bir tek seni bildim eyyamın dengi
yağmuru görmesin gülünün çengi
gülbenzin olsun dağların rengi
bir katre suya muhtaç kalasın
ibrahimi bir ateşe düşesin
dileğimdir taa ciğerden y/anasın.
Bir aymaz çocuk var içimde, seni isteyen
Elinden tutup sana getiremediğim
.....ve göğsüme sığmayan bir kalp var, kan sızan
Sızıyı durduramadığım.
Öyle bir yerdeyim ki
Uzun uzun konuşmayayım diye dilimi kestim.
Harlı bir ateş çemberinden,
Karanlık bir cendereden geçtim.
Görünüşte Uzvum vardı lakin,
Ruhum karadelik girdablarında koyboluyordu.
Benliğimi saran yılan dilli sarmaşıklar,
ecelin en şeddelisiydi
gidişin,
fecr vaktine meftun,
sadrımı yırtan sabrım.
iki yakan bir araya gelmesin İstanbul.
Tüm benliğimi içine çeken bir anafor ve içimde dinmeyen bir fırtına...
Bende olan ne varsa yutuyor birer birer,
Öğütüyor dağ gölgelerimi sıra sıra...
Katledilmiş bir çocuğun benzi gibi soluğum,
Öylesine hoyrat, öylesine vakur,
Ve ekimin kızıl akşam duruşudur duruşum...
Ayrılığın en afillisini, hüznün en namussuz zaman dilimini yaşıyorum...
Gece rengi fonetik sesler,
Bölük pörçük uykular,
İnanmaya doyamadığım sahte duygular...
Bu benim son yara alışım...
Eyy soğuk rüzgârlar kaldırın beni,
Daha su akacak derdi selviye
Kanadında hasret kuşa sor beni
Harebe yurt kaldı ondan geriye
Yıkık viranede taşa sor beni
Ayrılık kasvetini zerk ettin cana
Bir kök sümbül ektim, yoluna
Dönersin diye gözlerimin ağına...
Ne zaman diye sorma,
Ben, sana böyle havalarda tutuldum, yorma...
sen,
emektar
tarlada evlek,
saban tutan el
süt sağan
orak çeken
yetmedi bu sevda kısa bir ömre
kaç kışı geçirdim düşmedi cemre
boyun büktüm artık gelecek emre
bahar görmeyesin, kışta kalasın.
bak gelip geçiyor irfanım-yazım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!