Genç yaşta kelimelerin gücünü keşfeden Râkid Aran, isminin taşıdığı felsefeyle sessiz ve derinden yazmayı seçti. Râkid’in durgunluğunu, Aran’ın kuytu sığınak sıcaklığıyla birleştirerek kendi şiirsel evrenini kurdu.
Eserlerinde aşkı, yalnızlığın asil duruşunu ve abandonment (terk edilmişlik) temalarının bıraktığı derin izleri işler. Kalabalıkların gürültüsünden uzakta, sessizliğin en güzel şiir olduğunu savunan yeni nesil, özgün bir kalemdir.
Işıktır okyanusun ortasında,
Bir çocuğun güzel gülümsemesi.
Karanlık veya hüzün çökse bile,
Mutlaka gelmeli onların sesi.
Bir gün ansızın her şey bitebilir;
Aniden biz, biz olmaktan çıkarız.
Belki bir anda geri döner eskiler,
Durup kendi halimize bakarız.
Rüyalarımı bölerdi senin o gür sesin,
Duygusuzca “ gidiyorum hoşça kal” derdin hep.
Bana kalırdı ızdırap gibi sensizliğin;
Düşündüm tüm gün, ben miydim asıl sebep?
Güneşli bir pazar gününde,
Belki aniden çıkarsın karşıma.
Kan kırmızısı güller elinde,
Belki uzatırsın kollarıma...
Sözünle davranışın tutmazdı birbirini,
Sen onu seçerdin, ben ise seni.
Aslında söylerdin sevdiğini, beni;
Öyleyse ben aşkındım ya o kimdi?
Bir tüy kadar hafifti o
Güneş kadar aydınlıktı.
Yağmur kadar değerliydi,
Yemek kadar insaniydi.
Farklıydı sıradan bir ışıktan,
Denizlerin tek hükümdarıydı.
Korkmazdı tüm dalgalardan,
Alışılmışlığın çok dışındaydı.
Belki uzaklaşıyorum
Etrafımdaki herkesten.
Bir sandalda gidiyorum;
Sizce nereye? Neden?
Kapkara veya bembeyaz bir şeritte ,
Biz o iki yıkılmayan arkadaştık .
Sadece tektim on ikinci saatte;
Çünkü o ortadayken uzaklaşırdık .
Sesiydi binaların ve ağaçların,
Kaderin pelerini üzerindeyken.
Umrunda değildi aciz piyonların,
Ruhsuz binalara hızla giderlerken.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!