Kanmak gibi
Ölmek, çaresiz feryadın eşiğinde
Karakuyu'nun başında bir başına
Herkes kendinden korkuyor
İkindiye beş kalmış
Arabalar peş peşe
İnsan deli midir, veli mi?
Durduk yere deli hiç söver mi?
Ne hayatta yaşayacak yaşı kalmıştır ne de hali,
Övünür mahalle etrafındaki halk, ahali...
Delidir, bilirim; ne yapsa yeridir, derler.
Değneğin ucu kendine deyince: hiddetlenirler!
Bu sana belki ilk belki son serzenişim
Belki dahası çıkar gönlümden belki daha da eksilir gövdem
Bana yabancı gelen bu şiirler, hikayeler, öyküler…
Kaçalım diyorum bu diyarlardan bir daha ölme pahasına
Beni anlamak adına bir kere de olsa ağla
Gözyaşları iyi gelir yaraya
Yaramı Güneşten yontmuş
Buzluklarda saklamışım
Ezberlemişim herkesi
Hatırlamamış birisi bile beni
Yıldızları cebimde taşıdım
Hiç hatırlamıyorum gibi yaptım
Biraz yeşil ve biraz da mürdüm
Ama en çok gök mavisi
Sonra da biraz gri
Neydi bunlar şimdi?
Ölmek hangi renk, dedi, içimdeki çocuk
Çok düşündüm
Gel sana göstereyim ömrümün mihenk taşını
Ezilmiş ruhum kaldıramamışım başımı
Yüzümde yüz bin katlı bir bina
İçimde sarhoş zerdüştler ve âmâ
Ağzımda kaç düğümlü küfür, boğazımda kaç el
Tanımadığım bir sürü insan eli var midemde
Selam sana sevgililer sevgilisi
Selam sana selamın nişanesi
Benim, adım Vahşi
Bu şiir yüzüne bakamamamın dile gelişi
Vuslatımı kimseye anlatamadım senden başka
Rüzgar Şarkımızı Söylemeden;
Sana şiirler söyleyeceğim ince kasvet sesimden
Sırtımdaki çuvalda hediyeler getirdim
Allah'tır gökten yağmur gibi inen
Islak kirpiklerim ve nasırlıdır ellerim
Kendimden gitmek istersin
Yine kendime geldim pervasızca
Yalanımla... dolanımla...
Her şair kendine anlaşılır
En iyi şiiri kendisi anlar
-çünkü saçmadır-
Ben yanarım bu şehirde
Küllerimden doğarım ama yanarım
Bıkmışım, usanmışım, ölmüşüm...
Ben daha ne yaşayayım!
Hayatın her kademesinde dibi boyladım
Kalktım etrafıma baktım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!