Serhat Çalışkan Şiirleri - Şair Serhat Ç ...

Serhat Çalışkan

Ve
Gözlerin gelir aklıma
Gizli saklı sevmedimki
Köşe bucak kaçmadımki
Aşkı akla satmadımki
Gözlerinden utanayım

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Kalbim sen beni tanımadınmı?
İki kere sevmek yazmaz gönlümde,
Kusura bakma,yorduysam seni,
Şansın yokmuş,düştün,
Bir vefasız eline.
Beraber geçirdik,yirmi sekiz yıl,

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Çook uzun zaman önce 16 yaşında bir ortaokul öğrencisi varmış,bergamanın alirıza eroğlu orta okulunda okurmuş,o okula orta sonda gelmiş,o yüzden pek kimseyi tanımıyormuş.Kantinden tost aldığı bir teneffüs sırasında onu görmüş,mavi süveter bir kıza bukadarmı yakışır,o saçlar,o şuh ve kızgın bakışlar,tanrı tarafından itinayla işlenmiş vücut bu gençliğe yeni adım atan delikanlıyı alabora etmiş,beklemeye başlamış,arkadaşlarından sıyrılıp onu takip ediyormuş,
Yan sınıfta okuduğunu öğrenince çok sevinmiş,çünki yan sınıfta orta üçmüş ve nöbet çizelgesinde henüz sıra ne kendisine ne kıza gelmemiş,
Her sınıftan bir öğrenciyle okul nöbeti tutulurmuş oyılarda,eğer o gün nöbet sırası olan gelmezse bir sonraki öğrenci nöbetçi olur ve diğer öğrenci okula geldiği gün nöbet tutarmış,
Bu belkibiraz saçma ama bizimki kızla nöbete denk gelmek için 12 gün okula gitmemiş, 13. gün okula gittiğinde nöbetçisin demişler ve eli ayağı titreyerek gitmiş okulun girişindeki nöbetçi masasına,evet ordaymış,tanışmak için günlerdir fırsat beklediği kız masada,diğer sınıftanda bir öğrenciyle oturmaktaymış.
O gün tanışmışlar,kızın adını soyadını,nerde oturduğunu,öğrenmiş,kızda kendisine sonderece sevecen yaklaşmış,aralarında arkadaşlık başlamış,
devam eden günlerdeartık sadece uzaktan bakmıyor her fırsatta ıvır zıvır sebeplerle kızla konuşuyormuş,kızın pek haberi yokmuş ama bizimki kıza aşık olmuş,artık ne başka birşey düşünüyor,nede başka kızlarla konuşuyormuş,aklı,fikri,o kızdaymış,ve arkadaşları artık kızın adını duymaktan,gencin hayallerini dinlemekten sıkılıp vermişler gazı '' git ona söyle'' diye. Soluğu kızın yanında almış,duygularını söylemiş,kız kendisini arkadaş olarak sevdiğini ve böyle bişey düşünmediğini söylemiş.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilal birz zor ikna etmesine rağmen,çocuğu almadan kadınla göndermeyi başarmıştı.Fakat ne olduğunu bir türlü tam anlayamıyordu.Kadın çocuğu neden kendisine vermek istemişti,hemde karşılığında bir yığın mal,mülk,para teklif ederekSanki torunundan kurtulmak istiyordu.
Hilalin kafasını kurcalayan tek soru bu değildi,Azize hanımın kocası ölümü sağmı,çete elemanımı,yoksa bir askermi,bunuda tam öğrenememişti.Okadar çok çelişki biraradaydıki,artık kimin doğru,kimin yalan söylediğini anlayamıyordu.Ertesi gün karakola gitmeye karar vermişti.Öyle ya bu işten sıyrılmanın,daha doğrusu en doğruyolu bulmanın tek çözümü emniyeti herşeyden haberdar etmekti.Murat hala kendisini aramıyordu,demekki Coşanın söyledikleride tam gerçeği yansıtmıyordu.Eğer kendisini gerçekten seviyor olsa gelir,yada en azından bir telefon açardı.
Ertesi gün,vakit kaybetmeden karakola gitmişti.Biraz beklemişti,çünki komser başka bir olayla meşguldü.Komserin odası boşaldığında görevli memur Hilali içeri almıştı.Biraz olsun tedirginliğini,üzerinden atmıştı hilal.Komserin üniforması,odadaki türk bayrağı ve Atatürk posteri içine huzur doldurmuştu.Artık kendini daha güvenli hissediyordu.
Komser hiçbirşey olmamış gibi rahat tavırlarıyla Hilali sakinliğe davet ediyordu
-----Hilal hanım,biliyorum arkadaşınızın ölümü sizi etkiledi.Tabii bir cinayetle suçlanmış olmak yada şüpheliler arasında olmakda huzurunuzu kaçırdı.Ama artık korkmayın,suçluları tesbit ettik.
Oan hilalin beyninden aşağı kaynar sular boşalmıştı sanki,suçluları tespit ettik diyince

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilâl karakoldan çıkıtğında artık daha çok şey biliyordu,ve kendisini daha güvenli hissediyordu.Çünki Murat teslim olmuş,peşinde adım adım polis dolaştığı halde kendisine gelmemişti.Burdan iki sonuç çıkarıyordu,birincisi Murat devlete sığınmasına rağmen hala örgütün kendisini yokedeceğinden korkuyor ve bu yüzdende eğer kendisiyle görüşürse,Hilalede bir zarar verebileceklerini düşünüyordu,yani hilali gerçekten seviyordu.İkinci sonuç ise Murat örgüt tarafından yakalatılmış,fakat hiçbir gerçeği anlatmamaya ikna edilmişti.Her iki durumdada Hilal birkaç gün öncesinden daha güvendeydi.Fakat sadece biraz daha güvende olmak ona yetmiyordu.O Muratında biran önce örgütün kirli işlerini okumasını,belki itrafçı olduğu için diğerlerine göre daha az bir cezayla kurtulmasını istiyordu.Çünki hernasılsa halâ onu seviyor,yıllarca hapiste kalmasını,yada örgüt tarafından öldürülmesini istemiyordu.
Karakoldan çıkıpta yaşadığı sitresi biraz dağıtmak için bişeyler içebileceği bir mekan aranırken,telofonu çaldı.
-----Hilal hanım ben halanız,sabriye hanımın komşusuyum,
---Buyrun,yoksa bişeymi oldu
---Halanız biraz rahatsızlandı,sizi aramamı söyledi,eve kadar bi gelirseniz
---Peki sağolun hemen geliyorum

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Dördüncü kata geldiklerinde asansörden indiler,Yaşlı kapıcı tekrar asansöre binmeye yeltenmiştiki Hilal onu durdurdu
--Nereye amca,halam senden başkasına kapıyı açmaz,tanımaz şimdi sesimi
--Açar açar,senin geleceğini biliyor,hem o adam beni pek sevmedi galiba karşılaşmak istemem
Kapıcı sanki içerdeki adamdan korkuyordu,biran önce gitmek istiyordu kapıdan,ve buda Hilalin tahminini kuvvetlendiriyordu.Büyük ihtimalle içerdeki Murattı.
Kapı ziline heyecan ve korkuyla karışık duygularla basıyordu,ilkkez bir kapının açılması bu kadar uzun sürüyordu,birkaç saniye sanki bir gün gibi geçmiş,halası karşısında bembeyaz bir surat,ağlamaklı gözlerle duruyordu.İlk andaki şaşkınlığı üzerinden atıp halasının boynuna sarılmıştı.İkiside sanki boynuna sarılacak birilerini aramışlardı,bir birlerine belli etmeden birbirlerinin omuzunda ağlıyorlardı.Hilal halasını bu adamlarla muhattap ettiği için,yada böyle bir duruma vesile olduğu için kendine kızıyor,halası yeğenini sağ salim karşısında gördüğüne dua ediyordu.Tabi bunları her ikiside kendi içinde yaşıyordu,çünki henüz içeri girmemişlerdi,ve içerdeki adamın Murat olmama ihtimali hala vardı.
Oturma odasına girdikleri vakit,Hilal hiç şaşırmamıştı,çünki tam tahmin ettiği gibi koltukta oturan Murattı.Murat onu görünce yüzünde acıklı bir gülümseme belirmişti.Yalvarır bir ses tonuyla ilk konuşan Murat oluyordu

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Murat kendini savunmaya çalışacaktı ve Hilalde bunu dinleyecekti.En azından Muratöyle olmasını istiyordu.Ama Hilalin hiçte dinleyecek bir görüntüsü yoktu.
---Sen hangi yüzle halâ benimle konuşmaya çalışıyorsun
---Hilal tamam ne olur,haklısın sana yalan söyledim,ama gerçekten geçerli sebeplerim var.Sana bütün olup biteni anlatmak için burdayım.
Halası Hilale göre daha sakindi,zaten günlerdir evini zaptetmiş bu adamdan biran önce kurtulmak istiyordu,ve bu yüzden dinleme taraftarıydı.
--Hilalcim,dinle istersen,belki gerçekten suçsuzdur.
Hilal halasının iyi niyetine,ve kendisini sakinleştirmek istemesinede kızıyordu

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilalin hiçte sakinleşmeye niyeti yoktu,Murat sürekli yalvaran,suçunu kabul eden cümleler kuruyor fakat Hilal dinlemiyordu.Neyseki sonunda daha fazla bağırıp çağırmanın vakitkaybından başka bir işe yaramayacağını anlamış,halasınında ısrarlı ricalarına dayanamayıp dinlemeye ikna olmuştu.
---Anlat bakalım,ne yalanlar söyleyeceksin
---Hilal seni buraya kafanı daha fazla karıştırıp,olayları büyütmek için çağırmadım.Seni seviyorum,sırf bu yüzden örgüte karşı geldim,artık verdikleri hiçbir görevi yapmayacağım.Zaten sadece seni sevdiğim ve sana zarar gelmesini istemediğim için burdayım.Bana inanmayabilirsin,belki senin durumunda olsam bende inanmazdım,ama sana yemin ederimki bu pisliğin içine kendi isteğimle girmedim.Ailemi tehdit ettiler,ya ben ya ağabeyim,birimiz aralarına katılmazsak ailemize zarar vereceklerdi.
--Senin gerçek bir ailen var yani,
---Biliyorum,Coşanı kardeşim diye tanıttım,ama inan bunların seninle ilgisi yok,öyle olması gerekiyordu.Coşan sadece Azize hanımı daha kolay yoketmek için hazırlanmış bir oyundu.Bu oyunu ben hazırlamadım,Coşanda hazırlamadı.Örgütün emriydi ve biz sadece verilen emri uygulamakla yükümlüyüz.Hiç birimiz yada en azından birçoğumuz orada isteyerek durmuyoruz,bu olayları,cinayetleri,isteyerek işlemiyoruz.Ama hepimizin farklı hikayeleri var ve birşekilde paçamızı kaptırmış durumdayız,şimdi onlara karşı gelen hangimiz olursak olalım,yokediliriz,hem sadece biz değil ailelerimizede zarar gelir,bunu göze alamıyoruz.Yada düne kadar alamıyorduk.Ben artık ne olursa olsun aralarına dönmemeye kararlıyım,artık öldürmek,yoketmek,istemiyorum.Silahlardan,kandan,öfkeden uzak sevgi dolu bir hayat istiyorum,ve bunuseninle bereber düşlüyorum.Sen karşıma çıkmasaydın belki bunu düşünmeye bilirdim,sadece günün birinde ellerinden kurtulmayıhayal ederek sayısız infazlara imza atacaktım,ve belki sadeceyaşlanınca benden vazgeçeceklerdi,o zamanda bildiklerimi anlatırım diye beni yokederlerdi.Yani ne olursa olsun girdinmi çıkman zor.Devlete sığınmakta çözüm değil,develet kimseyi yıllarca koruyamaz,belki korur ama o korkuyla yaşanmaz.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilal anlattıklarını dikkatle dinlesede Murata inanmıyordu,inanmak istiyor,onu affedebilmek için kendi içinde hesaplar yapıyor fakat sonra yaşadığı iki ay,ve söylenen yalanlar aklına gelince bu düşünceden sıyrılmaya çalışıyordu.
-Seni çok sevmiştim Murat
-Biliyorum,zaten bende bunun için örgüte ihanet ettim,ve sırf senin için onların verdiği görevleri reddettim.Şimdi sen beni affetsende etmesende onlar peşimi bırakmayacak,yani artık aralarında olmayacağım,ama sen olursan en azından ömrümün kalanını sevgi ve sadakat üzerine kurmak istiyorum
Halası Murata,yeğeninden daha çok inanmış,onun Hilali sevme ihtimalini daha çok düşünmüştü,Yeğenini iknaya çalışıyordu
-Hilalcim bak senin için kalkmış buraya gelmiş,belki peşinde polis var,belki örgütün adamları var,dört gündür burda saklanıyor sana ulaşmam için bana yalvarıyor.Her insan yanılabilir,oda yapmış bir hata
Hilal halasının konuşmasını yarıda kesiyordu

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

İhanetin şeklinin olmayacağını düşünüyordu Hilal,yani Murat karşısına geçmiş örgüte ihanet ettiğini söylüyordu,acaba bu doğru bişeymiydi.Bir çeteye bile olsa ihanet affedilebilirmiydi,bir insan eğer başka biri için birilerine ihanet edebiliyorsa,günün birinde o başak birinede,daha başkaları için,yada değişik çıkarlar için ihanet edebilirdi.Daha birkaç gün öncesine kadar o örgütün emirlerini yapabilmek için gözlerinin içine baka baka yalanlar söyleyen bu adam değilmiydi,şimdi onun bundan sonra dürüst olacağına nasıl inanabilirdi,
Hem sadece Azize hanımı öldürmüş olmaları değildi,önemli olan hizmet ettikleri amaçtı.Eğer Azize hanımı Murat şahsi bir davadan ötürü öldürmüş olsa belki kendisini savunacak nedenleri olabilirdi.Yani elbette cinayetin hiç bir türlüsü affedilemezdi ama azda olsa tahrik,bunalım,hırs,öfke,intikam duygularıyla yapılmış bir cinnet olarak düşünüle bilir,ve kanuni yollarla verilecek cezaya razı gelinebilirdi.Oysa bu durumda birileri öldüreceksin dedi diye,bu ülkenin bölünmesi,vatanın parçalanması amacı için örgütlenmiş bir grubun direktifiyle insanları öldüren bir suikastçiyle karşı karşıyaydı.Onu affetmek istemiyordu,sevgisi buna yetmiyordu,ve hiçbir sevginin buna yetebileceğini düşünmüyordu.
Babasından,annesinden,büyüklerinden,öğretmenlerinden,vatan toprağının kutsal olduğunu ve satılamayacağını öğrenmişti,öğrenmeklede kalmamış bu düşünceyi kabullenmişti.Ülkesini seviyordu Hilal,halkını,askerini,devletini,bayrağını,seviyordu.Ve bunlardan herhangi birinin bölünüp,parçalanması için çalışan hiç bir güce,sevgi duyamazdı.Bu resmen vatana ihanet olurdu,ve bunu yapmayacaktı.O ki,ülkenin geleceğini garantiye almak için,sağlam bir nesil yetiştirilmesinde etkin olmak için öğretmen olmuştu.Şimdi kalkıp öğrencilerine Atatürkü anlatırken'' Çocuklar büyük Atatürk yurdun dört bir yanından farklı etnik grupları,farklı mezhepleri,farklı kültürleri aynı bayrak altında toplamış,her karış toprağımızın türkiye cumhuriyetinin bir parçası olduğunu ve değerinin aynı olduğunu dedelerimize,ninelerimize anlatmış,bu sayede Kurtuluş savaşını kazanmıştır.Bu vatanın her karış toprağında bu ülkenin bütün halkının emeği vardır.Ama ben sizlere bunları anlatmakla beraber,bu ülkeyi bölmek isteyen,farklı haritalar çizip,bu hayali haritaları hayata geçirmeye çalışan insanların maşalarından biriyle aşk yaşıyorum,ve benim için aşk vatandan filan değerlidirmi diyecekti.Hayır hayır bu onursuzluğu yapmayacaktı,onlarca sevgili,eş,bulabilirdi ama başka bir vatan daha bulması imkansızdı.Bunu yapmayacaktı,ucuz bir sevda için,büyük bir sevdayı satmayacaktı.Doğruca gidip Muratın yerini polise bildirecek ve daha fazla insanın katledilmesini engellemek adına devletine yardım edecekti.Tabii şu anda bunu Murata söylese kendisini ve halasını tehlikeye atabilirdi.En iyisi daha önce Muratın yaptığını yapmaktı,yani ona onun silahıyla karşılık verecekti,rol yaparak,yalan söyleyerek.

Devamını Oku