Zaman insanları yakıştırır, buluşturur...
Saatler bazen de böyle gülümser
Olmaz olmaz demeyin! Her şey olur,
Dar ağacında çiçekte açar, bülbülde öter
Aristo Selami zembereği kırılmış saat gibi
Gündüz cepte konyak, akşam rakı masası
Deli manyak hallerinin adresi; kapalı çarşı
Hem esnaf, hem de filozof...Aristo gibi,
Düşünüyorum da yine yoksun be Selami!
Yine dükkanın camında sallanıyor kapalı yazısı...
Olmuş işte! Selami, bir gün sabah vakti çarpılmış,
Saat tozu mu, konyağın alametimi bilinmez,
Saatçi selamı koltuğunda uyuyakalınca
Bir elinde ince tornavida, bir elinde mercek..
Firdevs hanım bir peri gibi dükkanda belirivermiş,
Cam tezgaha vuruyor, güzel sesi çınlarken
zümrüt taşlı bir yüzük, sarı siyah gözlükleriyle
Uyan be adam! Bu ne hadsizlik
Şikayet edeceğim diyor belediyeye...Hayret!
Selami derin uykuda, saatsiz rüyalarda
Firdevs hanım, uykudan umudu kesmiş olmalı ki
İnce ve naif bir kol saati bırakmış masaya
Üzerine bir not; tamir ol, beni bul...
saat dediğimiz ince işçiliğin yollarında
Aristo Selami'nin muhakkak imzası varda
Uyanınca; bir nota bakar, bir saate, bir de kapıya,
Saat öyle narin, öyle ince...Taşları dökülür,
Bir metreden düşse parçalara bölünür
Bir hafta Selami'nin gözleri kan çanağı
Adım adım tüy gibi aletlerle bakar da bakar
Bu saat, Aristo'ya bir yerden tanıdık gelir,
Sanki bu saat Selami'ye bir şeyler anlatır.
Artık ne konyağa uzanır, ne rakı sofrasına oturur,
Aristo Selami ne böyle rüya görmüş, ne böyle gizem.
Bir saatin çarklarında bulmuş kaybettiği manayı
Düşünürken, çabalarken var olmuş Aristo Selami
Kadranın dışında bir tarih ve bir yazı...Hayret!
Aristo Selami'nin merceğinden şimdi anılar;
yirmi bir şubat, bin dokuz yüz altmış sekiz,
Peri Firdevs Karagül, üzümcü meyhanesi,
kalan teferruatlar ise, saygı ve sevgi
Bu ince işçiliği kimse yapamaz,
Bu süslü el yazısı taklit edilemez,
Yaşananlar; ne rüya ne de tesadüf olamaz...
Selami'nin mercekleri ıslanır hatırasından,
Yazı Selami'nin yazısı, peri gelmiş maziden,
Bir peri bu rüyalardan, rüyalar ülkesinden.
Selami'yi Aristo yapan sihrin adı oysa ki
Dokunmuş saatiyle o günlerde sihirli eli
Selami'ye gelince yine bülbül olup söyledi dili;
Firdevs'i unutmaya bir ömür yetmedi,
sarhoş rüyalarımda, uykularında geldi
arayıp bulmaya, bir vakitle, bir mazi
bir perinin hatırası mı, hatıranın hüznü mü
Firdevs mi yoksa acısı mı gerçeklere büründü
Eski adresleri aranmış, sorulmuş yok!
Yirmi yıl önceki fotoğrafından iz sürülmüş,
Gören, tanıyan, bilen de yok!
Selami felsefeye dalsa da o günlerde,
Aklı başında ne fikri var, ne de dükkanda biri
Zaman gelir geçerken, yelkovanlar tam tur,
Selami bir çare dükkana kapanır, bir de maziye...
Yine aldanmış, garip uykularına ve bir rüyaya
Üzümlü Meyhanesinde geziyor gençliği,
Firdevs geliyor, sarı siyah gözlükleriyle yine
uyan be adam! Bu ne hadsizlik!
şikayet edeceğim belediye diyor...Hayret!
rüya değil! Peri Firdevs'in ta kendisi bu
uyurken bir tedbir almış Aristo Selami ve bir not;
şarkımızı söyle, sen beni bul...
Bir kızıl goncaya benzer dudağın
Açılan tek gülüsün sen, bu bağın
Firdevs hanım; ince, narin notalarla konuşunca
Aristo Selami merceklerine inanamaz,
Rüyalarda sayıkladığı gözler ve şarkılar
Bütün saatler şimdi dört dörtlük bir ritim tutar,
Firdevs hanım söyler, Selami gözlerini siler.
Sarı siyah gözlüklerin ardında keskin bakışlar,
Selami bir kez daha uyuyakaldı, yetişin ahali!
Şimdi fısıldıyor kulağına Firdevs hanım;
Ben seni hep sevdim Selami, ben geldim!
İkinci kez uyanınca bir kolonya, bir mendil...
Selami ve Firdevs hanımın buluşuyor gözleri
Peri Firdevs Karagül, Aristo Selami...
Bu günlerde Selami, akşamları çay demler,
Firdevs hanım bize bu hikayeyi anlatır.
Siz duydunuz, dinlediniz, siz de varsınız
Felsefeye ne hacet...Aristo Selami!
Her saatin vardır, bir buluşma hikayesi
Alper Tunga 3
Kayıt Tarihi : 3.09.2026 18:41:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
saatlerin gerçekliğinden bir hayat hikayesi bütün kişiler ve kurumlar...Her şey, sevdanın kutsal duygusundan, ikincil anlamlarda sevdaya dahil, bütün anlamlar sevmekten, sevilmekten yana ve saatlerde kavuşmaktan...Şiirin dilinde ilham var gönüllerde asla ima yok!



