Ruhun Teninde Son Sükut Şiiri - Enes Yak ...

Enes Yakıştır
80

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Ruhun Teninde Son Sükut

Gönül tahtı virandır bugün, ne bir sadâ ne bir nefes gelir,
Bu zifiri hücreme, asırlık şairlerin feryadından bir ses gelir.
Bastonumun mermere vuran her darbesi sinede bir dilsiz hançer,
Canan cana bigânedir, can ise arzuhâlini arşa çeker.
Beş harfli bir mühürle mühürlendi derya, sustu bendeki cümle kelâm,
Hacer makamına eremedi bu ruh, kıyamete kaldı ulu vuslat ve selâm.
Görmemek bir rüya imiş meğer, asıl pranga o duru sesin bıraktığı izmiş,
Yakınken fersah fersah ırak olmak, şairlerin ömrünü tüketen o sinsi gizmiş.
Tam yüz yetmiş altı gündür bu zifiri zindanda kıvranır durur canım,
On dokuz aralıktan bu yana, sitemle karıldı ekmeğim ve dertli kanım.
Takvimler dürüst değil, her geçen saat sinemde mermer sabrımı yontar,
Yüz yetmiş altı yıllık bir kıştır bu, hangi terazi bu ağır sızıyı tartar?
Bir gölge boyu mesafede, yabancı seslerin tam orta yerinde durdum,
Dolaylı fısıltılardan kendime gizli, mühürlü bir vuslat yurdu kurdum.
Belki bir karşılık, belki dilsiz bir meyil... Ya da kapandı kapılarım büsbütün;
Aşk bir perde olup örtmüştü algımı, meğer serapmış ardı o dumanlı tünün.
Çıkışta dilsiz bir boşluk kaldı geriye, ne bir işaret ne adanmış bir veda,
Gelmedi o beklenen nefes, yankısız kaldı sarsılan o son dar deryada.
Kendi hülyamla süslemişim meğer bu hüzünlü, bu katıksız enkazı,
Bir 'hiçliğin' koynunda bıraktın beni, ey kalbimin dindiremediği ince sızı.
Fuzûlî gibi yandım bu aşkın nârıyla, dermanı dertte aradım her gece,
Eridi mermer sabrım dilimde mühürken o ulu, o dilsiz gizli hece.
Kör kuyularda Yusuf gibi beklemekten yoruldu bu yorgun dertli beden,
Bir bakışın mahremiyle savruldu ruhum, sormadım dönüp "bu ceza neden?"
Sığ suretlere aldanan cihan bilmez, kalbin parmak uçlarında kanayan ahını,
Ben her gece kendi külümle sıvadım, bu yıkık gönül şahnişinini, şahını.
Ey benim şems-i mâhım, sükûtunla yıktın göğsümde ördüğüm o dürüst hisarı,
Kış ortasında dondurdun, umut çiçekleriyle beklenen o ebedi baharı.
Gayrı ne bir mısra yanar bu sinede, ne de bu fani tenden bir sızı kalır,
Taş kalpli mülkiyet sahibinin önünde, yorgun ruh boynunu sessizce eğir.
Karanlığın en dürüst şairi der ki; bu çaresizlik sığmaz hiçbir divana,
En acı, en soyut sitemle mühürlendi bu ömür, yazıklar olsun bu devrana...

Enes Yakıştır
Kayıt Tarihi : 13.06.2026 10:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!