Her yıl dirilişi yaşar baharda;
Görürüz aslında her yıl hazanı.
Daim olgunlaşır leyli Nehar da;
Fokur-fokur kaynar dünya kazanı.
İhtiyacı nâsa ayarlı her şey;
Bir tünele girdim, sonu görünmez
Önümde neler var, bilemiyorum.
Orada delilsiz yolda yürünmez
Işık görmeyince, gülemiyorum.
Kimisine uzun, kimine kısa
Senin ateşi harın, gönlümde dürr-i yekta.
Yeryüzünde vakarın, ömrümde dürr-i yekta.
Kuşatmış âlemleri, dindirmiş elemleri,
Rahmetinle medarın, cürmüm de dürr-i yekta.
Hükmolunan hükmolunur, bizlere uymak düşer.
İndi ilahîden gelen, sesleri duymak düşer.
Levh-i kalemde yazılmış, bir oyun oynuyoruz,
Akıllıca boyun eğip, yerine koymak düşer.
Pervaneler gibi dönsem çevrende;
Ey naz-ı işveli bent olsam sana.
Rayihalarını bulsam evrende;
İçime çeksem de doldursam cana.
Hayal âleminden hazer eyleyip;
Yavrusuna ağlayan
Bir anne var orada
Yavru kalmış arada
Anne olmuş çağlayan.
Bir yavru var orada
Yahudi’nin köpekleri, çökmüş yine üstüne;
Çoluk çocuk dinlemeden, ölüm kusmuşlar ölüm.
Ey Müslüman milletleri, çabuk eriş rüştüne;
Hiçbir asır görülmedi, böyle zalimce zulüm.
Osmanlıyı süpürdüler, hile ile sahneden
Faydalı da, güzel koku bulunur
Kim seçmişte koymuş bunun içine.
Mikropluyla çirkin olan sunulur
Nasıl bilmiş girmiş onun içine.
Her şey yaratılmış yerli yerince
Eski bayramlar derken; aslında özlem neye?
Bayramlar mı? Ve yahut çocukluk mu? Özlenen
Bugünkü çocuklar da, günü özler seneye
Belli ki bayram değil, giden ömür gözlenen.
Ramazan yaklaşınca, hazırlıklar başlardı;
Evi telâşe sarar, Anam yufka haşlardı.
İki, üç en güzel Kaz, hapsedilir kümese;
Mısır ile beslenir, eğer tilki görmese.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!