Dikenli yollardan birlikte geçtik,
Kolaya kaçmayıp hep zoru seçtik;
İsraftan kaçındık, gezip tozmadık
Haddimizi bildik, lüks yaşamadık.
Mevsimden mevsime bir anda geçtik,
Dediğim dedik ve çaldığım düdük
Diyene bir bakın, tipik ve hödük!
Sağlığını koru, geç sağı solu;
Dilerim bulursun en doğru yolu!
Mühür her kimdeyse sultandır, derler;
Çok yedim, çok içtim ve çok uyudum;
Artık ne iştahım var ne de arzum.
Bu dünyada çok yer tutmak istemem;
Allah’ın takdiri nedir, bilemem…
Çalıştım, kazandım, emekli oldum;
Aşımdaysa gözün, gel paylaşalım
Hatalıysa sözün, gel uzlaşalım
Bozulduysa özün, gel onaralım
Bize bizden gayrı dost kalmadı ki!
Biliyorsan çözüm, gel konuşalım
Gelene ‘Hay hay! ’
Gidene ‘Bay bay! ’
Gelen hoş gelir,
Giden boş gider!
Fakirin tavuğu tek tek yumurtlar,
Yumurtladıkça da yitmez umutlar.
Umuttur yaşatan, dileği tutsun;
Varsın az kazansın, canı sağ olsun!
Fakirin çehresi biraz soğuktur,
Rakamlara, harflere, desenlere, renklere
Yorum yapıp kandırma insanları boş yere
Yok, kahvenin telvesi, olmadı nar tanesi
Hiçbir anlam taşımaz düşlerdeki kaz sesi
Azaldık ve kaldık bir avuç insan
Hüzün el vermez ki anlatsın lisan
Milim şaşmaz ölçer, hassastır mizan
Kazık çakamazsın fânidir mekân!
O mekân ki dünya insanla dolu
Gideriz olunca emr-i Hak vaki
Adeta bir rüya bu dünya sahi
Güldürür ağlatır insanın hali
Sen de, ben de, herkes, dünya da fâni
Zevk u sefa içre sarhoş olmaya
Geldiler, gittiler, peki naptılar,
Diye sorarlar ki bunda haklılar.
Yediler, içtiler ve kâm aldılar
Şu fâni dünyadan ve kayboldular.
Coştular, koştular, hayır yaptılar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!