Sevgiyle başlayan bağımsızlık, sevgiyle donanan yüreğinin yükselişidir karakterinde. Türkün doğuşudur düşünmek! Sevgi-aşk-sevda yükselen ifadelerle terimlerdir. Aşk köprüdür, medeniyetimiz aşk medeniyeti, aşk ile eyle ne eylersen, Allah aşkına söyle, Allah aşkına buyur deriz hep ve yürekten. Disiplinli bir terbiyedir sevgi.Terbiye köprüdür, disiplin ile sevgi arası yükselen karakter.
Sevgi-aşk-sevda = Bağımsızlık
Disiplin-terbiye-sevgi = Karakter
Disiplin, terbiye, sevgi ile dünya bu örnektir, 3 mm. kaysa yörüngesinden, kapaklanır ay, güneş, yıldızlar üst üste… Azınlık, çoğunluk diye laf curcunalığına fırsatı açıklayan örnektir yine dünya. Dünya tek, bağrında zengin yeryüzünü hem ekseninde, hem ekvatorda bir beşik nazı, edasıyla yaşatıyor. İşte o naz, o eda TBMM kuruluşunda çocuk bayramı kutlanıyor. Otuz bin bebeği katleden caniye ‘sayın’ Şehit’ime ‘kelle’ diyerek tepiniyor çocuk ruhu üzerinde. Hızını alamıyor, Ergenekon topluyor, meclisi hapishaneye hapishaneyi meclise taşıyor, tepinsinler çocuk ruhunda diye…
Sinek mide bulandırır, Yahudi göz, gönül, yürek. Sineği yok etmek için bataklık kurutulmaz, doğanın dengesidir bataklık. Kontrol yetiyor sadece. İnsan, doğa varlığının yaşamıyla yaşar ancak. Şeytanla yaşayacağız birlikte, onu kontrol ederek!
Bebek sevgiyi doğuyor, saygıyı büyüyor çocukluğu, gençliği mutluluk görecek, budur onun özgürlüğü ve özgürlüğün varlığı. Sevgiyi disiplinli bir terbiyede tutmak için doğuyor bebek. Bebek, henüz vatan koklamış haliyle emekleme çağını ve sevildiği Allah katını coşuyor aşk ile, tutamazsınız onu, seyretmeye doyamaz, seviniriz hem, o davranış diliyle: Bu vatan benim, bu toprak benim der ve hatırlatır bizi bize. Bedeli ise sadece; karnını doyurup büyütürken büyümek, onu ona, bizi bize anlatmayı anlamak ve hürce….
Hitler Avusturyalıdır demiştim. Yahudi felsefeci Freud Avusturya’da alkışlandı. Çocuk seksüelliğini inceledi seçkin başarısı olarak ve bugün çocuk pornosu terimini sözlüğe taşıyan emekti işte. Yüz yıl sonrayı görendi Hitler. Roma’yı yakan Yahudi’nin ateşini Yahudi’ye yaktı fırınlarda, bir ihtar olarak ‘ancak ve sadece’ olay yarattı, intihar etti… Atatürk ise uygarlık yarattı. 1938 yılları ortak yanlarıdır; bir uygarlığın ebediliği ve bir acı ölüm sonu ile… Cana, mala, ırza girilmez çalışması J.J. Roussuo’nundur. Anayasa maddesidir. Yahudiliğin Vatikan kurgusundaki papazı bu düşünürü zindanlarda çürüttü, Atatürk’üm Anayasa maddesi ile ebediyete yaşattı… Hegel, Voltaire bu örneklerdir yine…
Yeryüzünde bedenimizin yaşadığına, Allah katında ruhumuzun yaşadığı ile bir yaşam aynasıdır diyorum hep. Nedir Allah katı diye soruyorum, nerededir Allah katı soramam diyor ve şimdi de böyle düşünüyorum kendimce, hemen de ekliyorum: İnsanlığı aşk olmuş insan biliyor Allah katını ve yeryüzünün de bir cennet olduğunu, bir cennet yaşamının yeryüzüne bağışlandığını ve kirletmeden, ebedi yaşamı sevdiğini, sevgiyi üstlenmekte biliyor…
Şeytan da biliyor bunu. Şeytan, cehenneminde sürekli kontrol altında olacağını, insan da sürekli cenette huzur ve refahı yaşayacağını biliyor. Ancak, şeytanın arka bacağı gibi sürüyen İblisler bilmiyor, işte onlar gafletini ağlayanlar olacaklar ve bilmeyenler olarak yaşamları cehennem eden mahlukatlardır, insan mahlukatları bu iblisler, cehennemde mağdurlar misafiri olacak olanlardır ve ebedi…
Vatandaşı iki arada bir derede bırakmamalı! Güzel bir deyimdir. Aktütün ile bu güzel deyimi bir örnek diye düşününce şu geliyor insan aklına: Şeytanlardan bir çok besili, şeytanları besleyici ve iblislerin girdiği sınırlara çit çekelim, duvar örelim, ki biraz da olsa zahmet yaratılmış olsun ve hem de, bak yasak iş yapıyorsun, yasayı çiğniyorsun, haddini taşırıp öldürüyorsun ve bu önlem bir ihtardır, ama ihtar sonrası artık bir çare kalmıyor, yakandan tutup ceza verilecek ve bu ceza, uygulandığı gibi kötü olabilir, ‘ölüm cezası’ olabilir denilecek hakkın hem güzelliğine emek, hem de düşünceyi tğkettiklerini anlamaları için delillerdir üstelik… Ve yaşam koruma emeğine, şöyle ki;
Ve bu Yahudiler Roma İmparatorluğunu, -AKP hükümetinin adalet bakanlığından hakim tayini gidişatı aynı amaçtır-, hukuk ve okullarında hakimiyet sağlayarak işgal ediyor. Önce vahşet ile bilinen, şeytan adıyla o yapısı anlatılan ve Yahudi adını da kendileri örgütlenmiş olarak: Vahşet-Şeytan-Yahudi bu şekillenmelerdir. İncil müjdeleniyor, -AKP hükümeti gibi-, okulda her türlü edepsizliği fokurduyor, kendileri de hakim olduklarıyla Hz. İsa’yı çarmıha germe kararını veriyor. Bununla, Allah ve ruha ulaşılmaz bilgisini kirleterek Avrupa’nın dilinin ırzına giriyor; ‘elimde para işe yarıyor’ gösterisini, ‘paraya kulluk kula kölelik’ fışkırıyor yine puta tapıcılık devri gibi. Yani, Allah terimini saptırarak, Allah’ın oğlu, anası, danası, babası gibi bir anlamda haç getirtiyor. Böylece dili saptırarak laf curcunalığını da başlatmış oluyor. Roma imparatorluğunda arenaya köleler getirilir, gladyatörlerin eline kılıç verilir, Yahudi de baş parmağını ileriye uzatarak halkı coştururmuş (parmağını aşağıya çevirmesi ölüm işareti oluyormuş): Keselim mi? Halk da birlikte aynı parmak tanımıyla, keselimmm diye bağrışarak coşuyormuş. Yahudi keyif kasılıyormuş soysuzluğun soyluluğu olarak. Türkiye’de bu baş parmak gösterisini dolanır ERBAKAN efendi, dinciyim demekten çekinmeden üstelik. Bu yüzden hep bu şeytanlardan partiler kapatılmıştır Türkiye’de.
Ve Yahudiler, Roma İmparatorluğunu işgalinden sonra İncil’i yırtıyor, Vatikan’ı kuruyor, ilk çarşaf, peçe, çul çaput ile kapatmayı ilerliyor ve ilk papazlara kara çarşafı giydiriyor, din adamları karılarının da saçını tıraş ederek alttan sıkma baş bir örtüyle ve üstüne de bir örtü örterek kapatılıyor. Bu çarşaflı papazlar Avrupa’yı kontrol etmeye kullanılıyor, Avrupa bu yüzden uşaklıktan kurtulamıyor ve bu yüzden Atatürk’üm ‘Yüzünüzü Avrupa’ya dönün’ dedi. ‘Kapatırsa orospuluk yapar’ hizmeti için ilginç bir ön hazırlıktır bu çarşaflar ve de başarılı. Çarşafı başka yörelerde kadınlara giydirilmesi uygun bulunuyor, ihtiyaçlara en kısa yoldan ulaşmanın kuralı kadın, erkek, çocuk, ister çul, çaput, çarşaf, peçe, çuval vs…
Milleti Katolik, Evangelik, Protestan, istan, fistan diye diye bölüyor. Kardeşi kardeşe vurdurmak için bölüp, düşmanlık fitneleyerek de başarısına yardımcı unsur sağladı ve bu başarısıyla da topladı serveti, kirletip aklı girdi yine, her keresinde ama biraz daha dosdoğru ve biraz daha rahatlık alıştırmalarıyla insanlığın koynuna, canına, malına, ırzına...
Yeryüzünde böylesi örnek yaşanmamıştır. Milletin maaşıyla geçiniyor, Yahudiliği devlet yerleşiyor şiddetin densizliğince. Bir embriyo başından gövdesine doğru gelişiyor. Bu başım Asya, gövdem Vatan, önce beden sağlığımı korurum!
Avrupa, ABD, İngiltere hep orada olacak, Yahudi-Vatikan-Arap hep aynı Tarikat yemiyle şeytan üçgeni olacak ve hep çok yakınında olacak daha da. İnsaf et, uyan da şu hükümeti geri çekilmeye zorla, onların edepsizliği kadar gerekirse densizce… yani şiddetle demeden önce:
Ne hükümet dinler, ne ordu ‘incinir eteği’nin altına girer, egemenlik milletindir gömleğini giyer de, vatan kalbine hançer sokturmaz bu millet ve bu Türk varlığım. Büyük balık küçük balığı yutarak yaşar ve yaşatır doğayı. Büyük devletler küçük devletleri sömürür bu gerçekten, evet. Türkiye Asya’dır! Türkiye Türk varlığı yüceliğidir! Nesi küçük peki? Yeryüzünde azalan doğanın her varlığıyla, artan insan çokluğuyla küçülmek yerine, insanlığın yüceliğini uygulamak sorumluluktur daha…
Ülkenin nitelikli insanlarını koruyarak ülkeyi savunmak, ülkeyi düzenli bilgiler dahilinde ve haricinde vatan varlığı ve bütünlüğüne öncelikli kararlar ve kararlılıkla yönetmek, ülke halkını bilgilendirmeyi de özenle ve süreklilikle sağlamak, propaganda sırtarması ile tartışma çirkefliğine vardırma arasında bir farkı anlamaya başlatacak niteliklerdir. Kaldı ki, her ülke halkıyla, değişen doğa ve dünya ülkelerinin sorunlarından doğacak durumlara hazırlıklı ve hazırlanma yeteneğine güven olmalıydı. Yurttaşlık bilincine ödev ve görevini unutmadan yaşayan ve unutturmayan halkıyla bir ülke, dayanışmaya sağlıklı, dayanmaya sağduyulu bir güçtür. Türk tarihi bu vicdan güzelliğidir!
Yüce Türk Milleti vatandaşlık bilincine görevini de, ödevini de ne unutmayı, ne unutturulmasını sevmiyor! Benim adımdır Yüce Türk Milleti, hizmette yücelik bilinmeli! Bu inanç yıkılmaz! Bu yaşam ebediliktir. Ne mutlu Türküm diyene!
Türkiye’m, dağınık hükümet örgütlenmesi ile yönetilecekse, hükümeti olmasın demeyi tercih eder ve halkın, meclisi daha iyi denetleyecek, vatandaşlığını donanacağına gücünün ve yeteneğinin olacağına güveni ve güvenliği ile: hem korurum inançla, hem bu güveni sağlarım o sağduyulu emeklerindeki özene diyecek heyecanı coşkudur. Bu vatan ve vatanın asil Türk Milleti her sorunu kendi üstlenecek yetenek ve cüret sahibidir, evrensel sorumluluklarıyla! Bir hükümet halkı makaraya alamaz!
Ne büyük bir fazilettir insanın insanlığa hizmet öncelliği ve önemindeki şeytanın da yaşamını kontrol altında tutarak, şeytan ile beraber yaşamaya emek gönüllüğü, ki bu, Allah aşkına aşk ile yaşamın coşku ışığını karartmamak için coşkuyu huzur ve refahıyla emek olmak, coşkuyu emek sağlamak, sağlamlaşmaktır…
Şeytandan takdir veya onay veya buna anlayış beklenmez, beklenemez! Sadece kontrol altında tutmak yeterli bir emektir yeryüzündeki canlı ve cansız bütün varlıkların huzur ve refahına. Bu emek Allah aşkı için üstesinden gelinemeyecek kadar zor değildir. Allah, hep insanın yardımcısıdır. Bu emek, alim veya bilgin olmayı gerektirmiyor.
İnsanlığa niyetli olmak yeterlilik olan hislerdir. Çiftçiler, köylüler efendilerimizdir, özürlü, hasta ve çocuklar baş tacımızdır, onlar mutlu olsunlar yeter demeye değerlerdir, değerliliklerdir. Onlar, yeryüzünün en asil ve adil emektarlarıdır ve onların mutluluğu insanlığa kazanılan şereftir! Su, toprak, hava, hayvanlar, bitkileriyle, yer altı, yerüstü kaynaklarıyla doğa bu aynı ortak şereftir evrensellikte! Para ve endüstrinin niye bu kadar şer malzemesi edilmesine fırsat veriliyor? Bu kadar büyük şeref zenginliğine bu kadar basit araçlarla niye öyle de basitliği ve soysuzca zulmeti engellenemiyor?
Kişilik öze kazanılır, vatan-millet-ordu donanır disiplinli bir terbiyede sevgiyi.
Para savaşı bu yeni marka, eski adımlarla yeni makamlı bir orkestrada --------------------------------------------------cinayeti
Bir vatanda kardeş olamadık oynaklıkları, hatta folklor renginin güzelliğini.
Uzun hava makamındaki şeffaf iklimleriyle kardeş olalım, diyorlar ki haydi…
Batılı çok yollar daha hu-ha-hu-ha trenlerini
Eğitim,
Harf, rakam, işaret gibi temel ilişkileriyle donatım
Kişisel emeğe özveri kanıtlarıyla bir öğrenim
Ruhun, yüreğin, gönlün, aklın, fikrin, özenin
Birliklerini bütünleşen bilim uygarlığıdır…
Aşka
Sevgiye
Sevişmeye
İçim kıpır kıpır
Beynim uslu, suskun
Ama hazin dört yanım




-
Yükselen Yildiz
-
Mustafa Aslan
-
Haşim Koç
Tüm YorumlarSEVGILI ANTOLOJI DOSTLARI!
SAIIR ARKADASIMIZ SEVINC KAVUK U KAYBETTIK
BENIM 39 YILLIK COCUKLUK ARKADASIMDI SIZLERINDE BURDAN TANIDIGINIZ BELKIDE BIR COGUNUZLA YAZSTI REAL TANISTI
BU SEVGI DOLU GÜZEL ARKADASIMIZIN ANISINA
BURAYA DÜSÜNCELERINIZI YAZARSANIZ
O OKUYAMAZ AMA ...
Allah mekanini cennet eylesin ablam.
-saygı deger hemşerim kalem tutan ellerinize sağlık şiir olup yazılar temiz duygularınıza sağlık...her zaman yazınız lütfen size duygularınızı damla damla biriktirip duygu denizleri oluşturmak..yakışır..duygu denizleriniz olsun..yazınız yazınız yazınız lütfen...ARAPGİRLİ HAŞİM KOÇ..