Varlığı ve var olanı yoktan var eden bir Yaratıcı’nın olduğuna iman etmiş birisinden yaratılmış olan her şeyin olduğu gibi, bahşedilmiş hayatın da bir sonunun olduğu bilincini taşıyor olması beklenir.
İnsan eğer bunu idrak etmemişse ya da idrak etmesine rağmen inkâra kalkışmışsa ve yahut hafife almışsa o kaçınılmaz son geldiğinde itiraf ettiği pişmanlığın hiçbir değeri olmayacağı aşikârdır.
Her zaman vardılar…
Ellerinde binlerce, on binlerce insanın kanı vardı. Bu kanı yaşadıkları toprakların dört bir yanına bulaştırarak iktidarları boyunca kafalarına göre düzenleyip yönettiler.
Güçlüydüler, mağrurdular, sözleri kanundu. İçinden çıkmış oldukları toplumlara yönetici oldular ama onlara hizmet etmek yerine zulmettiler, yeri geldi "çoluk, çocuk, kadın, erkek, genç, ihtiyar ayırmadan katlettiler.
“O kızdan bu eve hayır gelmeyecek,” dedi kadın; televizyon dizilerinden bir tanesinde oğlunun sevdiği kızla evlenmek istemesine kendisinin rızası olmadığını anlatmak için.
Daha başından oğlunun evleneceği kıza karşı çıkıp kabullenmeyen anne bu öngörüsünün gerçekleşebilmesi için elinden ne geliyorsa yapacaktır. Tersini düşünmek safdillik olur.
Anneler böyledir işte. Evlatlarının, özellikle de oğullarının üzerindeki otoriteyi kaybetmek istemezler ve sanırlar ki gelinlerini kendileri seçerlerse bunu sağlayabilirler.
kim kalmış ki bu dünyada ebedi
hani baban hani atan nerede
yalan dünya boşuna mı denmiştir
gelen gider gerçek böyle söylenmiş
gün gelir yaşlanırsın her tarafın dökülür
dişlerin damağından teker teker sökülür
ayaklar taşıyamaz o bedenin sürünür
bir tabutun içinde gideceğin yeri bil.
Gıybet, bir kimsenin ayıbını arkasından söylemek veya aleyhine konuşmak anlamında kullanılan bir kelimedir.
Türkçede bu kelimenin karşılığı olarak ‘dedikodu’ ya da ‘çekiştirme’ kelimeleri kullanılır.
İslam'da büyük günahlardan biridir.
sessizliği dinliyorum sensizlikte
ve sensizliği sessizliğin içinde
şarkılar kederli şarkılar hazin
ve hatıralar yüreğimde
hoşça kal canım
gittin madem
"Alkol gibi her günah sarhoş etseydi, nasıl ayakta duracaktınız?" Elbette alkolü savunmak değildir anlatılmak istenen. Bu sadece bir örnektir.
Alkol haramdır ve kullanan kişi Allah'ın yasaklamış olduğu bir şeyi yaptığı için günah işlemiş olur. Ama Allah’ın kulu için koymuş olduğu diğer yasaklar daha mı az günahtır?
"Az günahı az sanma, kime karşı işlenmiştir ona bak." denmiştir. Günah günahtır. Azı da çoğu da birdir. Her durumda kişi yaratıcısına karşı suç işlemiştir.
Seçim barajının adil olmadığı gerekçesiyle AYM’ye kim başvurdu bilmiyorum. Aslında çok da ilgilenmiyorum AYM’nin bu pası gol yapma çabaları da beni hiç enterese etmiyor. Keşke bu baraj kalksa… Kalksa da herkes bir rahatlasa.
Aslında barajla ilgili olarak daha önce çıkmış olan tartışmalarda Ak Parti ihmalkâr davranmayıp doğru bir tavır geliştirerek seçim sisteminde o günlerde bir değişikliğe gitmiş olsaydı bu günlerde yaşanan bu kıytırıktan tartışmalarla zaman kaybedilmiş olunmaz, ülke bu gün bedava bir gerginliğin içine itilmemiş olurdu. Ama kendisinin de işine geldiği için Ak Parti haklı olarak barajın kalkmasıyla ilgili olarak ısrarcı olmadı. İyi mi oldu? Doğrusu ya hiç iyi olmadı. AYM'ye yapılan bu kişisel başvuru küçük de olsa ülkede hiç yoktan yeni bir gerginliğe yol açtı.
“Herkes haklıdır, kendi baktığı açıdan. Peki, haksız olan kim? Elbette karşımızdaki…”
Bu şekilde düşünmek çözüm mü üretir, yoksa sorun mu?
Her türlü insani duygu karşısındakine de aynen yansır ve onda da aynısının oluşmasına sebep olur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!