eridik, eriyenlerle birlikte
ilk yağan, kirli kar gibi
savrulduk, çaresizmiş gibi
başıboşluğun yörüngesine
bir kaya kadar olamadık
Dinledim kuşları ağlaşıyorlar
Dertlerini güllerle paylaşıyorlar
Baktım ki has güller sararıp soldu
Boyunları bükülüp gözleri doldu
Bir anda gülistan oldu harabe
Üzüldüm onların bu hallerine
Buderdin ilacı bildim bir ahu efgan imiş
Bu yola giren kişinin hep gönlü viran imiş
Bu yolun eri durmazmı her hali seyran imiş
Sultan tacı takan değil asıl Aşık sultan imiş
28.03.98
Aksın fırat yine bu gün delicesine
Gözlerimden tutup aşk ötesine
Seccadesi ıslak bir sultan gelsin
Yüregimin yorgun yanık sesine
Tih çölüne yağan dualı yağmur
Kavuşacak sana bazı aşıklar
Bense bakıyorum hep garip garip
Gözde nemler boğazda hıçkırıklar
Sustum yutuyorum hep garip garip
Hak bağından uzakta, garip kelebekleriz
Bazen kötülüğe dost, bazende melekleriz
Yalnız kaldığımızda hicrana emekleriz
Dost kıymetin bilmeden, vefakarlık bekleriz
Ben ben idim seni
Ben görmeden önce
Sonra gördüm seni
Ben sen oldum önce
Gitme eyy! ...
Geceleri gözümde toz pembe bir düş olan
Dudağımda ismiyle buruk bir gülüş olan
Göklere mana katan bir gökkuşağı gibi
Leyla'lar diyarına yeni bir dönüş olan
Mehtaplı gecenin son saatinde
İşte aşk kervanı kalktı gidiyor
Hülyalı bir günün şanlı vaktinde
Hilal gümüş peçe taktı gidiyor
Sevdalı bir nefes atıp ardına
Mor bir ışık huzmesi yansıdı gözlerime
usul usul yol bulup tırmanmış yüreğime
Öyle bir parlayışla parladı ki içimde,
Ebedi efkarımın yangın yeri güverte;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!