Sen
Sen beni böyle bırakıp giden
Ne bulacağını sanıyordun ötelerde
Hayalin
Sürüklenecek benle
Ben gibi
Sen de öğrendin,
Sensiz yaşamı.
Gün,
Ne kadar kara farkında mısın?
Buralarda
Acı bir diken bile bitmiyor topraklarımda,
Biliyor musun,
Senden geri ne kaldı.
Zulüm, ölüm, göz yaşı.
Bi de acımasızlık.
Biliyormusun senden geri ne kaldı.
Kaybolup gidiyor gözlerdeki fer.
Görmek ne ki, görünmüyor hiç bir şey,
Kesilir ekmekler, Kesilir aşlar,
Nefes almak güçleştikce güçleşir.
Elbette akacak su bildiği gibi,
Sedat Umran ve Şiir
Sedat Umran'ın şiirini okurken, okuyucunun başta; sıradan mısra okuduğu zannından ayrılması gereği vardır. Bu kanıya "Leke"yi okuması için verdiğim bir arkadaşıma iki gün sonra "Nasıl? " diye sorduğumda, kendisi bu şiirlerin sıradanlığından bahsetti. Kendisine şiirleri daha dikkatli okuması tavsiyesiyle bir öneride bulundum. Bu öneriden bir hafta sonra yanıma topala büyülenmiş olarak geldiğinde, kendisine: "Ben sakızı, sakız diye mi okudun? " dedim. O: "Evet" dedi. Oysa sakızı, sakız olarak algılamanın ötesinde bir düşün derinliğine okuyucunun dalması gerekir. Aksi takdirde, Sedat Umran'ın şiirini kavramak mümkün değildir.
Sedat Umran'ın şiirlerinde eşyanın metafiziğini anlattığı söylenmektedir. Bu doğru. Ancak; şair, eşyanın metafiziğinde Dünya'nın realitesini gizlemeyi çok iyi dillendirmektedir. Öyle ki, Balya şiirinde; ay ay ödenen hesaplar, paranın birike birike kişiye büründüğü, derken burada balya konu itibarıyla metafizik olmaktan çıkmış, direkt 20. yüzyılın sömürü düzeninin nasıl acımasız bir formülle toplumda bireyi nasıl sömürdüğünü, bankacılık, düzenin ve ekonomi denen kavramın kişiyi nasıl kişiliksizleştirdiğini, insanın daha yaşamadan, yaşamın başlangıcında:
Ölümün o kapkara soluğu gezinmiş aynalarda
Görünüp kayboldular yarasalar gibi
Yaşamın bir aynaya bakmak gibi birşeye büründüğü, gerçek yaşamla bir illiyet bağının kalmadığını şairin kendisinin bunu fark etmesinin ötesinde, toplumdan nasıl uzaklaştığını kendi değer yargılarının çok daha üstlerde olduğunu, Devin Uyanışı'nda sergilemektedir. Şöyle ki; ruhunu küllerinden sıyırarak alışkanlıklarını değiştirerek ve bunu da gözlemleyerek kendini yenilediğini:
Şehir uzakta.
Işıklar, yanıyor mu?
Yanmıyor mu?
Gece yarısı,
Ne yol belli, ne durak.
Bir bir görünüp kayboluyor ağustos böcekleri.
İşte
Böyle başladı
Ansızın birden bire
Düştük bir sel önüne
Gideriz
Bilmem nere
Zehir zıkkım bi çayımız var-dı, selahattin abi.
Bunudamı çok gördü,
ahali,
Öyle rakı, şarap içip hiç sarhoş da olmadık,
Bunada kızdındı selahattin abi.
Inşaat köşelerinde çok ca menemen yaptık yedik,




-
Cihat Barış
-
Muzaffer Akın
-
İbrahim Tetik
Tüm Yorumlarkutlarım hayatın acı acayip yönleri çok duyarlı kaleme sağlık. rabbim rezillikten ırak eylesin P:PEHLİVAN
kutlarım güzel anlamlı bir şiir okudum tam puan ben PERİHAN PEHLİVAN her yorumda başka ad çıkıyor az önce başka şiirlere yorum yaptım sizin isminiz çıktı şimdi size yorum yapıyorum bu seferde başkasının ismini görüyorum on günü aşkın antoloji bu işi düzeltemedi.
anlamlı olmuş. sevgive ayrılık güzel vurgulanmış. kaleme sağlık.Perihan Pehlivan.