O gemileri kovdum ben
Kıyılar ıssız,ıslak kum taneleri
Öylece bıraktı tayfalar ayak izlerini
Bir balığın çırpınışı
Kımıdadı yüreğimin mavisinde
Azaldı sular,çekildi gerilere,ve ben
Bir hayalin gerçeğe dönüşüydü gördüğüm
Çözülürken ruhumda o asırlık kördüğüm
Sevinçten ağlayarak,seccadede...secdede
Farketmez,geçecekse geri kalan şu ömrüm
Her an kimliğimize düşen bir kuşku,
çağımızın alacakaranlığında...
simsiyah bir dinazor gölgesi
eski çağlardan.
Anlamsız bir sükunete bürünmüş yüreğimiz;
Gözlerini yumdu
Çaresizdi
Yakamozlar savruldu etrafına
Yüreğinin derinliklerinden
Düşsü bir ateş yürüdü sulara
Bulutlara akşamın gölgesi düşmeden gitmeliyim.
Tenimin rengini görmelisiniz,tanımalısınız önce beni
Sizi tanımalıyım,anlamalıyım ne kadar bana benziyorsunuz
Ne kadar benziyorum size,bilmeliyim
En uzun gölgede bir durak var,inmeliyim o durakta
Durmalıyım orada ve helallaşmalıyım sizinle
-On,dokuz,sekiz,yedi..
Gök gürültüsünü andıran bir ses,sütun gibi bir duman ve dumanın ucunda gri bir çizgi...Bir kaç saniye içinde ortalık süt liman.Halkımız sevinçle alkışlıyor olayı.Karadeniz uşakları kolbastı oynuyor.Memleketimizin her tarafında kutlamalar yapılıyor.Maviliğin bir nefeste içtiği üç uzay inisanımızın içinde bulunduğu "Göktuğ 1453"gözden kayboluyor.
Samsun Uzay Üssü (SUÜ) dünyanın merkezi oldu.Radyolar hep üç Türk uzay insanından söz ediyor.Televizyon ve radyolar vasıtası ile milyonlarca meraklı, Türklerin bu muazzam başarısını bizzat gözleriyle görmek,kulaklarıyla duymak istiyor.Türk bilim insanlarının çalışmalarında geldiği son nokta gıpta ile karşılanıyor.İki kutuplu dünyanın ezeli rakipleri ABD ve Rusya uzay çalışmaları itibariyle kendilerinden fersah fersah ilerde olan Türkiye'nin başarısını kendi halklarından gizliyor.Televizyon ve radyo yayınlarının ülkelerinde izlenmesini engelliyorlar.ABD başkanı Eisenhower ve
SSCB devlet başkanı K.Voroşilov'dan çıt çıkmıyor.
erişilmezlerde bir yerlerden
kainata kuş bakışı selam
mikroskop altında galaksiler
zerreler,sistemler
acz ve iflasın ezilmişliği
nefsime ağır geldi
Bir anlayabilse kendi encamını,önce utançtan yüzü kulak memelerine kadar kıpkırmızı kesilir,sonra aniden,alaycı bakışlara yakalanışının yarattığı şaşkınlıkla mosmor olur.
Oysa,hayır...küçücük beyninden gelen "çağdaş yaşam" sinyalleri ona tabi olduğu "güc"ün manyetiğini aşmakta güçlük çektiriyor;fil gibi kalın ve duyarsız derisinde herhangibir değişiklik meydana gelmiyor.
Sakız çiğner gibi devamlı konuştuğu halde hiç bir şey söylemediği,bitmez tükenmez bir "uğraş" sergileyerek "efor" sarfettiği halde hiç bir şey yapmadığı,başı iki elleri arasında gözleri sabit bir noktada kaldığı sürece hiç bir şey düşünmediği o kadar belli ki...
Perdeyi aralayarak kalbimin görebildiklerine aklımla,aklımın görebildiklerine ise kalbimle ulaşmak için çaba gösteriyorum
Oysa aklımın kalbimi,kalbimin ise aklımı görebildiği anlar daha mutlu olabileceğimi düşündüğüm halde maalesef bu "vuslat"a erişebilmek oldukça zor.
Ve...
Sigara ile aklın arasındaki ilişkiyi kavrıyamıyorsan,nefsin ile aranda nasıl bir ilişki olduğunu anlamaya çalış.
Nefsin sana dedi ki:
"Ben sadece senin sağlığınla mı oynuyorum?
Bir çetelesini tut bakalım,daha neler var.
Seni ne kadar üzdüğümün,perişan ettiğimin farkında değilmisin?"




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!