Belki uzaklaşıyorum
Etrafımdaki herkesten.
Bir sandalda gidiyorum;
Sizce nereye? Neden?
Kapkara veya bembeyaz bir şeritte ,
Biz o iki yıkılmayan arkadaştık .
Sadece tektim on ikinci saatte;
Çünkü o ortadayken uzaklaşırdık .
İster miydi hayalperest gözlerim
Gözlerinde başkasını görmeyi?
Şimdi hayırdı sadece sözlerim,
Bırakmıştı belki de artık sevmeyi.
Bazen güneş gibi gelirdin bana,
Ne kadar karayel gibi olsan da...
Sensiz bir saniye geçmezdi; dünya,
Bana hapishane duvarı olsan da.
Kırmızı çatılı bir evde
Hayal ettim bizi.
Sen benim yanımda,
Gözlerimde mutluluk izi...
Sesiydi binaların ve ağaçların,
Kaderin pelerini üzerindeyken.
Umrunda değildi aciz piyonların,
Ruhsuz binalara hızla giderlerken.
Kör bir kasırga gibiydi
Sessiz hayatıma gelişin.
Ani ve çok tehlikeliydi
Etrafımda çember çizişin.
Yaşam yaşlı ve dayanıklı bir ağaçtı,
Yemyeşil o yaprakları insanlar...
Karanlık ölümler sonbahardı,
Doğumlar taptaze bir ilkbahar.
Gece gibi değil kışın hünkar annesi,
Çocuklar üzülmesin diye giymez siyah.
Pencerelerin o kadim ve içli sesi;
Kristallere bakıp bazen der ki: “Eyvah!”
Dönmeni istemiyorum artık,
Kırdım o bendeki zincirlerini.
Biliyorum, ikimiz de epey yandık;
Toplayamazdık artık küllerimizi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!