Ulusun bağrından çıkan yiğidim
Askere kalkan el mutlak kırılır.
Şehitler hiç ölmez, bunu bilirim;
Türk doğuştan asker, her an hazırdır.
Haince, kalleşçe düşer yiğidim
Sahte dostluklarla bizi kandırmak,
Hep oyalayarak yorup yıpratmak
İçin tüm düşmanlar sanki ant içmiş,
Ezelden beridir kefenler biçmiş!
Kıt akıllarıyla bizi yanıltmak,
Ortak adı mikrop; virüs, bakteri
Hiç şakası olmaz, soğutur teri.
Bakım, ilaç, önlem mutlak gerekir
Yoksa soluk kaçar, ömür tükenir!
Kutsal emanetler; beden, can ve ruh
Günler, haftalar, aylar,
Mevsimler hem de yıllar
Hızla akıp geçmekte;
Ömürler tükenmekte!
Beşikten mezara dek
Vefayı tanırım, iyi bilirim;
Herkes de tanısın, görsün isterim!
Vefa saygın, içten, ağırbaşlıdır;
Ezelden beri var, genç ve yaşlıdır.
Vefa sahibini mutlak inceltir;
İnsana değer ver, bunda içten ol
Halkını küstürme, biraz sakin ol
Bazen bir rey bin rey eder, emin ol
Reyim kazandırır, kıymetini bil!
Asla rücu’ etmek büyük kudrettir
Kumaşını versen astarın ister
İsteği hiç bitmez, ister ha ister
Adı her ne ise değişmek ister
‘Ver, kurtulma!’ nasıl? Böylesi gırla!
Astarı da versen biçilmek ister
Öyle bir duygudur ki aşağılık
İnsanı baktırır pek alık alık
Nedeni kuşkusuz özde kıskançlık
Yakalanamayan ise çağdaşlık!
Mutluluğu yıkar hatta yok eder
Acı, tatlı bize her zaman vardır
Aklı, kalbi, ruhu insana yârdır
Oynayamayınca yen ve yer dardır;
Yılmak, korkmak, kaçmak bize yakışmaz!
İlim ve feraset en güçlü fardır
İstesem olamam bu yaştan sonra
Ne bencil, çıkarcı ne de eyyamcı!
İyi gün dostları olduktan sonra
Aynada gördüğüm bile yabancı!
Acımasız olmam bu yaştan sonra




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!