Erzurum'un bende çok güzel hatıraları vardır. 25 yıldan fazladır, benim için hüzünlü bir zaman diliminde onun o meşhur kışında kendi isteğim dışında bir başıma, parasız pulsuz, mutsuz ve umutsuz yolumun düştüğü bu şehir, bu güzel, yiğit ve mert şehir benim elimden tutmuş ayağa kaldırmış, zor bir kışı kolay kılmış beni bahara ulaştırmıştı.
O bahar; bir Ramazan günü hem biraz zaman geçirmek ve hem de kış boyunca merak edip de bir türlü gidemediğim Çifte Minareli Medrese’yi, hemen yanındaki Ulu Cami’yi gezip görmek istemiştim. Kaldığım yere de çok yakındı.
Taş mağazalardan yukarı doğru geze geze vardım önüne. Muhteşem görünüyordu ama sanki o da benim gibi yalnız, sanki öz vatanında gurbette ve sanki biraz da hüzünlü gibiydi.
akşam olur akıl susar dil anlatır kalp dinlemez
kıvrım kıvrım yollar gibi uzar gider yalnızlığım
gün görmemiş bu sevdayı çoktan sattım yok paraya
neden böyle söyle gönül bilmez misin umarsızım
bekledi
kendini bildi bileli bekledi
neyi beklediğini hiç bilemedi
ve sonra öldü
niçin öldüğünü bilerek
“Haydi, gir içeri, dedi adam, üşüyeceksin. Üzerinde bir şey yok. Zaten çok geç oldu uykun da gelmiştir artık.”
“Hayır, dedi kız, hiç uykum yok. Öylesine mutluyum ki bunu kelimelerle anlatmam mümkün değil. Çocukluğumdan beri kurmuş olduğum hayalin gerçekleştiği an bu an. Seninle evlenmenin ilk adımını attım.”
Bir filmde geçiyordu bu konuşma. Kızın evinin önündeydiler henüz nişanlanmışlardı. Gerçi nişan adamın açısından çok hüzünlü geçmişti ama kız gerçekten de çok mutluydu.
su uyur mehtap uyur can uyumaz
aşık sazın susturur yürek uyumaz
kaldım gurbet ellerde bir başımayım
gözler uyusa da ruhum uyumaz
"Çocuktum, ufacıktım. Top oynadım acıktım. Dalda buldum bir erik, onu kaptı bir geyik." diye başlar tekerleme dağa, ineğe kadar giderdi.
Hatırlayanlar olacaktır.
"Şimdi nereden geldi bu tekerleme aklına?" diyenler için söyle ifade edeyim.
İnsanoğlunun en çok başvurduğu şeylerden birisi de boş işlerle uğraşmasıdır. Olur, olmaz yerde ve zamanda, olur olmaz konuşmak neredeyse sıradan olaylar oldu günümüzde.
Derler ya “İnsanın yapacak doğru dürüst bir işi olmayınca diline vururmuş”. Özellikle de sanal âlemde bedava laf üretmek daha kolay olduğundan doğru dürüst konuşmayı bile beceremeyenlerin, insanların başına filozof (!) kesilmeleri ise bu kısa yazının konusu değildir. Konumuz bildiğini doğru dürüst anlatmakla sınırlıdır.
Bu dünyanın hay huyu içinde yeri ve zamanını iyi belirlemek koşuluyla kişinin, başkalarına söyleyeceği bir sözünün olması güzeldir. Güzeldir de, söyleyeceği sözün ifade etmiş olduğu şeyi kendi hayatına mal etmemişse zaten hiç söylememelidir. Çünkü sözler hareketlerle desteklenmiyorsa hiçbir kıymet ihtiva etmezler.
Bizler çocuklarımız için varız.
Hayatlarımız onların hayatlarına bağlı.
Onlar için her şeyimizi ortaya koymaktan bir an bile tereddüde düşmeyiz, düşmemeliyiz.
Her şey onlar için...
HDP'nin oklarını sürekli olarak Ak Parti'ye çevirmesi ve adeta kendilerinin bir numaralı düşmanları olarak görmesinin altında yatan asıl sebep Ak Parti’nin iktidara geldiği günden beri Kürtler lehine onların bile beklemediği oranda iyileştirmelere imza atması ve bunların devamını getireceğini deklare etmesidir.
Kürtlerin lehine atılan her adım mağduriyet edebiyatı üzerinden politika yapanların ellerinden bu kozu alacağı için HDP ve daha da önemlisi PKK'nın paniğe kapılmasına sebep oluyor.
Bölgede huzur ve refahla birlikte Kürtlerin varlıklarını kendi kimlikleriyle birlikte sürdürme imkânlarının artması ve bu imkânların giderek daha da gelişmesi yasal siyasetin (HDP'nin) değil ama yasa dışı girişimlerin önünü kesecektir.
Yatmaya hazırlanıyor. Vakit çok ilerlemiş. Evdekiler çoktan uyumuşlar. Kim bilir kaçıncı uykularındalar? Hava çok sıkıntılı… Uyku tutmamış, oyalanıp duruyor evin içinde. Gecenin ilerlemiş bir vakti olmasına rağmen gündüzki o nemli, yapış yapış sıcaklık hâlâ devam ediyor. Nefes bile almakta zorlanıyor insan.
Neden sonra “Biraz uyumalıyım,” diyerek yatak odasına yöneliyor. Yarın iş var ve onun erken kalkması gerekiyor.
Üzerindekileri çıkartıp yatak kıyafetlerini giyiyor. Lambayı söndürüp yatağa yönelecekken birkaç saniyelik müthiş bir uğultu, ardından gecenin karanlığını yırtıp parçalayan kızıl bir ışık doluyor bir anda karanlık odanın içine. “Ne oluyor? ” Demeye varmadan derinlerden, sanki çok uzaklardan geliyormuş hissi veren müthiş bir kütürtü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!