Selim Kaya Şiirleri - Şair Selim Kaya

Selim Kaya

Umudu yakalamak bir kelebeğin siyah benekli bembeyaz kanatlarında,o uçarken uçmak,konarken konmak nazlı bir gelinciğin yaprağına.Bir Nisan sabahı kırılmış daluçlarına düşen çiy tanesinde yakalamak umudu.Ağacın yüksek dallarından birine yapmaya çalıştığı sanat harikası yuvasına bakarak,
kuşun mücadelesinde umudu yakalamak.Çöl rüzgarının kuruttuğu dudaklarımızın gözlerimizden inen iki damla yaşla buluşmasında umudu yakalamak.Bir tebessümde,hikmetli bir sözde,umudu yakalamak.Hiç sona ermeyecekmiş gibi devam eden karanlığın sabahın ilk ışıklarıyla dağılmaya başladığı an umudu yakalamak.Bir damla suya mahtaçken, bulutların cömertce gönderdiği
bereketli yağmurla ıslanan toprağın burnumuzu sızlatan kokusunda umudu yakalamak.Yakalanıp ta yitirilen umutların,gökkuşağının renkleriyle beneklenmiş kelebeklerin şeffaf kanatlarında, hala bizim onları yakalayabilmemiz için beklediklerini,bekleyeceklerini bilerek yeniden,,yeniden..yeniden umudu yakalamak.
2008

Devamını Oku
Selim Kaya

Sabah olacak mı Allah'ım
Doğacak mı
Güneş bir daha
Bir daha
Uyanacak mıyım?

Devamını Oku
Selim Kaya

Söyleyin yıldızlara uyanmasınlar
Gözyaşlarım onlardan daha güzeldir
Kıskanırlar

Devamını Oku
Selim Kaya

yarasalar
evlerine dönüyorlar
belli...
bir tehlike var
"gün ışıyor..."
"gün ışıyor..."

Devamını Oku
Selim Kaya

Birazdan tepelerin ardında kaybolacak olan güneşin son ışıklarıyla bulutlar, kamaşan gözlerini oğuştururken paletindeki renklerle günün sanat harikası resmini çiziyordu.
Daha gerilerde dağınık saçlarına akşamın gölgesi vurmuş,elinde tuttuğu kızıl saplı tarağını, okşar gibi başında gezdiriyordu.
Gene yorucu bir günün ardından tanık olduğu fakat bir türlü akıl sır erdiremediği vahşet tablolarını günlüğüne kaydederken sıcaktan kavrulan toprağı biraz olsun serinletebilmek için rüzgarla anlaşarak yağmur damlalarını gönderiyordu.

Filistinli çocuk, üzerine oturduğu toprağa gömülü füze parçasınından güneşin batışını seyrederken, bedenini alev alev yakan bunaltıcı sıcağı hissetmiyor,sadece o muhteşem renk cümbüşünde hayallerini seyrediyordu.Düşen yağmur damlaları göz çukurlarından yanaklarına inen gözyaşlarıyla birleşiyor;aslında görmüyor,hissetmiyor,şimdiden, yarın sabah yeniden doğacak olan güneşin hangi felaketleri getireceğini düşünüyordu."Keşke güneş şu anda tepe ile buluşmak üzere olduğu yerde kalsa,hiç kımıldamasa yerinden,hayalleriyle avunduğum güzel günlerin resmini çeksem ufka bakarken.Anavatanım,babavatanım Filistin'imin kurtuluşunu görebilsem.Ne olur,Allah'ım,ne olur,zamanı durdur,hayal kuracak kadar zamanı durdur Rabbim" diye dua ediyordu.
Güneş vuslata ereceği tepeye iyice yaklaşmıştı.Çocuk gözlerini iyice kısarak onu gözlerinde hapsetmek istiyordu.Kirpiklerinin arasından sızan huzmelerini gördüğü güneş kaybolmuştu.Acılarla geçen günün anılarını kendisine tekrar tekrar hatırlatacak olan akşamın karanlığı Filistin toraklarının üzerine karabasan gibi çöküyordu.

Devamını Oku