Kayıp duyguların çığlığına açıyorum gözlerimi,
Her gecenin derin kuytularında yankılanır sesin,
Gölgenle dolup taşıyorum boş sokaklarda,
Aşkın kıyameti, bir titrek nefes gibi yanımda.
Yalnızlık, bir yudum su gibi boğazımda düğümlenir,
Yüreğimde saklı bir hasret rüzgârı,
Sokaklarda hatıraların,
Bir zamanlar yeşil düşler kurduğumuz,
Şimdi yalnızca gri gölgeler peşinde.
Bir akşam üzeri, umutların kıyısında,
I.
Bir tılsımın ipinde asılı kaldım,
yorgun bir bedenden düşen bir cümle gibi,
nefesimde eski bir mantra saklı,
tekbirin yankıları titrer karanlıkta,
kaybolmuş ritüellerin izinde sürüklenirken,
Göğün yarasında bir çığlık kopar,
Sessiz, anlaşılmaz, kimse duymadan.
Bir çocuğun düşü, henüz yarım kalmış,
Oysa rüyasında bahar kokusu vardı.
Rüzgar savurur paramparça hatıraları,
Tozlu yollarında başlar hikâye,
Ayak izi bırakırız arkasında,
Ama rüzgâr alır götürür izleri,
Biz göçeriz, her seferinde bir parçamız yitik.
Gözlerinde, hiç sönmeyen bir hüzün var
Her gece yeniden doğan bir acı
Kırık dökük umutların arasında kaybolmuş
Yürek, öyle bir yangın ki
Hiçbir yağmur dindiremez artık.
Düşlerim, kapılarını aralamadı bir daha,
Her bir köşesinde bir hatıra asılı,
Bir sokak, bir ağaç, bir zaman,
Yitip giden sevinçler, kaybolan gülüşler.
Gözlerim, kederin gölgesinde kaldı,
Bir zaman vardı, hatırladıkça tükenir gibi,
Kalbimdeki yaraların gölgesinde durduğum,
Saklı kapılardan geçtiğim, kendi suretime bakmadan,
Bir düş gibi, ama hep kırık dökük, hep yarım.
Bir fırtınaydı geçen, saçlarımı savuran,
Bir mezar kadar sessizim bugün,
İçime toprak doldu da sustum.
Dost dediklerim kürekle geldi,
Kimi cesedimi örttü, kimi hatıramı kazdı kustum.
Kendime uğramayalı çok oldu.
Aynaya bakınca gözlerimi değil,
yorgun bir kalabalığı görüyorum artık.
Bir asansör boşluğunda unutulmuş bakış gibi,
içimden düşüyorum çoğu gün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!