‘ŞİİR, ‘Irmak olup tersine akmaktır, bir yolunu bulamadığı anlarda yaşama. Ezgiyle tatlanan, ağıtla harmanlanan, düş ile mayalanan ve aşk ile destanlaşan o söz yağmurunda kimi ılık zerrecikler gibi, kimi de dilimizdeki en ağdalı sözler gibi hedefine koşan bir mermi, muhatabını arayan bir şarapnel parçası gibi süzülür anlamlı bir boşlukta’…
ŞAİR; ‘Düşle evreni birleştiren, bütün boşlukları sözcüklerle donatabilen ve yüreğindeki coşkuyu aya, güneşe, havaya, suya ve tüm kâinata dökebilen elçidir. Şair Yunus’un yolunda, Mevlana’nın otağında ve Karacaoğlan’ın aşk ile çağlayan sazındadır, sözündedir ve özündedir. Şair yaşamla ölümü birleştiren, aşk ile hüznü seviştiren ölümsüz bir serüvencidir’
(Selahattin Yetgin)
O zengin motifli şiir tonlarına vurgu, kurgu ve anlam yüklemek için onu kaleme alan yüreğin de duyguyla yoğrulmuş olması önceliklidir. Dehalık bir anlamda onun yörüngesinde yürümekle olgunlaşır, mevsimlerle birlikte ruh kazanır, sonunda da rengârenk sözcüklerin egemenliğiyle hem dilimizin, hem rengimizin konuşma ve anlatı sanatı olur.
Düşlerin dikişlerine umut sürüyor bir kız
Ayaklanmış gecelerin celsesinde ayrılık
Bin yıldır kapalı gözleri şafağa
Siyah gözlerinde çiçek polenleri
Kaldırımlar tutkuya bölünmüş
Issız düşünüşlerin sahnesinde
Ruhum saklanıyor aşkın güvertesinde
Eksilmiş vakitlerin hicaz siperindeyim
Bir zaman çekirdeği namlu tetiğinde
Doyumsuz yaşamın son demindeyim
Keskin sirke biriktiriyorum yüreğimde
Aşkın hücresinde senli bir masaldır dinlediğim, yaşam kırık kürekli bir sal
Değiştirilemez yazgıların kilitli zindanlarındayım, aşktır sana yolculuğum yar
Varlığına adanmış bir bedendir taşıdığım, bu sevdanın şahidimiz olsun yıldızlar
Ben her şafakta sana döndüm ruhumu, asırlık bir tutkudur sana harlı yangınlar
Bir gece örülüşüydü senden arda kalanlar. O gecenin içindeki tanıdık siren sesleri gibiydi varlığımız ve bedenlerimize sarılışımız. Gönlümün kırık sözlerinden derlediğim besteler gibiydi ve sen duydun sesimi, bana geldin, ben seni duyarak kendime geldim. Evet, o yokluk ve birbirimize olan açlık saatlerinde ne çok şölenler kurmuştuk birbirimizden habersiz buralarda. Ne çok gelip gitmişsin yüreğimin ozan köşküne ve ne varsa yüreğinde, sonsuzluğa bir kilim gibi serpivermişsin.
Uzun bir yalnızlık sızıyor yeşili az dallarımdan
İçimde bitmeyen bir davasın sen, gönlüm göçebe
Sesin imgelerimin uzak mercan kayalıklarında
Sen doruğumda mısın, koynumda mısın bilmem
İnce bir gülüş oyar ayak değmemiş kayalıklarımı
Eski bir medeniyet düşünüşlerimizdeki senfoni
Kimi rüzgârın mevsimlerle dansı, kimi içsel tını
Her ne ise ismi, sararmış bir ömrün en son nefesi
Belki de etkisini yitiren yaşlı güneşin yansıması
Onurlu bir patika yüreğim, kaya çiçekleri gönlümde
Yorgun bir asadır ellerimdeki, yüreğim tutunsun diye seçmişim asırlar önce
Tenimin alaz yangınlarından kava döndü, ses çıkarmaz, dayar beni gönlünce
Dargın bir ışık demeti gibidir ufuk, gülümser sevgiyle gözlerimin penceresinde
Sevdalı ruhumun, çocuk yüreğimin kalıplarını saklar bir kadın insan yüreğinde
Haylaz kırlangıç mevsimlerinde aşkın polenleriyle uçup gelsem ben yurduna
Özlemler sarsak sabırla biz, ölümüne yaşasak yasak gecelerin terli coşkusunu
Söz unutsa özünü, gül arasa tohumunu ve toprak belese bağrına sonsuzluğunu
Gözyaşlarımızın devasa denizlerinde yıkansa aşk, inkâr etmese sevda yontusunu
Bildik bir yaşam artığıdır bazen umut, tanıdık gülüşlerin raksıyla göğsümüzde korkusuzca sabahlar. Hicaz mutlulukların kelime sabırsızlığıyla örer bir tırtıl ağlarını, bir düğün kıyafeti gibi ipekten sözlerle yan gelip ölümü düşler. Madımak türküler ülküsüdür hayat, o bekleyiş duraklarında kısmetsiz döngülerle birbirini sobeler.
Nicedir gönlümün hüzün ovalarında yağmurları bekliyorum
Fırtına öncesi bir suskunluk var avuçlarımın atar damarında
Ve sen kendi savaşımla benliğimi baş başa bırakan bir aşksın
İçten bir gülüşün tablosu sallanıyor aşkın yoksul duvarlarında.
Ruhumun yatay aynalarında sevdanın romanını okuyor bir kadın
Çarşaf yırtığı gözlerinde aramak seni
Kuşkucu çocuklar gibi düşlerine gizlenip
Yüzünün yakınında ürkek bir düşünüşçe
Seni aramak yanık zaman türkülerinde
Sığınmak kuşluk gözlerine, ürkekçe
Tünemek asil yüreğinin gizlilerine




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.