Şah-ı Merdan Ali, ilmin kapısı
Ona kurban olsun canın hepisi
Cümle canlar ondan alır tapusu
Muhabbete muhtaç eyleme bizi
Hasan zehir içti, Hüseyin susuz
İçeri girip mahpus olmak, bir duvar dibi,
Güneşin yüzüme hasret kaldığı zindan.
Demir kapıların uğultusu, bir ölüm gibi,
Soluk bir nefesle beklemek o fermân.
MÜHÜRLENMİŞ VESİKA :
Hakikat şehrine vardım varalı,
Gönül defterimi açtım okurum.
Ezelden ebede hükmü sıralı,
Aşkın kitabını seçtim okurum.
MÜHÜRLÜ DERT
Koydun önüme aşılmaz dağları
Kopardın gönlümden yeşil bağları
Geri gelmez artık gençlik çağları
Git diyorsun ama yol bitti bende.
Mühürlü Sır
Öyle bir sır ver ki bana, ne dilim bilsin ne de aklım,
Sadece kalbimin en kuytu, en derin odasında kalsın.
Kilit vurayım tüm kapılara, unutsun anahtarı ellerim,
Mühürsüz Arzuhal
Gönül defterine derdimi dizdim,
Okunmaz satırı, dilsiz arzuhal.
Hasretin narıyla canımdan bezdim,
Sunulmaz kapıya, pulsuz arzuhal.
Mustafa Yenilmez’e
Ah benim güzel kardeşim, emek savaşçım,
Hayat mücadelemde yükselme taşım.
Elim, ayağım, gözüm, kulağım, canım yoldaşım,
MUTLAK HÜKÜM
Gel ey akıl putuna mağrur olan can
Ten dediğin bir emanet, bilesin
Mülkün sahibi çekince o an
Kendi adını dahi silesin
Medet mürvet deyip düştüm yollara
Şah-ı Merdan Ali, söyletme beni.
İhlas ile sarıldım ak kollara
Nalan’ım çağlıyor ağlatma beni.
Hasan’ın sabrıyla yansın bu özüm
📜 Nasihat Çerağı 📜
Yüzüne gülen her kişiyi dost bildim sanma,
Birkaç yaldızlı söze kanınca akıl oldum sanma.
Gösterişe aldanıp servete tapınca zengin oldum sanma,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!