Ne bir yer bildi ne de zaman,
Ne bir yön bildi ne de bir mekan,
Sevda dağlarına yol oldu bu can,
Masum yüzlü bir güzele vuruldu gönlüm.
VUSLATIN SONU
Şafak vakti duman çöktü dağlara,
Zulüm pençe attı taze bağlara,
Haber salın gittiğimiz çağlara,
Gönül yandı, kara bağra dayandım.
Vuslat Yolcusu
Ezelden ebede bir gizli yoldur,
Gönül köprüsünü geçtin mi canım?
İnsan dediğimiz garip bir kuldur,
Gönül köprüsünü geçtin mi canım?
YALAKA
Hakkın kapısında kul olmayı bil,
Zalimin önünde dil olmayı bil,
Mazlumun gözünde sel olmayı bil,
Sükût eden diller, laldir yalaka.
Yalan:
Pazar kurmuşlar mertlik satarlar
Sözlerinin içine zehir katarlar
Dost dediklerine taşlar atarlar
Gönülden gönüle izler hep yalan.
YALANCI
Dün gece dizimde yatan sen değil,
Yüzüme bakıp da gülen yalancı.
Aşkın pınarından tadan sen değil,
Gönül sarayımı talan yalancı.
YALANCI REİS
Güleryüz takınıp nutuk attınız,
Vatanı, milleti mal gibi sattınız.
Haramı helalin içine kattınız;
Sözün yalan, özün yalan yalancı!
Yalanmış Sevdalar
Ne kusur eyledim, sormadın bana,
Dert oldu hasretin, sormadın bana.
Senden gayrı sevmek günahsa eğer,
Eğreti sevdalar sarmadın bana.
YALANMIŞ YALAN
Ruhumdaki sızım yüreğimdeki talan
Her gün büyüyor açtığın yaram
Gelsede gitsem ecele sıram
Zamanla unutmak yalanmış yalan
YALNIZLIĞIN HÜKMÜ: DEDEM
Cihanın gürültüsü kalsın geride
Ben Hakk’ın katında kulum be dedem
Varlık davası yok bende, deride
Kendi küllerimde külüm be dedem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!