Sevdanın Yadigarı Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4544

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Sevdanın Yadigarı

Aşkla kaynayıp duran kalbim eridi bizar,
Ateşin ortasında ruhum oldu tarumar,
Yorgun düşen aklımı rüzgâr misali savar.
*
Kase kase döküldüm tatlı bir nükte gibi,
Dağıldım kaşık kaşık bulamadım hiç dibi,
Benliğim teslim oldu budur işin garibi.
*
Şekerim eksik kalmış suyum bulanık akar,
Sevda denen tencere beni derinden yakar,
Görenler acıyarak bu garip hale bakar.
*
İyice ezilmişim üzümlerim buruşuk,
Ne bir şeklim kalmış bak ne de bir güzel ışık,
Fikrim hissim aklım hep birbirine karışık.
*
Güneşte beklemişim yüzüm sapsarı solgun,
İçimdeki hevesler inan ki çokça yorgun,
Gönül deryalarımda yaşanır ağır vurgun.
*
Şaşkın bülbüller gibi şakımayı unuttum,
Aşkın sıcak kasesin ellerimde kuruttum,
Kaynadıkça kendimi bir tatlı sözle yuttum.
*
Cezveler kahve yapsa beni kaşıkla içer,
Talih kuşu başımdan hızlıca uçup geçer,
Zalim zaman durmadan güzellikleri biçer.
*
Şeftali erik elma dağılır yavaş yavaş,
Kalbimle beynim sanki yapıyor her an savaş,
Kalmadı gözlerimde akıtacak kanlı yaş.
*
Sevdanın pazarında tezgaha dökülmüşüm,
Bir eski hırka gibi kenardan sökülmüşüm,
Belki de yar yoluna hasretle bükülmüşüm.
*
Soğutun bedenimi kaselerim dar gelir,
Şekerle şerbet olmak bana artık ar gelir,
Güvendiğim dağlara mevsimsizce kar gelir.
*
Hoşaf gibi ezilmiş sözlerim hecelerim,
Anlamsız bir şarkıyla geçiyor gecelerim,
Yıldızlardan fallara sorar bilmecelerim.
*
Ben bu tatlı belanın derdine esir oldum,
Sarardım yaprak gibi çiçekler gibi soldum,
Kendi gözyaşlarımla taşarak dışa doldum.
*
Ahşap bir masadayım yanımda gümüş kaşık,
Gözlerim sevdadan kör zihnim aşktan kamaşık,
Yüreğim yollarına çıkılmaz bir sarmaşık.
*
Neden suyu bulandı berrak olan neşemin,
Kayboldu birdenbire huzuru şu köşemin,
Çivisi çıktı sanki bu lirik döşemenin.
*
Kaynamaktan çekilmiş sularım fokur fokur,
Kader benim alnımı baştan aşağı okur,
Aşkın sivri iğnesi yüreğe kilim dokur.
*
Eyvah ki dağılmışım meyveler darmadağın,
Şırası lekelenmiş üstümdeki kazağın,
İçine hapsolmuşum kurulmuş bir tuzağın.
*
Kepçeyle karıştırıp içindeki anıyı,
Unutmaya çalıştım şu sahte dünyalıyı,
Terk edip gideceğim bu virane sarayı.
*
Ben hoşaf gibi pörsük ben birazcık deliyim,
Aşk dağının başında esen seher yeliyim,
Kuruyan derelerin kurumayan seliyim.
*
Suyu çekilmiş aşka ferman yazılmaz derler,
Sevenlerin halini ince ince sezerler,
Bu tatlı yalnızlığı tatlı tatlı ezerler.
*
Eriyen tanelerim bardağın dibindedir,
Bu büyük fırtınalar acının inindedir,
Benim kalbim ateşte kendi enginindedir.
*
Kararınca geceler soğur tencerem benim,
Her acı hatırayla üşür titrer bedenim,
Çaresiz dertlerime acıdır tek nedenim.
*
Hoşafım suyu tatlı tadı biraz mayhoştur,
Sevdasız geçen her gün inan ki hepten boştur,
Sevenin dertli kalbi her an aşka sarhoştur.
*
Tarçın serpilmiş gibi kokar hayal kırığı,
Yüreğimde gizlidir sevdanın hıçkırığı,
Bulunmaz bu dünyada derdimin barınağı.
*
Süzülmüşüm incecik telde elekten geçip,
Kaybolmuşum kadehte yanlış suları içip,
Kader keder getirdi heveslerimi biçip.
*
Bir duman tüter benden bulut bulut göklere,
Taşar derdimin suyu dökülür hep yerlere,
Karışırım yavaştan koca koca sellere.
*
Şekerim eriyip gitti benim ömrüm gibi,
Savrulurum boşlukta boynu bükük gül gibi,
Ben her anı yaşarım ıssız geçen çöl gibi.
*
Hoşafın tadı damağımda kaldı silinmez,
Bu hasretin değeri hiçbir zaman bilinmez,
Yazılan bu acılar yüreklerden gidemez.
*
Neden böyle pörsüdü gençliğimin üzümü,
Karanlıklar bürüdü o tertemiz yüzümü,
Kimse anlamak istemez benim bu sözümü.
*
Tatlı bir uyku sardı her yanımı derinden,
Sarsıldı koca dünya oynadı hep yerinden,
Sular taştı döküldü vadinin kederinden.
*
Yumuşacık bir his var parmağımın ucunda,
Kaynayan bir sevgidir benim şu avucumda,
Sabır bitti tükendi hasretin sonucunda.
*
Karıştırsın bir kaşık içimdeki efkarı,
Dağıtsın dört bir yana tepemdeki bu karı,
Sonunda bulacağım kaybolan o baharı.
*
Pörsümüş bedenime yeniden can gelecek,
Ağlayan bu gözlerim bir mucize bilecek,
Gökten inen melekler gözyaşımı silecek.
*
Kaynayan su durulur biter elbet acılar,
Dinlenir tenceremde biriken tüm sancılar,
Yollara düşer bir gün gelip geçen hancılar.
*
Tatlanır bu hoşafım soğuk kış ortasında,
Güller açar baharın uzun haritasında,
Dinlenirim sevdanın sıcak kor odasında.
*
Yumuşadı hevesim pürüzler bitti gitti,
Tencerenin dibinde kalan tortular yitti,
Karanlıklar dağıldı çileli saat bitti.
*
Şimdi tatlı bir nefes doluyor bu canıma,
Bahar yeli esiyor umutla her yanıma,
Mutluluk ortak olur o şanlı unvanıma.
*
Hoşafın pörsük hali dönüştü efsaneye,
Söylenecek söz kalmaz bu aşık divaneye,
Rüzgar beni sürükler ışıklı pervaneye.
*
Üzüm erik kayısı hepsi bir rüya oldu,
Gönlümdeki kaseler sevgi suyuyla doldu,
Yüzümdeki kederler açan güllerle soldu.
*
Bir kaşık tatlı umut yetermiş bu bedene,
Ne mutlu sevgi ile ocağa meyledene,
Yazık aşksız yaşayıp kederle kin güdene.
*
Hoşaf gibi eridim bitti ömrün pazarı,
Aşktan ayrı düşmesin insanların mimarı,
Gönlüm içine aldı büyük aşkla diyarı,
Unutulmaz kalplerde sevdanın yadigarı.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 18.07.2026 14:44:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!