Sordum esip gelen yele: Ne haber getirdin?
Nerelere uğradın, ne dedin, neler gördün?
Otur şöyle, serinliğini içimi sardın.
Nemli kalemim versin hakkını koşuğunun.
Aramayın ne bir mekanda ne anda varım;
Orada, bulutların da ardında yaşarım.
Rüzgâr bağdaş kurdu yüreğimin ortasına
Dedi: Nemimi kapman çok normal, sözüm ona
Bulutlar olmasaydı bilir miydi mizana?
Çorak gönüllüler! Hükmü yoktur buyruğunun.
Aramayın; ne bir mekanda ne anda varım;
Orada, bulutların da ardında yaşarım.
Burada olmam, sevgiliyi arzulamandan.
Bulutlar kadar saf, sema kadar geniş; handan.
Esenliği Yaradan’dan; İşte, işte bundan
Özlemim ve duymam kokusunu maşuğunun.
Aramayın; ne bir mekanda ne anda varım;
Orada, bulutların da ardında yaşarım.
Vara vara depreşti hasretim; hicrandayım.
Yaralayan avcıyı nasıl tarif edeyim?
Vuruldukça avlağı tattım; müjde diyeyim.
Bir kez öldüm şimdi vaktidir sonsuzluğunun.
Aramayın; ne bir mekanda ne anda varım;
Orada, bulutların da ardında yaşarım.
04.02.2022
Mesut TütüncülerKayıt Tarihi : 19.07.2026 09:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!