Selam ve dua ile 66
Sınıfımızın her zaman arka beşlisiydi
Ders kitaplarından çok muhabbet ehliydi
Mezuniyetten sonra tam yirmi sene geçti
Bizim Bekir'i gördüm, sanki bir devir değişti
Eski Bekir'den eser yoktu, değişmişti özü
Ankara'da kendine sevdirmiş her köylüyü
Yahyasaray bağrından çıkmış yiğit bir evlat
Gönüllerde yer etmiş sevgi dolu bir hayat
Güvenliktir mesleği, dürüstlüktür sermayesi
Çalışkanlık, efendilik en kıymetli gayesi
Hasan'ın abinin büyük oğlu, Kadir Usta'nın torunu
Dostluğun ve vefânın bugün olmuş gururu
Ankara yollarında yıllardır izi kalır
Güler yüzü, neşesiyle karanlıklar dağılır
Bencilleşen çağlara karşı vefâ ehlidir
Bir selamla, bir kelamla gönül almasını bilir
Uzak dur köylünden diyen sözleri çöpe atmış
Kardeşlik dünyasına nice güzellik katmış
Köylüm der, hemşerim der, uzak yakın ayırmaz
Muhabbet kapısını hiçbir zaman kapatmaz
Bir büyüğün duasını hazine gibi bilir
Dernekte, toplantıda en ön safta bulunur
Memleket sevdasıyla her hizmete bürünür
Ankara'ya gelene yardım için koşuşturur
El uzatır her insana karşılık beklemeden
İyiliği çoğaltır gönülleri incitmeden
İnsanların hayırlısı faydalı olandır der
Bu kutlu öğüdüyle nice kalbe sevgi eker
Selam ve dua ile başlar yine her sözü
Eksik olmaz yüzünden tebessümün özü
Samimiyet, dürüstlük yol arkadaşı olsun
Rabbim iki cihanda yüzünü ak eylesin
Dostların meclisinde ayrıdır onun yeri
Sevgiyle fethetmiştir gönüllerdeki yeri
Ey Bekir kardeşimiz, neşen daim var olsun
Sağlık, huzur, mutluluk ömrüne yoldaş olsun
İmanla geçen ömrün bereketle dolup taşsın
Güzel ahlâkın daim gönüllerde yaşasın
Yahyasaray seninle gurur duysun her daim
Selam ve Dua ile 66 diye hatırlansın.
Bu şiir; aslında 13 Haziran 2020 yılında, "Yahyasaray'ın Sesi" platformunda Bekir Akcan kardeşimiz için kaleme aldığım o samimi yazının bir parçasıydı. Paylaşmak bugüne nasip oldu.
Kayıt Tarihi : 5.07.2026 12:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
BİR MEMLEKET SEVDASININ HİKAYESİ: "SELAM VE DUA İLE 66" Büyük şehirlerin o soğuk kalabalığında, insanın insanı görmezden geldiği bir çağda, bazı insanlar vardır ki yürüdüğü sokağa memleketinin kokusunu taşır. İşte bu şiir; Ankara’nın ayazında Yozgat’ın, Yukarıyahyasaray’ın sıcaklığını yaşatan, köylüsünün adını duyduğunda içi titreyen o koca yürekli yiğidin, Bekir Akcan’ın hikayesidir. Hikaye, 27 Mart 1981 yılında Kadir ustanın Hasan ile Topçunun kızı Fadime Hanım’ın yuvasına ilk evlat müjdesi olarak düşmesiyle başlar. Gençlik yılları, hayaller derken takvimler 2005’i gösterdiğinde Bekir’in yolu Başkent’e, Ankara’ya düşer. 2007 yılında başladığı güvenlik görevlisi mesleğini asaletle ve başarıyla sürdürürken, aslında o şehirde sadece bir mesleği değil, kadim bir kültürü de omuzlarında taşımaktadır. Bekir’i farklı kılan, günümüzün o bencil "Aman köylünden uzak duracaksın" diyen soğuk ezberlerini elinin tersiyle çöpe atmasıdır. O, köylüsü denince yerinde duramayan, cıvıl cıvıl enerjisiyle girdiği her ortama neşe saçan bir can dostudur. Ne zaman bir mesaj atsa, altındaki o imza aslında onun kimliğidir: "Selam ve dua ile 66..." Bu söz, Ankara’dan Yozgat’a uzanan bir gönül köprüsüdür. Onun vefası sadece sözde kalmaz; adeta gizli bir kahraman gibi koşturur durur. İş yerinin Avusturya Konsolosluğuna yakın olmasını bir nimet bilir; yolu oraya düşen, gurbete niyetlenen her köylüsünün elinden tutar, rehberi olur. Ankara’daki köy derneğinde hep en ön saftadır. Ama en güzeli de modern zamanların unuttuğu o kadim hasletleri yaşatmasıdır. Nerede bir köylümüzün hastası varsa, herkesten önce Bekir koşar hastaneye; geçmiş olsun der, moral olur, elinden ne gelirse ardına koymaz. Bayram günleri geldiğinde ise onun için tatil değil, vefa vaktidir. Kapı kapı dolaşır, büyüklerin ellerini öpüp bayramlarını tebrik eder, hayır dualarını kuşanır. Ankara'da yaşayan hangi hemşerisinin kapısını çalsa, evine bir "Hoş geldin"e gitse, ardında hep güler bir yüz ve huzur bırakır. O, Alemlerin Efendisi’nin (s.a.v.) "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır" sözünü kendine rehber edinmiş; ahlakı, efendiliği ve tükenmeyen vefasıyla hem Türkiye’deki hem de Avrupa’daki genç kuşağa örnek bir yol çizmiştir. İşte elinizdeki bu şiir; muhabbetiyle, güler yüzüyle, hastalıkta ve sağlıkta, bayramda ve seyranda köylüsünün yanında olan ve tabiki o meşhur "66"sıyla kalbimizde bambaşka bir yeri olan Bekir Akcan kardeşimize duyulan bir sevginin, bir teşekkürün mısralara dökülmüş halidir. Rabbim yolunu daima istikamet üzere, ömrünü bereketli eylesin.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!