Nasılsın diyene alışkanlıktan iyi diyorum
Oysa ne asılsız fırtınalar kopuyor İçimde
Ben sana demedim mi gönül akıllanmadın mı hala
uslanmadın mı ben demedim mi her güzele vurulma diye
Bir çocuk gibi dolanıp durdun bir otara bir bu tarafa
Şimdi hastasın işte üşüyorsun
Ucu bucağı olmayan bir deniz gibiyim ben
İçimde ne dalgalar oluyor bir bilseniz
İçimde ne fırtınalar kopuyor
Ne lodoslar oluyor bilir misiniz
Derinlerime inerseniz kaybolursunuz
Derd-i visali arzu eder dururum
bu gönül yokluğunda bi-tab
hiç bir tabib çare olmaz Sine-i sad pâreme
ben naçar sen ise derde tiryak
şimdi neredeyim biliyor musun
Demir parmaklıklar arasında
Dört duvarın içindeyim
Şimdi nasıl biliyor musun
Bir sessizlik içindeyim
Dünyanın dalgalarında boğuluyorum
Kimse tutmuyor ellerimden
Karanlığa gömülmüş odalarım
Kimse ışık tutmuyor
Herkes kendi güneşini bulmuş
Ağız Kalptekileri ifa edemez
anca minnetdar insan işitir
Ehl-i gam olmayan insan bilmez bu derdi
Ne aşkın lisanını bilir ne de kendi
Onu ilk sınıfımızdaki cam kenarında görmüştürm
adı elena saçları koyu güneş rengindeki saçları
üzüm buğusu gibi parlak bir teni vardı
Ben ise ona sevdalı bir halim
oysa Kimse bilmez di gönlümdeki adını
sanki şifasız bir yara gibi kanıyorum evet biliyorum
İçimden ağlıyorum göstermiyorum
ama bu demek değilki seni hala istiyorum
seni sadece kalbime gömüyorum
Ne güzelde açıyorsun bir güneş gibi ey dost
Nasıl danyeşeriyorsun yarınlara ve karanlık dünlere
Ne güzelde can veriyorsun bu kurumuş toprağıma
Senin bir gülüşün kurumuş bir gülü yeniden filizlendirebilir biliyorum
Senin o güzelliğin yeniden tutabilir kırık kalpleri
Muhabbetin ışık tutabilir karanlığa inanıyorum
Fırtına seni aldı götürdü ey sevgili
Anılar ve geçmiş yaşanmaz oldu
Unutuldu bütün olanlar
Kıyıma rüzgarın esmez oldu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!