Makam mevki talan için;
Ayarladın üç beş gafil.
Değer miydi falan için;
Halkı küçük görmen sefil!
On üç yılda foyan çıktı,
Harabattır aslında, mamur bildiğin gönlüm,
Kul olmuş kalbindeki har’a ildiğin gönlüm.
Visâlini umarken, karışmış da ağyara;
Elem keder doludur, candan sildiğin gönlüm.
Vahşi hayvan tuzak ile avlanır;
Uyanık ol hemen dalma yanarsın.
İnsanoğlu ikram ile tavlanır;
Muhsinleri sende hoşça anarsın.
Sivri seni nerden ısırdı ise,
Kılıç yarasından beter incitir
Bir dostun açtığı gönül yarası
Ummadığın ağrı fazla acıtır
Karalar içinde zifir karası.
Görmüşüz leyli nehari; gidiyorlar peş peşe,
Ahenk üz-re takipteler, muntazaman görmüşüz.
Görmüşüz yaz ve baharı; her biri bir pür neşe,
Hele başını okşa gör yetimi öksüzü,
Neşe ile sevinçle nasıl gülüyor yüzü
Hasret kaldığı şeydir bir ömür arayıp ta
Her dilden beklediği bir kaç çift tatlı sözü.
En büyük yetim öksüz en büyük yük sırtında
Başkasının şeytanını, taşlamakla geçti ömrüm;
Hâlbuki ey gafil nefsim, çok basit yol seçti ömrüm.
Herkes kendinden sorumlu, günahıyla sevabıyla;
Nihayet hep ektiğini, hasat etti biçti ömrüm.
Benden haber soran candan dostlarım;
Yola çıkıyorum acele gelin!
Menzile varamam belki toslarım;
Belki de olurum nazlı bir gelin…
Ömür çabuk geçti vardık sonuna;
Soğuk kış gününde görülmemiş şey
Gelincik tarlası olmuşsun gazze
Yılanlar oynuyor akrep çalar ney
Cinler fanusuna dolmuşsun gazze
Soğuk kış gününde görülmemiş şey
Gülistana girdim gül figan eder
Kokusuna hasret bülbül arıyor.
Bülbül dutu yemiş olmuş bin beter
Dilini çözecek bir gül arıyor.
Cümle haşeratı toprak kapatmış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!