Pardon, bakar mısınız?
Az önce üzerine gölgenizin düştüğü yürek bana ait...
Öyle elinizi kolunuzu sallayıp çekip gidemezsiniz,
Size diyorum.
Gözlerinizdeki parmaklıkların ardına saklanmayın,
Saklamayın bakışlarınızın katil ruhunu,
Gizleyin kokunuzun kabadayı tavrını,
Acıtmayın duygularımı.
Çeker misiniz gülüşünüzü üzerimden?
Duymuyor musunuz beni? Vurgun yiyorum.
Derinlerde iç çekişlerim... Yapmayın,
İnme geçiriyor benliğim.
Müebbet yer cüretkâr yalnızlığım; etmeyin,
Azrail’e davetiye çıkarmayın gün batımında.
Sökmeyin içimdeki o sinmiş çocuğu;
Kaçamaz, takılır adımlarım.
Elimdekiler, geçmişin ürkek yaraları...
Sormayın içimdeki maziye dair ihtilali.
Bir kurşun da siz sıkmayın yorgun düşlerime,
Girmeden mezara, sancıyor adım.
Taammüden sevinçlere beni mahkûm etmeyin,
İzbe karanlıklardaki zifiri benim adım!
İlişmeyin sözlerime, hücrelerimde belirmeyin,
Hem mecbur muyum bilmeye?
Telaffuz bile edemezken üç harfi, amacınız ne?
Sarhoş olmak zorunda mıyım yıldızlı gecelerde?
Üstelik... Kadehimden yansırken güzelliğiniz,
Mecbur muyum ölmeye?
Kayıt Tarihi : 6.08.2026 14:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Mazide kaybolanlar




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!