Ne zaman ki çıksam bir sana doğru
Yüce dağlar yol vermiyor sevdiğim
Seni unutmayı bir an denesem
Yüreğime el vermiyor sevdiğim.
Zaman ki dürülmüş içimde bekler
Zamansız çiçek açmıştım aşkın bağında
bir rüzgar esipte savurdu beni
leylanın saklandığı faran dağında
bir bakışı yakıp kavurdu beni.
Zaman sana küstü, sen zamana
gülüm tazeydi gülüşlerin, sustu ilk bahar
bir seher vakti depreşir içimde hicran yarası
hiç bir ateş yakmadı içimi bir zemheri kadar
Safi gülüşlerinden topladığım bir demet zambak
Zemzem bakışların, ok kirpiklerin
Gözlerin ki berrak nehirden derin
Yağmurdan yeni ayrılan gözlerin
Aklımı başımdan aldı ne çare!
Bir gül destesiyle adın koydular
Turnaların kanatlarına yüklü dağlar
dağların doruklarında boran kar
Zincirlenmiş kelimelerden kan sızar
mahkum edilmiş ellere gül bırak
ben bu çöllerde acemi çırak .
Çaresizim bir şey gelmez elimden
Gözlerim hep seni arar sevdiğim.
Sevdan ile yaralanmış dilimden
Bir alevdir beni sarar sevdiğim.
Aşkı sorsalar seven bir cana
Yıllardır seslendim gönül dağına
Feryadımı söze verdim sevdiğim
Ne güller ektirdim gül dudağına!
Bir adını yaza verdim sevdiğim.
Bir çoban yıldızı düşer yönüme
Gölgeler uzamış dünden günüme
Beyaz bir güvercin konar önüme
O yârin muştusu bu mudur nedir?
İçimde inleyen sanki bir ney'dir
Saymadım ne kadar zaman geçti aradan
yolun düşerse bir çay korum tazeden
konuşuruz belki yine havadan sudan
yine gözlerine bakarım ürkek ürkek.
Seni bilmiyorum ama
Hey hât! bu fani çöllerde Leylâ arama!
Mâsiva ki katran döktü derin yarama
Her sevdanın yâdı, bir visali var ama
Dön yüreğim dön, O bakî sultâna doğru!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!