Önce kuşlar terkettiler bir akşam
dikenlere serilen o yorgun maviliği
sonra ağaçlar yürüdü apansız
dudağı uçuklamış gecenin sahiline
bir martı denizini içiyordu dağların
damlıyorken sulara bir martının iliği
Onlar ki, kibrin gözüne melâmeti mil ettiler;
Süzüp tevazu tülünden, sevgiyi sebil ettiler…
Onlar ki, Hak dergâhında ve Süphan’dan yanaydılar;
Kırşehir’de Hacı Bektaş, Konya’da Mevlana’ydılar…
Onlar ki suruydular o küheylan atların
Kaç kez geçip gittiler üstünden sıratların
Onlar ki can börküne takılı tuğ idiler
Gâhi birer sergerde gâhi Başbuğ idiler
Onlar ki gönlümüze bağlar dillerimizi
İnleten onlardır hep gönül tellerimizi
Onlar ki bir nağmeyi süzdüler bin târiften
Melekler meşkeylemiş sanki Hacı Ârif’ten
Onlar ki bin sabırla bir düğüm çözerlerdi
Onlar ki tek bir sözü dokuz kez süzerlerdi
Onlar ki seferlerde şimşek gibi çakarken
O İlâhî sevdayla mestane gezerlerdi
Onlar ki özlerinde tükenip yiterlerdi
Ne güzel ölmüştük son kez
Dantellerken sahilimizi o sevda fiyordu
Kıskanmıştı bu ölümü nice ölümsüzler
Bu ölüm öncekilere hiç benzemiyordu
Ne güzel ölmüştük son kez
Cemreler yürekten yüreğe atlar
Göğerir bastığın yer öğretmenim
Düştükçe binlerce tomurcuk patlar
Alnından bir damla ter öğretmenim
Dağlar koşar gelir eğer gel desen
Yetti gayrı canımıza be derviş
Yetti kanadını yolduğun kuşlar
Neden bunca hendek bunca yokuşlar
Yel eser yol menziline gidermiş
Yetti gayrı dere tepe sürdüğün
Nedense tek kelime kalmaz aklımda
Yıldızlara söylettiğim türkülerden
Ezgiler kara bir kan gibi sızar
Dudaksız ağzının kenarından gecenin
Bir ses duyarım yürekte damıtılmış sızı gibi
Bu ses ki karanlığın kafatasından gelir
Ödünç özgürlüğümü ürkütüp de geceden
Ödlek özlemlerime son darbeyi vurdu gün
Kadife umutlardan ibrişim düşünceden
Fiyort sevdalarıma dantelalar ördüğün
Dolunaylı geceler şimdi çok uzaklarda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!