Şair Salih Sarıkaya, hayatı, insan ruhunu ve anlam arayışını merkeze alan şiirler yazar.
Şiiri, bireyin kendisiyle ve içinde yaşadığı dünyayla kurduğu ilişkinin izini sürme biçimi olarak görür.
Metinlerinde insanın yakınlık, kopuş ve aidiyet deneyimleri; bireysel yaşantının toplumsal dokuyla kesiştiği yerlerden ele alınır.
Şiiri, bir ifade biçiminden çok, süren bir fark ediş ve dönüşüm yolculuğu olarak sürdürmektedir.
Neden ağlar ki bir insan
Gülmenin doruğundayken, ânsızın?
Nedir adı, her an değişen
Üzerime sinmiş bu garipliğin?
Neydi adı,
beni bağlayan kimyanın?
Bazen yoğun,
kimi zaman belirsiz…
Zaman duruyor bazen.
Bir bakış geliyor aklıma.
Ânı yakalamaya çalışırken
gözlerinde yürüyorum,
zamanın ötesine.
Kendimden vazgeçme eşiğinde
teknenin önünde durdum öylece.
Ve suya baktım
Bir şey kıpırdadı kalbimde
Ve şimdi,
Nedir kalbimdeki bu dinmez ürperti?
Bir sessiz uyanış mıdır bu ince sızı?
Nedâmet sandığım o titreme,
Aslıma çağırır içimdeki özü.
İçimde dağılan bir yer var,
Derinlerde saklı.
Görmeye cesaret edemediğim,
Adını koydukça uzaklaşan.
Ufacıktın…
Bir mum gibi ışık saçmaktı derdin,
Ama eridin, sessizce…
Belli ki,
bir tohum kaldı içinde,
Şimdi bir gece yarısı.
Eski bir dosya var önümde.
Yıllardır kapalı sandıklarda
yanımda taşıdığım.
Üstünde kendi adım yazan,
hiç bakamadığım.
Nerden bileydim,
avucumda sandığım
meğer gölgeden öte değilmiş…
Parmaklarım çözülünce
ışık düştü
Kalbi yorulan bütün genç annelere…
Bilirsin,
Büyük cümleler söylemek değildir benim işim.
Yine de,
Kalbimde biriken sözlerim var sana.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!