Zamansız çiçek açmıştım aşkın bağında
bir rüzgar esipte savurdu beni
leylanın saklandığı faran dağında
bir bakışı yakıp kavurdu beni.
Zaman sana küstü, sen zamana
gülüm tazeydi gülüşlerin, sustu ilk bahar
bir seher vakti depreşir içimde hicran yarası
hiç bir ateş yakmadı içimi bir zemheri kadar
Safi gülüşlerinden topladığım bir demet zambak
Zemzem bakışların, ok kirpiklerin
Gözlerin ki berrak nehirden derin
Yağmurdan yeni ayrılan gözlerin
Aklımı başımdan aldı ne çare!
Bir gül destesiyle adın koydular
Turnaların kanatlarına yüklü dağlar
dağların doruklarında boran kar
Zincirlenmiş kelimelerden kan sızar
mahkum edilmiş ellere gül bırak
ben bu çöllerde acemi çırak .
Yürekten süzülen düşermiş dile
Duygular sığmadı söze sevdiğim
Yollara düştüm de besmele ile
Vuslat'ım görünmez göze sevdiğim.
Hicrana dokundum bir tatlı yara
Bakışlarından bir gül düşür yüreğime!
Nazenin bülbüller feryada başlasın.
Yırt gecenin efsunlu perdesini!
Ve sonra yıldızları diz sıra sıra!
Öyle ki kör bir nokta kalmasın.
Nereye baksam hep o kare
Yüklense de üstüme dert ile hüzün
hayallerime düşer hep aydınlık yüzün
bir duru su misali o naif gözlerin
gönül tarlamın has çiçeği gülüşlerin.
Dudağında biten hangi çilek kırmızısı
Rüzgâr kulağıma eğildi bir dem
Sözlerinden öptüm yine zamanın
Ahu zarımda tüten eski özlem
Gözlerinden öptüm yine zamanın.
Aynalar muhasip, aynada bir ben
Zaman ne tez geçti güze düştü dem
Mevsimler üşüdü, gözümde o nem
Dilimde titreyen, hep aynı sitem
Ömrümüz çıkar mı yaza sevdiğim?
Siyah beyazdır mazi, bu dilim lal
Zaman çöküyor içime aniden
Uzaktan bir ışık yaksan ne olur
Bir selam olsun sana bu faniden
Bir daha yollara baksan ne olur
Semada ışıldar merih yıldızı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!