına serdiği ordusuna gidecek. Utanmak istemez o anne bu yüceliği. Laf ebeliği ile ne yaptılar bu güzelliği? Beş yaşındaki oğlan çocuk on yaşındaki, hatta otuz da dediler, abartı iştahlarıdır, sınır bilmez Yahudilikler, kız evladına emrediyor oluyormuş bu velet, ağalık taslanıyormuş gibilikler laf diye sevilmiş yani…. Bir anneye, babaya, kardeşe bu hakarete kim sevinir acaba? Veya kim yapar, kim yaptırır bunu?
Türkün Türk’ten başka dostu yoktur diyorsunuz, ne demektir bu diye ibibik takınmış horozluklar da var. Evet, Türkün Türk’ten başka dostu yoktur ve büyük bir deyimdir, beş bin yıllık bir tarih ile. Türk, insanlığı uygarlığa taşıyan yücelik emeğidir. Emeğinde seviyorum insanı! Her ülkeyi, ülkenin şerefli insanları yönetir. Her ülkede, insanlığa hizmetiyle hür ve özgür insanlar Türk’türler! İnsan özgürdür, şeytan örgüttür. İnsan-şeytan- melek birer ırktır. İnsanın tek ırkıdır insanlık. Şeytanın her tür ırkıdır şeytanlık. Allah’ın en yüce kulu insandır. Meleklere, secde etsinler insana diye emretmiş. Her üçü de, Allah katından ruh ile insan, şeytan ve insan değerlerinde böylece: Ruhun vatanı Allah katıdır. Bedenimizin vatanı da yeryüzünde toprağı. Allah, eğer şeytana ruhu gibi bir beden verseydi, toprakta çürüyecekti, kıymadı öyleyse insan bedeninin cennetine, toprağına. Şeytan bedeni kirletmesin toprağı diye, insan bedenine eşit beden ile yarattı. Bu kadar ödevi, sunulan bu kadar zengin dünya ve ahret güzelliği ile, üstesinden gelmek zor olmamalıydı insana. Şeytanı, sadece çocuğumuzu eğitmek için ‘sevgisiz bir eylem ile, hatta düşünme bile sevgisiz, yoksa şu şeytana benzersin’ diyecektik. Şeytanı kontrol etmek çok mu zor geldi ve kime?
‘Vatan ve Türk koydum kitabımın adını’ diye bir heves heyecan büyüyor giderek içimde. Bir özetleme içinde düşünceleri derlemekte amacım, genel bir bilgilenme için temel oluşturan ne olabilir diye kendimi bir yokladım sadece. Minik bir hikaye tarzında düşüncemi derledim.
‘Vatan ve Türk’ dedim, öyleyse düşünmeliyim ve düşündüm bir temeli kurgulamaya: Puta tapıcılık devriyle ve sürecinde bilinenler nelerdi? Puta tapıcılık devri bir vahşetin büyüdüğü döneme ulaşmış, şöyle ki; o çağda köy kent yok, avcı grupları ve insanlar varmış. Vahşetin hakimiyet büyüdüğü hali, insanları veya avcı grupları birbirine düşürerek kavgaya sebep oluyor, onlar bu amaçlı sürtüştürmeden habersiz kavgaya girişiyor, bu anda vahşet her şeylerini çalıp götürüyor, kendilerine gelince hiçbir şeysiz kaldıklarıyla şaşkın iken, vahşet hırsızladığı ile geliyor, onlara ölmeyecek kadarını vermeye başlıyor, kendine köle edinceye kadar… Kölelik almış başını gidiyor, yani çaresizliğe o vahşet, o çaresizlik ‘tam teslimiyet emrini’ hükmediyor…
İşte bu dönemde Göktürkler şahadet parmağı ile göğü işaret ederek ‘Tek Tanrıcılığı’ ilan ediyor; Allah’a ve ruha ulaşılmaz duyarlığına, gökbilim ve aritmetik araştırması ile önderlik ediyor ve düşünce gelişiminde erişilecek bilgiler ise: İnsanın yeryüzünde tek ırkı insanlıktır ve insanlığı uygarlığa taşımaktır yücelik. Bu önderlikte hür milli ruhlu ilk halk birliği giderek büyüyor, vahşet ise etkinliğini kaybediyor. Güzelliğin büyük sanatçısı yüce Allah bu insanlık aşkını yücelikle onurlandırıyor ve bu yüceliği güçlendirmeye ilk kitabı ‘Zebur’u indiriyor, peygamberleri elçi ediyor. Zebur’da, insana secde etmeyi emrettim meleklere diyor ve şeytan adını zina ile anlatıyor, okuma ile yazının kalıcılığını hissettiriyor ve vahşetin adı şeytan olarak belirtisini böylece: şeytanın ‘Göbek altı vur, göbek üstü kirlet’ mahlukatı olduğu, insan anlayışının bilgisidir diye sunuyor. Göbek üstü akıl ve yürek var. Aklı kirlet, yüreğe şer bulaştırarak kirde yorduğun oranda da soy, neyini veya neresini istersen tabirine görsel, rüyasal, tecrübesel anlatılar da yer alıyor Zebur da. Yaşamda kutsal ne varsa ırzına girmek, her cazibeye bürünerek insanı insanlıktan çıkarmak şeytanın tek yeteneği olduğunu tanımlıyor ve gerçekten dinciyim demekten çekinmiyor vahşetten sonra şeytan olarak adı tanımlanan bu mahlukat, Tevrat’a katılım niyeti belirerek, ama dincilik yürütmeyi fırsat kollamak için, insanların arasında bir sözdelik yerini alıyor, ama insani ödev ve görevlerde. Tevrat ile fitne-fesat anlatılıyor şeytan tanımı devamına ve bu inançlı inançsızlar olarak Yahudi adında bir birlik örgütlenerek ‘Roma imparatorluğuna’ kadar geliyor ve….




-
Yükselen Yildiz
-
Mustafa Aslan
-
Haşim Koç
Tüm YorumlarSEVGILI ANTOLOJI DOSTLARI!
SAIIR ARKADASIMIZ SEVINC KAVUK U KAYBETTIK
BENIM 39 YILLIK COCUKLUK ARKADASIMDI SIZLERINDE BURDAN TANIDIGINIZ BELKIDE BIR COGUNUZLA YAZSTI REAL TANISTI
BU SEVGI DOLU GÜZEL ARKADASIMIZIN ANISINA
BURAYA DÜSÜNCELERINIZI YAZARSANIZ
O OKUYAMAZ AMA ...
Allah mekanini cennet eylesin ablam.
-saygı deger hemşerim kalem tutan ellerinize sağlık şiir olup yazılar temiz duygularınıza sağlık...her zaman yazınız lütfen size duygularınızı damla damla biriktirip duygu denizleri oluşturmak..yakışır..duygu denizleriniz olsun..yazınız yazınız yazınız lütfen...ARAPGİRLİ HAŞİM KOÇ..