Birden bitiverir ıssız yollarda
Yazın kuş sesinde eriyen rüzgâr
Bir türkü yakar ki kuru dallarda
Sanırsın dal değil çürüyen rüzgâr
Hıçkırır yarlarda bir figan gibi
Bedevî âminlerim boyar dilimi bazen,
Elimin ayasında duâm Acem kınası…
Dönüyor burgu gibi içimde bir semâzen,
Aklımın saçağında son beyin fırtınası…
Kafasız enselerde kıllanıyor bakışım,
Değirmi bir ay gibi asıldı gözlerime
Terli avuçlarıma alamadığım yüzün…
Sonra saçların yağdı sönmeyen közlerime;
Saçların ki, ruhumdan çekilen sırma hüzün,
Saçların ki, bir dünya içimde darmadağın,
Saçların ki, o en tiz meyanı türkümüzün,
Bu akşam yine sensiz Boğaz’ın aynasında
Sönüp giden bir günün o solgun çehresi var
Güneşin tunç tasında
Islanan altın sular
Bir anın ortasında
Ayrılacak birazdan mor ile laciverde
İçimi almıyor dışımın kabı
Sustu ilk çığlığım son emelimde
Hangi sesi arar ölüm mızrabı
İkide bir kopan nevâ telimde? ..
Bir papatya gibi açar elimde
Emerdik şahdamarından her gece
Yıldızların sularda en şûhunu
Koynumuzda öldü son Kervankıran
Giyinip en fettan kadın rûhunu
Bazen dağ gibiydik som delikanlı
Can özüdür mayası dünyanın
Can simidi arar can denizinde
Kan suyuyla döndükçe değirmen
Can mı dayanır ölüme
Börk gelmiştik fes gittik
Çığlıkların en tizinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!