Kapanırken yavaşça göz kapakların,
Benliğin terk edip giderken aklını,
Kuytu bir yerdesindir.Açtığın kapı,
En yakın şehridir kaçak uykuların.
Bir rüyâ belki,ayrılık kadar uzun,
Son zamanlar bende bir insan büyür;
Beslenir öz benliğimden sanki.Ah!
Başka bir insan kadar güçsüz görür
Ki,yatar kalbimde eski bir günah.
Ansızın baksan,kim desen cüssendeki
Tek utancımdır derim:’’Öfke bu,kin! ’’
Hasret dolu yılların kendisiymiş,ne bilsin,
Dün yangına verdiğin kaygısız bekleyişler.
Ey meçhul eden zaman,sen kıyamet değilsin!
Velhasıl ağır gelen,sendeki iz ve düşler…
* * *
Varlıkta mahal kurup gâibte zaman ayan,
Kalbimdeki sırdır hem,terk etmeyen uktedir.
Cânıyla bakan değil,mahlûkatı anlayan,
Ukteyle duran kalbi sevk etmeye muktedir.
Öylece dur! İzle bütün alemini göklerin
En güzel iklimini vermiş Hak,güzel ülkene.
En büyülü resmini târihteki tüm izlerin
Ülkene bakmış çizerken,resmeden eller,yine.
Gizliyor esrârını hâlâ,ta semâdan beri;
Bir takım insan niçin ağlarsa kalben,
Kim için akmışsa gözlerden o yaşlar,
Aynı hicrân,aynı aşk,hep aynı yerden:
Hep bir ağızdandır ulvî haykırışlar.
Târihin nakşettiği bir sevgidir ki,
Sabahın ufkuna bir düş gibi yerleştiğin an
Göreceksin; güneş aksinle beraber doğacak.
Kara bir defteri tek,tek kapatırken hatıran,
Yüreğin mutlu ve sarhoş:ne hayaller kuracak.
* * *
Hangi zaman ola ki beni senden ayıran,
Hep yırtılan hayâtı,hasretinle yamadım.
Cân vermiştim halbuki,neydi içimde duran?
Sensiz gelen yıllara ben burdayım demedim.
***
Her gecenin ufkuna sürgü çekip uyumak,
Aşkı tüm kalbinle dinle,sev yine,
Hellen ol,germen veyâ bir İngiliz;
Târihin göz nûru kim,rüyâsı ne?
Biz ki târihten ziyâde milletiz.
Hak bilen yurduyla bin defâ güzel,
Her nefes bir başka seyyahtır,gider,
Tâ rüyâlar vâdisinden kalkarak…
Kaç alâmet uykudan ihbâr eder,
Bağlanır kendiyle kul,gün sayarak...
Bir doğan yoktur ki bâkîyim desin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!