Israr eden yanlışta hiç kurtulamaz girdâbdan,
Kurtulamayan girdâbdan mahkûm olur ölmeye;
Firar eden yarışta hiç kurtulamaz hicâbdan,
Kurtulamayan hicâbdan mecbûr kalır çökmeye...
Basireti bağlanan hiç göremez hakikati,
Sakın ‘Gözüm! ’ deme; ‘Gözün çıksın! ’ der
Sakın ‘Canım! ’ deme; ‘’Canın çıksın! ’ der
Sakın ‘Aşkım! ’ deme; ‘Aşkın batsın! ’ der
Şımarır, huylanır ve keyiflenir…
Sakın selam verme; borçlu çıkarsın
Kaderin cilvesi; aynı binada
Komşu oluverdik! Bazen sana da
Selam vermek gerek! Elbet insansın;
Almazsan, özünde yiten utansın!
Kaderin cilvesi; aynı kulvarda
Biraz değer verince, kendini bir şey sandı;
Hâline de bakmadan kaprislerine kandı.
Bir dost kazanmak varken, yine kazanamadı;
Anlasa, anlamasa, hâli pek perişandı...
Tutkusu, özentisi kendine göre azdı;
“Yaparım, yapacağım…” deme,
“Yaptım! ” de
“Olurum, olacağım…” deme,
“Oldum! ” de
Yanlışı, olumsuzu kendinde ara
Eksiğini tamamla, olma maskara...
Biraz da ben yazmayayım, ağır ağabey olayım;
Daha fazla okuyayım, arada yorum yapayım;
Yorumlara teşekkürü katiyen unutmayayım;
İki elim kanda olsa sitelere uğrayayım!
Bu defa da böyle esti bir yerlerden ne yapayım?
Yetti de arttı bile bir pantolon, bir gömlek;
Özentili olup da kırmadım çanak çömlek...
Yarışmadım kimseyle gezmede ve tozmada;
Karışmadım kimseye yağmurda ve doluda...
Geldi de geçti bile zamanı has hâllerin;
İlk, orta, lise, yüksek, ekstralar bitmeyecek
Ömrün büyük bir kısmı okumakla geçecek
Okurken ‘kitap kurdu, ayaklı kütüphane’
Derlerdi ki doğrudur, ona her şey bahane
Selâm vermeyi sevmeyen, almaktansa hep kaçınan,
Okumuştan uzak duran; olmaz olsun böyle komşu!
Aslını çoktan yitirmiş, faslını özde bitirmiş,
Hava atmayı severmiş; olmaz olsun böyle komşu!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!