Sabah olduğunda
evin duvarında
duran saati fark ettim.
Akrep yerinden kıpırdamıyordu.
Yelkovan da.
Ama evin içinde
bir şey sürekli ilerliyordu.
Belki zaman değildi bu;
insanın kendinden
uzaklaşma biçimiydi.
Bir insan
hangi anda yaşlanırdı?
Yüzüne ilk çizgi düştüğünde mi,
yoksa çocukken inandığı
bir şeyin artık doğru olmadığını
anladığında mı?
Saate yaklaştım.
Camının altında
ince bir çatlak vardı.
Parmağımla dokundum.
İçeriden
çok uzaklardan geliyormuş gibi
bir çocuk sesi duyuldu.
“Daha erken.”
Kim söylemişti?
Bilmiyordum.
Belki bendim.
Belki de
henüz kendisini kaybetmemiş
o eski hâlim.
Saati duvardan indirdim.
Arkasında
küçük bir boşluk vardı.
Boşluğun içinde
tozlanmış bir anahtar duruyordu.
Bazı anahtarlar
kapı açmak için değil,
insanın neyi kilitlediğini
hatırlatmak için saklanırdı.
Anahtarı avucuma aldım.
Paslanmıştı.
Çocukluğumdan beri
ilk kez
bir şeyin beni beklediğini düşündüm.
Ama insan
geçmişte bıraktığı bir şeyin
hâlâ onu beklediğini düşününce
neden sevinemezdi?
Belki çünkü
bekleyen şey
aynı kalmamıştı.
Belki de
değişen yalnızca
ona dönen insandı.
Koridora çıktım.
Duvardaki eski aynada
bu kez yüzümü gördüm.
Ama gözlerim
benden önce eve dönmüştü.
Uzun süre baktım.
İnsan kendini
neden en çok
kendisine benzeyen yabancıda arardı?
Ayna cevap vermedi.
Yalnızca
arkamda duran saati gösterdi.
Saat çalışmaya başlamıştı.
Bir saniye.
Bir saniye daha.
Ve o anda anladım:
Zaman durmuş değildi.
Ben
aynı yerde kalmıştım.
Pencereyi açtım.
Dışarıda çocukluğumun geçtiği
eski yol uzanıyordu.
Yolun sonunda
kimsenin yaşamadığı
bir ev vardı.
Ama bacasından
ince bir duman yükseliyordu.
Bir insan
kimsenin yaşamadığı
bir evde
neden ateş yakardı?
Belki bazı evler
insan gittikten sonra da
içimizde yaşamaya devam ederdi.
Anahtarı cebime koydum.
Yola çıkmadım.
Çünkü bazen
insanın gitmesi gereken yer
uzakta değildir.
İnsan yalnızca
kendi içine giden yolu
yıllarca yanlış yönde yürür.
Saat çalışıyordu.
Ben yürüdüm.
Ve ilk kez
zamanın peşimden gelmediğini,
içimde bir yerlerde
beni beklediğini hissettim.
Belki dönüş
bir yere varmak değil
insanın kendinden
kaçmayı bırakmasıydı.
O, zaman sorulacak
başka bir soru kaldı:
İnsan kendinden kaçmayı bıraktığında
karşısına gerçekten
kendisi mi çıkardı?
Yoksa
yıllardır sakladığı
ve adını bile unuttuğu
başka biri mi?
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 17:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!