Aydın ihaneti
Aydın ihanet eder mi?
Aslında çıplak anlamda aydın ihanet etmez. Edemez. Çünkü aydına ihanet yakışmaz. O zaman bu aydın ihaneti niye? Eğer aydın ihanet etmez, edemezse bunca ihanet niye? Aydın ihanet edemez ise, ihanet edenler aydın değildir. Peki bu ihanet edenler nasıl olurda bunca bilgi birikimine sahip olabilir.
Bilgi, kişiyi aydınlatırmı? Hiç şüphesiz bilgi aydın olmanın, aydınlanmanın gereğidir. Acaba yanılan ihanet eden değilde, ihanet edene hain diyen mi? Bu durumda hainligin tarifini yapmak gerek.
Ülkemiz açısından hainliğin tarifini yapmak elbette daha anlamlı olacaktır. Ülkemiz açısından hainlik hiç şüphesiz bu ülkenin değerlerine sahip çıkmak yerine, Ülke değerlerini acımasız bir şekilde yok etmek için yapılan eylemler ve işbirlikteligi olsa gerek.
İnsansın, en üstün yaratıksın
Ama öğünmeye
Hiç yok hakkın...
Çünkü aç karnın...
Ayıda dağda yürüyor
Hemde aç değil karnı
Ayrılıp gideceksin,
Bırakacaksın umutlarını.
Karanlığın gölgesi çökecek üstüne,
Dağılıp parça parça
Savrulacaksın havada.
Bu dağlarda, ovalarda, yollarda, in
Anam orospu ruhluydu,
Boynuzlayacaktı da Babamı,
O'nu durduran korkuydu...
Namuslu göçtü velhasıl-ı kelam,
Alkolik,kumarbaz dı Babam.
Körkütük geceyarılarının,
şu
suskun akan dere
değil mi bizim dere.
gel
de söyle
çare
Atatürk'e karşı olmak. Adam " siz de Atatürk'e laf söyletmiyorsunuz." dedi. Atatürk'e elbette laf söylenir. Ancak, Atatürk'e söylenecek laf, laf olmalı, ki o laf söylene bilsin. Yoksa her laf Atatürk'e söylene bilir mi? Elbette her laf Atatürk'e söylenemez. Söyletilmemsi de gerek. Bunu beceren Osman Pamukoğlu, bir canlı yayında konuşmak için konuşan millet vekiline gereken cevabı verdi.
Bu zaman diliminde Atatürk'e bunca karşıtlık niye? İlk okul ve orta okul talebeleriyle yaptığım bir sohbette tek bir öğrenci bile Atatürk'ü sevdiğini
söylemedi. Neden diye sorduğumda, biri "neden hep Atatürk diyorsun." dedi. Bir diğeri; inkılap dersinden geçer not almam gerek." dedi. Ama hiç biri Atatürk'ü sevdiğini söylemedi. Hemen hemen hepsi, "Atatürk, tek başına mı savaştı, hep Atatürk'ten bahsediyorlar." Öyle ki bu durum çocuklarda bir Atatürk fobisi oluşturmasının ötesinde, Atatürk konusu onlar için adeta ikrah noktası oluşturmuştu. Bu durumda bu çocuklar nasıl bu hale geldi diye düşünmek gerekmez mi.?
Çocuklara, "Atatürk'ün tüm şehitleri, gazileri, savaşlarda savaşanları temsil ettiğini, bunun ötesinde mazlum milletlerinde özgürleşmesi için nasıl mücadele ettiğini, tüm bunlardan dolayı Atatürk'e T.B.M.M' nin Mustafa Kemal' e Atatürk soy adını verdiğini biliyor musunuz " dediğimde, çocuklar bunu bilmediklerini söylediler. Atatürk' ün "özgürlük" simgesi olduğunu, hatta özgürlüğün dahi ne olduğunu bilmiyorlardı.
Konuyu bir öğretmen ile paylaştığımda, bana: "Atatürk' ü sevdirme yönünde bir bilgi ancak öğretmenler tarafından çocuklara aktarılabilir." dedi. Kendisine hak vermemem mümkün değildi. Buradan da anlaşılıyor ki, eğitim adı altında verilen bilgiler Atatürk'ün hedeflediği tam bağımsız bir ülkenin bireyi olma bilinci ile yetişen vatandaş olma şiarı dışında bir eğitim modeli, bireyi hızla köle ve teba durumuna indirgemekte. -Ki bu nedenle bu zaman diliminde Atatürk'ü anlamak değil de ondan hızla uzaklaşmakla tecelli eden bir fikri kargaşalık ortamı oluşmuştur.
Atatürk'ü eleştirmek
aslında Atatürk'ü eleştirmek ben gibi bir zavallıyı elbette aşar.
ne var ki günümüzde adı aydın sıfatı ile donanmış bir çok çapsız ileri geri laf etmeyi kendilerine vazife kabul etmiş ve hiç durmadan toplumu yanıltma uğruna konuşmaktadır.
bunlar denileni anlamak yerine kendi kurguladıkları senaryoyu öyle ustaca oynamaktalar ki, adı açık oturum olan t.v programlarında kendi küme elemanları ulu orta konuşturulmakta. güya tarafsız yayın yapma adına bir de telefon bağlantısı yapmaya kalkarlar. ne var ki telefondaki konuşmacı konuşmaya çalışır, konuşamaz. ekrandaki güçler demokrat ve ilericilik adına mensup oldukları ulusu belirtme gereği duymadan ulusalcı lığa da hakaret ederler. bunlar kelimenin tam anlamı ile ne oldukları belirlenemeyen türlerdir.
adamın biri kalkar hangi Atatürk diye kitap yazma cesareti gösterir. tüm dünyanın tanıdığı, Atatürk'ü tanımamış, utanmadan hangi Atatürk diye soruyor. aslında eleştirmek bir haktır. ancak durup dururken bu ülkenin kurucusuna, (ki o, tüm Sakarya'da, Çanakkale'de, Dumlupınar'da velhasılı bu ülkenin kurtarılmasında tüm emeği geçenleri, şehitleri, gazileri simgelemekte) ayyaş demek saygısızlık ötesinde bir edepsizliktir.
ŞTE ATATÜRK'ÜN 15 YILDA KURDUĞU FABRİKALAR!
1-Ankara Fişek Fabrikası (1924)
2-Gölcük Tersanesi (1924)
3- Şakir Zümre Fabrikası (1925)
4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
İnsan, köpek tanımları
Kuşkusuz ayrı,
Kelepçe, tasma
Ayrıcalıkları yok aslında
Adlarından başka…
İnsanın köpeğe takması neyse bunlar,
Hiç duyulmadık mısralar,
Aşktan yana,
Yazsak nolur.
Hiç duyulmadık mısralar,
Acılardan yana,
Yazsak nolur.




-
Cihat Barış
-
Muzaffer Akın
-
İbrahim Tetik
Tüm Yorumlarkutlarım hayatın acı acayip yönleri çok duyarlı kaleme sağlık. rabbim rezillikten ırak eylesin P:PEHLİVAN
kutlarım güzel anlamlı bir şiir okudum tam puan ben PERİHAN PEHLİVAN her yorumda başka ad çıkıyor az önce başka şiirlere yorum yaptım sizin isminiz çıktı şimdi size yorum yapıyorum bu seferde başkasının ismini görüyorum on günü aşkın antoloji bu işi düzeltemedi.
anlamlı olmuş. sevgive ayrılık güzel vurgulanmış. kaleme sağlık.Perihan Pehlivan.