Serhat Çalışkan Şiirleri - Şair Serhat Ç ...

Serhat Çalışkan

Arzunun başına gelen olay Hilali üzmüştü ama üzerinde fazla durulacak bir şey değildi artık çünki bu Arzunun neredeyse üç günde bir başına gelen sıradan bir durumdu.
Hilâl elindeki notları bir köşeye bırakıp duş almak için banyoya girecektiki Arzu onu kolundan tuttu çekti.Biraz içerlemiş bir ses tonuyla
--Ya sana bişey anlatıyoruz,başımıza gelene bak,sen nekadar rahatsın.
--Benim başıma böyle birşey gelse rahat olmazdım elbet,hatta ortalığı yıkardım.Ama canım sen öyle alıştırdınki beni bu duruma sana tecavüz etmişler demek gelmiyor içimden
---Ne demek geliyor?
---Yine kaşınmışsın,o da.....

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilâl halasının odadan çıktığı sırada Murata yaklaşıp,
____Halama bişey belli etme,bir iki gün daha burda kal,ben bir yolunu bulunca kaçacağız,ama bir süreliğine polis beni izliyor olabilir.
____Tabii izliyordur,hatta buraya gelmekte bile acele ettin,bana yeni bir hat getir,sende birkaç günlüğüne kendine başka bir hat bul,haberleşelim,ama dikkatli ol olurmu,yakalanıp yıllarca yatmak istemiyorum.

Halasının tekrar odaya girmesiyle sustular,fakat yaşlı kadın sanki konuştuklarını duymuş gibi
____Hilalcim neye karar verdiniz,biraz daha burda kalabilir,ama artık etraftakilerde şüphelenmeye başladı.Onu çok uzun burda tutamayız..

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilalle,Coşanın konuşmaları epey uzun sürmüştü,neredeyse üç saatten fazla Hilal sormuş,eski adıyla Coşan,yeni adıyla Ensar cevaplamıştı.Artık Hilalin öğrenmek istediği yada Ensardan öğrenebileceği birşey kalmamıştı.Hilal Şirinyer parkını geçipGürçeşmeye doğru yürümeye başlamıştı.Aslında bütün yolu yürümek istiyordu,yürümek ve düşünmek.Öğrendiklerinin nekadarını Arzuya anlatacağının hesabını yapmak istiyordu.Belkide hiç birşey anlatmamalıydı.Peki bununla yaşayabilirmiydi,en yakın arkadaşına bile anlatmadan bu sırları taşıyabilirmiydi.Murat ne olacaktı,onunla birdaha hiç görüşmeyecekmiydi,yada bir teröristi sevmeye devam edip,nereye gideceği belli olmayan,ne zaman son bulacağı bilinmeyen bir ömürmü sürecekti.Kafası çok karışmıştı.Korku,nefret,kızgınlık,acıma,pişmanlık,bütün duyguları birden yaşıyordu.Murata kendisini kandırdığı için kızıyor,fakat Coşanın söylediklerini düşününce ona acıyor,olası belalardan korkuyor,ona budenli alıştığı için pişman oluyordu.Ama bunlardan dahada önemlisi ne olursa olsun galiba Muratı seviyor,ondan tamamıyla vazgeçebileceğini sanmıyordu.
Gerçekten Murat itirafçı olabilirmiydi,peki diyelim Murat bildiği herşeyi polise anlattı,Hilal yıllarca bir teröristin hapisten çıkmasını beklermiydi.Ne içinden çıkılmaz bir durumdu bu.Düşünceleri her adımda kendisini yeni bir karara götürüyor,sonra verdiği kara hoşuna gitmeyince başka kararlara kılıf arıyordu.Uzun yol kendi kendine söylenmeleriyle,iç çekişleriyle,kurduğu saçma hayallerle,yaşadığı ürkmelerle yarılanmıştı.Bir taksiye binip en hızlı yoldan eve gitmek bütün duyduklarını Arzuya anlatmak istiyordu.Kimbilir Arzu anlatacaklarına nekadar şaşıracaktı,yada belki çok korkacak,belki Hilalden ayrılmak isteyecekti.
Eve girdiğinde oldukça gürültü çıkarmasına ve bütün telaşlı haline rağmen Arzu oralı olmamış,oturduğu koltuktan sakin bir şekilde''hoşgeldin'' demişti.Hilal kapıyı kapatıp,arzunun karşısına oturdu,çantasını kanepeye fırlatıp,tokasını açtı.saçlarını eliyle bir iki taraklayıp düzelttikten sonra,oldukça yorucu bir gün geçirdiğini anlatmaya çalışarak
--Off ne gündü be! Arzu varya öyle şeyler anlatacağımki kulaklarına inanamayacaksın.
Arzu hiçte meraklanmış görünmüyordu.Hatta sessizliği ürkütücü,endişe verici boyuttaydı.Oturduğu yerden öne doğru kaykılıp,ellerini başına koydu.
---Biliyorum canım,ne anlatacağını biliyorum.Sakin ol,bunda büyütülecek bir şey yok.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilal neredeyse gün boyu simit evinde ve dersanenin etrafındaki kafeteryalarda oyalanmış ama Murata rastlamamıştı.Telefonu halâ cevap vermiyordu.Artık ümidini yitirip eve dönmek için minübüs durağına gittiğinde kendisini hayrete düşürecek bir manzarayla karşılaşmıştı.Tam gürçeşme dolmuşlarına doğru yürürken kendisinden yirmi metre kadar ilerde,başka bir minübüsün önünde Coşan bir kadınla konuşuyordu.Gözlerine ve kulaklarına inanamıyordu.Benzetiyormuyum acaba diye düşünüp tekrar dikkatlice baktı.Hayır benzetmiyordu.Bu Coşandı.Dilsiz Coşan yanındaki yaşlı kadınla hararetli hararetli konuşuyor,arasıra sesini yükseltiyor,korku ve panikle etrafına bakınıp sesini alçaltıyordu.Hilal şok olmuştu,haftalardır dilsiz zannettiği öğrencisi bülbül gibi şakıyordu,ve asıl merak ettiği neden böyle bir numarea yaptığıydı.Murat Coşanın abisiydi ve o bile Hilale bu konuda yalan söylemişti.İlk anda yaşadığı şaşkınlığı üzerinden attıktan sonra belli etmeden kadınla Coşana yaklaştı.Konuşmalarını duyabileceği bir mesafeye geldiğinde kendisini tanımasın diye sırtını Coşana dönerek bir şey bekliyormuş gibi yapıyordu.Konuşmaları şimdi biraz daha net duyabiliyordu.
Kadın oldukça yaşlıydı,üzerindeki kıyafetlerden,ve şivesinden doğulu olduğu anlaşılıyordu.İyice kulak kabarttığında kadının Coşana yalvardığını duyuyordu
--Oğlum ben tek başıma nasıl giderim,seni bırakıp.Gel etme beraber gidelim
--Ya anne sana otogara bile gelemem diyorum,benim izimi sürüyorlar.Şu anda burda bile izleniyor olabilirim
--Ama yavrum
--Aması filan yok.Beni unutun artık,yok sayın.bak bu minübüs seni garaja kadar götürür,birinin yardımıyla biletini al.Doğru köye.Babamada söyle beni merak etmesin iyiyim ben.Ama köye dönersem beni yaşatmazlar

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Bieziklerini bozdurduktan sonra eline fena sayılmayacak bir para geçmişti.Üzülmüştü annesinden emanet aldığı bilezikleri bozdurduğuna ama eninde sonunda bir iş bulacağına ve bilezikleri geri alacağına inanıyordu.
Aldığı paradan bakkal,manav borçlarını ödeyip,bir miktarda elektrik ve su için ayırdıktan sonra alışveriş yapmış eve gelmişti.Yıllarca alıştığı Arzunun yokluğu daha üçbeş gün olmadan yüreğine oturmuştu.Arzu inatçıydı,gerçi küs ayrılmamışlardı ama ilk giden Hilal olmadan gelmezdi bunu biliyordu.
Daha fazla onu görmeden yapamayacağını düşünüp,içindeki inadı kırıp Arzunun evinin yolunu tutmuştu.Adresi biliyordu ama yinede eve varmadan aramıştı.Arzu onun evini ziyaret etmesine çok sevinmiş,sanki o bağrış çağrış ayrılığı unutmuş gibiydi.Kucaklaşıp öpüşmüşler,sanki hiç ayrılmamış gibi muhabbete başilamışlardı
--Arzu nerde seninki
---Salimmi
----Başkasımı var

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Ertesi gün dershaneye vardığında Hilali bir yığın haylaz öğrenci karşılamıştı.Eskiden dershanelerde liseyi yeni bitirmiş öğrenciler olurdu,oysa şimdi nerdeyse orta yaş sınırına yaklaşmış eğitim sevdalıları vardı sıralarda.Hilal sakallı,bıyıklı adamları,parmağında evlilik yüzükleri olan yüksek topuklu kadınları gördüğünde biraz şaşırdı ama pekte üzerinde durmadı.Dershane İzmirin merkezine yakındı,aslında böyle şehrin göbeği sayılabilecek bir yer için biraz fazla alaturka bir yerdi.Tuvaletleri bakımsız,sıraları yıpranmış,boyası atmış,tek katlı bir binaydı.Dört sınıf,bir idare odası,bir öğretmenler odası birde kantinden ibaretti.Fazla dikkat çekici bir dış görünüşüde yoktu.Sora sora bulmuştu Mavi yol dershanesini.Fakat biraz erken gitmişti.İlk iki saat Felsefe dersinin bitmesini beklemişti,bu arada kantinde birkaç çay içmiş,derse girmemiş birkaç öğrenciyle tanışma fırsatı bulmuştu.
Öğrenciler dershanelerinden şikayet etmiyorlardı,daha doğrusu verdikleri paraya,aldıkları eğitimin çok bile olduğunda hem fikirdiler.Hilâl bu fikre pekte olumlu bakmamıştı,anlaşılan tarihten önce öğretmesi gereken şeyler olacaktı burdakilere.Ama önce bir derse gireyim hepsiyle tanışayım,diye geçirdi içinden.
Derse girdiğinde sınıfta heyecanlı olan yalnızca bir kişi vardı,Hilâl;
Elinde önceden hazırlanmış notlarıyla sınıfı selamladıktan sonra ön kaplaması itinayla kesilmiş masaya oturdu.Üzerinde uzun boy eteği olduğundan öğrencilerin yaptığı bu hınzırca eylem bir sonuç.vermemişti.Sayfalardan birini eline aldı biraz yokladı,neden sonra vazgeçti,ilk dakikadan derse başlamak yersizdi.Önce bir sınıfı tanımak lazımdı,okul yıllarında yeni gelen bütün öğretmenleri öyle yapmıştı.En ön sırada oturan öğrenciden başlayıp birer birer isimlerini,bitirdikleri okulu,düşledikleri üniversiteyi filan sordu.
İlk saat bitipte tenefüs zili çaldığında artık sınıfındaki öğrencilerinin bir çoğunun isimlerini biliyordu,içlerinde yaşça kendinden büyük olanlar bile vardı.Erkek öğrenciler Hilâl öğretmene daha bir kibar davranıyorlardı.İçlerinde şaka yollu asılanlar bile vardı.Hilâl bu durumdan rahatsız olmuştu fakat yinede soğukkanlılığını korumuş,bu durumu zamanla düzeltebileceğine emin olduğundan hoş görmüştü.
Yalnız öğrencilerden bir tanesi hiç konuşmamış sürekli Hilâl öğretmenin yüzüne sanki bir şey söylemek istiyor gibi bakmıştı.Fakat ne hikmetse aynı öğrenci ikinci dersin sonu geldiğindede hiç konuşmamıştı,sadece dinliyor ara sıra heyecanlı heyecanlı kafasını dikiyor,sonra bir şey anlatmak ister gibi bakıp,vazgeçmiş bir görüntüyle başını öne eğiyordu.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilal karakoldan çıktıktan sonra üç gün geçmişti.Dersaneye gitmemişti.Artık o dersanede çalışabileceğini sanmıyordu.Fakat ilginç olan müdür beyin kendisini birkez bile arayıp geçmiş olsun demeyip,gelip gelmeyeceğini sormamasıydı.Asıl önemli sorun ise Muratında henüz Hilali aramamasıydı.Ençok buna üzülüyordu.Çünki gelecekle ilgili hayaller kurmaya başladığı adam kendisini en zor zamanında aramıyordu.Hayallerini tekrar gözden geçirmesi gerekiyordu anlaşılan.
Arzu arkadaşının durumuna üzülsede,Murat hakkındaki düşüncelerinde haklı çıkmanın gizli egoizmini yaşıyordu.Diğer bütün erkekler gibi Muratında kadını sadece seks ve hizmet objesi olarak gördüğünü söylüyordu.Hilal hernekadar Muratın diğerlerinden farklı olduğnu savunmaya çalışsada,içten içe kırılmış,Arzunun haklı olduğunu düşünmeye başlamıştı
Ogün Arzu okula gittikten sonra Hilal evde yalnız kalmış öğlene doğru uyanmıştı.

Devam edecek.....

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilal kahvesini ve sigarasını alıp televizyonun karşısına geçmişti.Son üç gündür hep aynı şeyi yapıyordu.Televizyon karşısında ayılmaya çalışırken bir taraftanda derin düşüncelere dalıyordu.Ailesine yaşanan olaylardan bahsetmemiş,üzülmelerini istememişti.Aslında bahsetmemesinin tek sebebi bu değildi,zaten kız başına ayrı bir şehirde yaşıyor olması ailesini,özelliklede babasını yeterince üzüyordu.Birde bu karmaşık olaylardan bahsetse,çok sert tepki alacağını bilyordu.Büyük ihtimal babası çok kızacak'' Yarından tezi yok pılını pırtını toplayıp eve dönüyorsun'' diyecekti
Bunu istemiyordu Hilal.Ama artık o dersanede çalışmakta istemiyordu.Vakit kaybetmeden yeni bir yer bulmalıydı.Zaten birikmiş parası filanda yoktu,eğer kısa zamanda bir iş bulamazsa,yine Arzudan borç almaya başlayacaktı.Ama daha eski borçlarını tam ödeyemeden tekrar Arzuya borçlanmak istemiyordu.Hem Arzuda artık Hilale borç vermek için can atmıyordu.Cebindeki üç beş kuruşla çok çok bir hafta daha idare edebilirdi,sonra zaten ay sonuna doğru ev kirası gelecek,elektrik,su,gelecek ister istemez sıkışacaktı.
Hem ekonıomik özgürlüğünü kaybetmemek,hem bu büyük metropolde ayakta ve sağlam kalmak zorundaydı.Üstüne üstlük branşında kariyer edinmek için yaşı geçiyordu.Yaşının geçmeye başladığı bir konuda evlilikti,artık otuzlara yaklaşan yaşını hesaba kattığı zaman çok fazla armudun sapı,üzümün çöpü demeden güvenilir,sevebileceği birini bulup hayatı paylaşmalıydı.Bu doğanın kanunuydu.Tek başına bekar evlerinde daha nekadar gidecekti.Şu aşamada bu isteğini,bu hayalini gerçekleştirebeleceği tek aday Murattı ama oda kendisini üç gündür aramıyordu.Gerçi bu öyle çarşıdan pazardan seçilecek bir şey değildi,ama elinde bugün için sevdiği,en azından sevmeye çalıştığı,alıştığı,güvendiği biriydi Murat,ve onunla evlenmek aslında hiçte kötü bir seçim olmazdı.Alkolü,kumarı olmayan,ince ruhlu,çalışkan sorumluluk sahibi biriydi.Artık lise çağındaki lızlar gibi mavi göz,sarı saç,adeleli vücut aramadığına göre Neden olmasındı.Hem Murat fiziki görünüm itibarıylada hiç fena değildi.
Hilal televizyonun karşısında,kendince hayaller kurarken Muratın yeni eylemler,yeni suikastler,yeni canlar peşinde olduğunu bilemezdi elbette.Birgün elbette Muratın iç yüzünü öğrenecekti,ama bakalım o gün geldiğinde Muratın artık kendisainden alabileceği birşey kalacakmıydı,yada hayatının ne kadarını Murata kaptırmış olacaktı.

Devam edecek.................

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Bütün isyanlarımı bir poşete doldurup,
Atıyorum çöpe,
Yok artık salakça ağlamalar,
Acı çekmek yok olur olmaza,
Sevda sanmak yok,iğrenç sevişmeleri,
Bir çift yalancı ışıldamaya bir ömür heba olmak,

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Eşim dostum arkadaşım,hep paraya tapar olmuş
Dünya zenginin yurdu fakire azap olmuş
Yoksa cebinde paran it senden farksız olmuş
Malı olan padişah,haşa para din olmuş.

Fakir aşık olamaz parası yoktur

Devamını Oku