Eller akılsıza, biz akıllıya
Hasretiz adeta; sonu hayrola!
Varsa bir sıkıntın, çözüm bulunur.
Yine wow’lıyorsun, bir şey mi oldu?
Yayvan ağzın garip ses çıkarıyor;
Yerin yurdun yoktu, düşmanın çoktu
Çağlardır yalnızdın, tutanın yoktu
Türkler değer verdi hem de fazlaca
Şımarık oğlanı oynarsın anca
Yahu! Netanyahu, n’oluyor yahu?
İlgi, sevgi, saygı hepten içtendi;
Güzeldi, güçlüydü çoğu dostluklar.
Geçmişin izleri yitmiyor böyle;
Var mısın, yok musun; sen onu söyle!
Anlayış, hoşgörü her zaman vardı;
Nalıncı keseri gibi yontarsın
Her şeyi kendine; pek bastırırsın
Yavuz hırsız gibi ev sahibini;
Yanına kâr kalmaz, verir dersini!
Kefenin cebi yok, taşıyamazsın
Hani dünyanın merkezisin ya;
Her şey senin etrafında,
Seninle birlikte,
Sana göre
Hüküm sürmekte!
Kötülükten vazgeç, yazık edersin;
Ektiğini bir gün mutlak biçersin.
Son pişmanlığın hiç yarar sağlamaz;
Bu dünya sana da, bana da kalmaz!
Kıskançlıktan vazgeç, pek yazık olur;
Sanmazmış, kanmazmış; asla olmazmış
Yalanmış, yanlışmış; hepten hataymış
Saklarmış, ağlarmış; hâlden anlarmış
O, yalan; bu, yalan; sen de oyalan!
Görmezmiş, duymazmış; asla bilmezmiş
__Yok, sen yalan söylüyorsun!
__Yalancının şahı sensin!
__Bana neden inanmazsın?
__Sana neden inanayım?
İşine yarıyorsam, büyük coşkuyla ‘Hay hay! ’
Yararlanamıyorsan, donuk bakışla ‘Bay bay! ’
Anlamak kolay değil, bu nasıl iştir böyle
Seni böyle bilmezdim; yalanım varsa, söyle!
Adını anıyorsam, hâlâ bir değerin var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!