Dili güllü olamadım, bundan böyle de olamam;
Yalakalık yapamadım, canım çıksa da yapamam;
Kötüleri hiç tutmadım, servet verseler tutamam;
Yalancılık, haksızlık ve zulüm bende barınamaz.
Belki ‘yok’ denecek kadar dostum vardır ya da yoktur;
Ağlama duvarı oldu bir yazım
Ötüştü bülbüller çaldıkça sazım
İnledi nağmeler, kalmadı kahrım
Edepli kalemler hepten baş tacım.
Aynıyla insandır üslûbu beyan
Düştü cemre havaya; sırada su, toprak var
Birer hafta arayla doğada canlanma var
Böyle gelirmiş bahar; mis kokacak topraklar
Isındıkça tabiat yürekte ısınma var
Güzel söze değil, öze bakmalı;
Helal etmek kolay, ince tartmalı!
Asla mutsuzluğu dilemiyorum;
Sende hakkım var mı, bilemiyorum.
Adın sanın belli, yazmaman ayıp;
Görebildiğin renkler, duyabildiğin sesler
Yanıltmamalı seni, motifler ve desenler…
Var olanı algılar, olmayanı yorumlar
Durursun ömür boyu, arada bir duraklar…
Rüzgârın uğultusu, suların çağıltısı
Bedenen aramızdan ayrılalı
Yetmiş dört yıl geçti.
Elli yedi yıllık ömre
Neleri sığdırmadın ki…
Yalakalık başı çekmiş gidiyor;
Herkes m/adamını iyi biliyor.
Kimisi bozacı ya da şıracı,
Kimisi davulcu ya da zurnacı;
Ayarında tanık bulmak güç değil!
Atam! Sen ölmedin, içimizdesin;
Emanet ettiğin Cumhuriyetin,
İnkılâpların ve tüm ilkelerin
Sonsuza kadar hep yaşayacaktır...
Atam! Sen ölmedin, kalbimizdesin;
Kimsin, nesin bilmesem de
Sana değer verdiğimde
Elbet karşılık beklerim;
Buna hakkım vardır, derim!
Yazıyoruz, çiziyoruz,
Haritada geniş alan kaplarsın
Çoğu zaman aslan, bazen kaplansın
Zulüm ve katliam bile yaparsın
Uygarsın, çağdaşsın, büyük Avrupa!
Birliğinle hayli güçlü olmuşsun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!